Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran Dilan Aslan dosyasında, ilk duruşmada ortaya çıkan ifadeler olayın seyrini daha da çarpıcı hale getirdi. Başlangıçta “intihar ihbarı” olarak kayıtlara geçen ölüm, savcılık soruşturması ve mahkemeye taşınan tanık beyanlarıyla birlikte çok daha ağır iddiaların merkezine oturdu. Aile içi şiddet, tehdit, dijital takip ve çocukların anlattıkları, dosyayı sıradan bir adli vakadan çıkarıp toplum vicdanını yaralayan bir cinayet yargılamasına dönüştürdü.
İntihar ihbarıyla gidildi, şüpheli ölüm dosyası açıldı
Olay, Bağlar’da bir evde “intihar” ihbarı yapılması üzerine polis ve sağlık ekiplerinin adrese yönlendirilmesiyle ortaya çıktı. Eve ulaşan ekipler, Dilan Aslan’ın silahla vurularak yaşamını yitirdiğini tespit etti. Yapılan ilk incelemede, genç kadının yanında bir tabanca ile bir boş kovan bulundu.
Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, Dilan Aslan’ın eşi Abdulvahap Aslan’ın olayın hemen ardından amcasının oğlu M.A.’yı arayarak, “Eşim kafasına sıktı, yetiş” dediği belirlendi. Bunun üzerine M.A.’nın da olay yerine yakın bir noktada yaşayan kardeşini arayıp eve gitmesini istediği öğrenildi.
Dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Abdulvahap Aslan’ın, evde bulunan 5 yaşındaki çocuğunu bırakarak olay yerinden ayrılması oldu. Şüphelinin yaklaşık iki saat sonra polis merkezine giderek teslim olduğu, yürütülen soruşturma kapsamında ise “cinayet şüphelisi” sıfatıyla tutuklandığı kaydedildi.
Savcılıktan ağırlaştırılmış müebbet talebi
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Dilan Aslan’ın 26 Aralık 2024’te eşinin davranışları nedeniyle çocuklarını da alarak Diyarbakır’a geldiği ve yeğeni E.A.’nın evine yerleştiği belirtildi. Dosyaya göre Abdulvahap Aslan da eşinin ardından İstanbul’dan kente geldi.
İddianamede, aile büyüklerinin araya girmesiyle tarafların yeniden bir araya geldiği, ancak bu süreçte sık sık tartışmalar yaşandığı anlatıldı. Savcılık, sanığın eşini “Seni öldüreceğim, akrabalarıma da namus davası diyeceğim” sözleriyle tehdit ettiğini de dosyaya ekledi.
Olay gününe ilişkin anlatımda ise bayramın birinci gününde çiftin maktulün annesini ziyaret ettiği, daha sonra saat 23.00 sıralarında oğulları S. ile birlikte eve döndükleri aktarıldı. Savcılık değerlendirmesine göre, evde çıkan tartışma sırasında Abdulvahap Aslan, kendisine ait tabancayla eşine ateş etti. Hazırlanan iddianamede sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Sanık mahkemede “intihar” savunması yaptı
Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Abdulvahap Aslan, çocukları A.A., E.A., R.A. ve S.A., taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekil avukatı katıldı. Dilan Aslan’ın Diyarbakır’da kaldığı yeğeni E.A. da tanık sıfatıyla dinlendi.
Mahkemede savunma yapan Abdulvahap Aslan, eşinin intihar ettiğini ileri sürdü. Sanık, evliliğinin artık yürümeyeceğini düşündüğünü söyleyerek, sosyal medyada gördüğü bir görüntü nedeniyle eşinden şüphelendiğini iddia etti. İfadesinde, “Videoda yüzünü görmedim ama sırtı ve sesi gibi şeylerden onun olduğuna emin oldum. Aile bireyleri toplansın, boşanalım dedim. Bu mesele konuşulurken bana cevap verince bir tokat da vurmuştum. Lavaboya giderken pat diye bir ses geldi. Bu silah bana aittir fakat eşimin himayesindedir. Sesi duyunca içeri girdim, eşimin vurulmuş şekilde yerde yattığını gördüm. Ne yapacağımı bilemedim. Yakınımı aradım çünkü adresi de pek bilmiyordum. O kişiden ambulansı aramasını istedim. Sonra karakola gidip teslim oldum” dedi.
Sanığın bu savunması, dosyadaki diğer beyanlar ve çocukların ifadeleriyle birlikte mahkeme salonunda en çok tartışılan başlıklardan biri oldu.
Çocukların ifadeleri dosyaya damga vurdu
Duruşmanın en sarsıcı bölümlerinden biri, çiftin çocuklarının pedagog eşliğinde verdiği ifadeler oldu. Çocukların anlattıkları, aile içi huzurun uzun süredir ağır biçimde bozulduğuna işaret eden iddialar olarak kayda geçti.
Çiftin oğlu R., annesinin uzun süre şiddet gördüğünü öne sürerek, “Annem gözleri parlayan bir kadındı. Makyaj ile darp izlerini gizlemeye çalışıyordu. Bana bir keresinde ‘Baban bana iftira atıyor. Yastığımızın altında silah var. Gece çıkarıp silahın kabzasıyla sırtıma ve bacağıma vuruyor’ dedi. Annemi döverken kardeşim ‘Niye dövüyorsun’ diye sorunca ‘Seni de öldürürüm’ diyormuş” ifadelerini kullandı.
Kızları A. ise babasının hem kendisini hem annesini tehdit ettiğini ileri sürdü. İfadesinde, “Babam beni de tehdit etti. ‘Anneni de öldürürüm, seni de öldürürüm’ dedi. Beni saatlerce odaya kilitleyip dövdü. ‘Görüntüdeki kişi senin annen, bunu itiraf edeceksin’ diyerek baskı yaptı. Bunun için para bile teklif etti” dedi.
A., ayrıca babasının annesine silah doğrulttuğunu gördüğünü de anlatarak, “Ağzına silah dayayıp ‘Bu adamlarla konuşacaksın’ diyordu. Telefona yüklediği program ile takip de ediliyorduk. Annemin telefonunu alıyordu, masanın üstüne koyuyordu. ‘Bakın ben annenizin telefonu kapalıyken bile kamerasına erişebiliyorum’ diyordu. Bu programı bir arkadaşına 150 bin TL karşılığında yaptırmıştı, her ay 7 bin TL ödüyordu. Babamın bir tane deri eldiveni vardı” diye konuştu.
Bir diğer kız çocuğu E. de pedagojik destekle verdiği beyanında, fiziksel şiddetin daha çok ablasına yöneldiğini, kendisinin ise küçük kardeşini sakinleştirmeye çalıştığını söyledi. E., “Arada konuşurken ‘Seni öldüreceğim, eldivenimi takacağım, iz bırakmayacağım, bodruma gömeceğim’ dediğini duydum. Annem sağ elini kullanırdı. Ayrıca bir gün hasta olup okula gidemediğim için annemi dövmüştü. Ben hatta ses kaydı da aldım” ifadelerini kullandı.
Yeğen E.A.: “Şiddet gördüğü için evime geldi”
Tanık olarak dinlenen yeğen E.A. da Dilan Aslan’ın çocuklarıyla birlikte şiddetten kaçarak Diyarbakır’a geldiğini söyledi. E.A., teyzesini gördüğünde sağ gözünün mor olduğunu, vücudunun birçok yerinde darp izleri bulunduğunu belirtti.
Mahkemede verdiği ifadede, “Abdulvahap’ın onu kemerle ve silahın kabzasıyla dövdüğünü, saçını çektiğini ve silahı ağzına koyarak öldürmekle tehdit ettiğini söyledi. Dilan ile 4 çocuğu yaklaşık 3 ay benim evimde kaldı. Bizzat şahit olduğum görüşmelerde, Abdulvahap’ın İstanbul’dan arayıp telefonla Dilan’ı tehdit etmişliği vardı, bunları ses kaydına almışlığım da vardır” dedi.
E.A., sanığın sözünü ettiği görüntüler hakkında da dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Videodaki kadının saçlarının sarı olduğunu, Dilan Aslan’ın ise yalnızca nişan döneminde siyah saçının arasında sarı bir çizgi kullandığını söyleyen E.A., görüntüdeki kişinin Dilan Aslan olmadığından kesin olarak emin olduğunu ifade etti. “Çünkü sadece saçı görünüyor, yüzü görünmüyor. Arkadan çekilmiş bir video. Onun olmadığından kesinlikle eminim” sözleriyle sanığın iddiasını reddetti.
112’ye neden haber verilmedi?
Dosyada öne çıkan kritik başlıklardan biri de olay sonrasında yardım çağrısının gecikmesi oldu. Maktulün aile avukatlarından Selahattin Çoban, Abdulvahap Aslan’ın haber verdiği yakını M.A.’nın, olay yerine gönderdiği kardeşi V.A. ile eşi S.A.’nın yaklaşık bir saat boyunca 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunmadığını belirtti.
Bu durumun aydınlatılması için söz konusu kişilerin mahkemede tanık olarak dinlenmesini isteyen Çoban’ın talebi üzerine mahkeme heyeti, V.A. ve S.A. hakkında zorla getirme kararı verdi. Ayrıca Diyarbakır Valiliği’ne yazılacak müzekkere ile 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbarın içeriğinin ve aramayı yapan kişilerin tespit edilmesi istendi.
Adli Tıp raporu belirleyici olacak
Mahkeme, dosyanın en kritik aşamalarından biri olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine müzekkere yazılmasına da karar verdi. Buna göre, silahın kullanım şekli ve dosyadaki mevcut raporlar dikkate alınarak, ölümün intihar sonucu meydana gelmesinin mümkün olup olmadığı, eylemin başka biri tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği konusunda uzman raporu hazırlanacak.
Sanık Abdulvahap Aslan’ın tutukluluk halinin devamına karar veren heyet, duruşmayı 8 Haziran günü saat 13.30’a erteledi.
