Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde ortaya atılan istismar iddiaları kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Totana Mahallesi’nde görev yapan imam Mehmet Latif Yeprem hakkında 17 yaşındaki M.Y.’ye yönelik cinsel istismar suçlamaları gündeme gelirken, soruşturma sürecindeki ifadeler, aileye baskı iddiası ve ortaya çıktığı öne sürülen ses kaydı olayın seyrini daha da tartışmalı hale getirdi. Yaşananlar, hem adli sürecin işleyişi hem de küçük yaştaki mağdurların korunması konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.
Savcılık ifadesinde dikkat çeken sözler
İddiaya göre geçtiğimiz yıl yaşanan olayın ardından imam Mehmet Latif Yeprem, 20 Nisan’da gözaltına alındı ve Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi. Yeprem’in ifadesinde, “Ben din adamı olduğum için gerçekleri söylemek zorunda hissediyorum. İlk olarak birleşme teklifi M.’den geldi. Ben de şeytana uydum ve kabul ettim” dediği belirtildi.
Şüpheli ayrıca, genç kızın şikayetçi olmadığını öne sürerek dosyanın kapanmasını istediğini, yaşananlardan dolayı pişman olduğunu söyledi. Yeprem’in, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.
Aileye baskı yapıldığı öne sürüldü
Yerel kaynaklara yansıyan iddialara göre, soruşturma sürecinde Yeprem’in akrabalarının M.Y. ve ailesi üzerinde baskı kurduğu ileri sürüldü. Bu baskı nedeniyle genç kızın ifadesini değiştirmek zorunda kaldığı iddia edildi. Söz konusu gelişme, olayın yalnızca adli boyutuyla değil, toplumsal baskı ve adaletin tesisi açısından da dikkatle incelenmesi gerektiğini ortaya koydu.
Öte yandan, Totana Mahallesi’nde imamın serbest bırakılmasının ardından kutlama yapıldığı yönündeki iddialar da kamuoyunda tepki topladı.
Ses kaydı iddiası olayın seyrini değiştirdi
Olayın, M.Y.’nin İstanbul’da görev yapan bir polisle nikah hazırlığı yaptığı süreçte yeniden gündeme geldiği öne sürüldü. İddiaya göre evlilik öncesi yapılan araştırmada geçmiş mesajlara ulaşıldı ve bunun ardından nikah iptal edildi.
Kamuoyuna yansıdığı belirtilen ses kaydında M.Y.’nin, “İstemiyordum, zorla yaptın. Küçüğüm, bana kimse inanmaz” dediği öne sürüldü. Genç kızın ayrıca hayatından endişe ettiğini ifade ettiği iddialar arasında yer aldı.
Aynı kayıtta Yeprem’in ise isminin nasıl öğrenildiğini sorguladığı, suçlamaları reddetmeye dönük ifadeler kullandığı ve olayın yalnızca mesajlaşma olarak anlatılmasını istediği ileri sürüldü. Bu iddialar, soruşturmanın daha derinleştirilmesi yönündeki beklentileri artırdı.
Gözler adli süreçte
Kulp’taki bu vahim iddialar, çocukların korunması, kamu görevi üstlenen kişilerin sorumluluğu ve adli mekanizmaların etkinliği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Kamuoyu şimdi, soruşturmanın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve varsa baskı iddialarının da açıklığa kavuşturulmasını bekliyor.
