Ortadoğu Gazetesi

BIST
99,835
%-3,45
USD
5,7631
%5,50
EUR
6,5178
%4,74
Altın
244,0100
%6,04

Sabahattin Ali doğum gününde kendi sözleriyle anılıyor

KÜLTÜR SANAT / 2019-02-25

Sabahattin Ali doğum gününde kendi sözleriyle anılıyor

Bugün, edebiyatımızın en önemli kalemlerinden Sabahattin Ali’nin doğum günü. Kısacık hayatına başarılı eserler sığdıran Sabahattin Ali, doğum gününde kendi sözleriyle anılıyor. Özellikle Twitter profillerinde Sabahattin Ali’nin sözleri paylaşılıyor. İşte, Sabahattin Ali’nin hayatına ilişkin bilgiler ve eserlerindeki sözlerinden derlemeler…
 
Edebiyatımızın usta ismi Sabahattin Ali 112. doğum gününde unutulmadı. 'Değirmen', 'Kağnı', 'Ses', 'Yeni Dünya', 'Sırça Köşk', adlı öykü kitapları, 'Kuyucaklı Yusuf', 'İçimizdeki Şeytan' 'Kürk Mantolu Madonna' romanları ve 'Dağlar ve Rüzgar' adlı şiir kitaplarıyla tanınan Sabahattin Ali, 1907 yılında Edirne'de dünyaya geldi. 1926 yılında İstanbul Öğretmen Okulu'ndan mezun olduktan sonra öğretmenlik yaptı. İlk öğretmenlik görevini Konya'da yaptı. Öğretmenliği sırasında Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde yazmaya başladı. 
 
Yazarın kaleme aldığı şiirlerinden bazıları, Sezen Aksu, Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli, Ali Kocatepe gibi sanatçılar tarafından bestelendi.
 
Eğridere'de doğan Sabahattin Ali, ilk hikâye ve şiir denemelerine Balıkesir'de başladıktan sonra İstanbul'daki edebiyat öğretmeni Ali Canip Yöntem'in desteğiyle ilk kez Akbaba ve Çağlayan dergilerinde şiirlerini yayımlattı. 
 
Hayatının son yıllarında Türk milliyetçileriyle yaşadığı tartışmalarla da öne çıktı, Bu dönemde Aziz Nesin'le beraber çıkardığı Markopaşa dergisinde siyasileri eleştirmesi yüzünden çeşitli davalarla uğraşmak zorunda kaldı. Hakkındaki davaların aleyhinde seyrettiği bir dönemde Türkiye'den ayrılmak istedi ve Bulgaristan sınırını geçmek isterken kendisine kaçma girişiminde rehberlik eden Ali Ertekin tarafından milliyetçi gerekçelerle öldürüldü.
 
SABAHATTİN ALİ SÖZLERİ
 
Dünyada bana hiçbir şey tabiattan melül bir insanın, zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir...
 
Ne kadar seversem seveyim, bir kişiye bağlı kalmak bana garip geliyordu...
 
Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.
 
Küçüklüğümden beri mutluluğu israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim...
 
Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.
 
İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.
 
Bir insana bir insan herhalde yeterdi. Fakat o da olmayınca?
 
Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler?
 
“Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: ‘ Dünyada neler gördünüz?’ dese heralde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki...”

Etiketler: