Yıllardır Türkiye’nin en karanlık kayıp dosyalarından biri olarak gündemdeki yerini koruyan Gülistan Doku soruşturması, İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’in gündeme taşıdığı ağır iddialarla yeniden alevlendi. Çömez, olayın sadece bir kayıp vakası olmadığını, aksine organize şekilde örtbas edildiği öne sürülen çok daha büyük bir tabloya işaret etti. Ortaya atılan iddialar, kamu gücünün suçun üzerini örtmek için kullanıldığı kuşkusunu derinleştirirken, kamuoyunda “Bu dosya neden hâlâ aydınlatılmadı?” sorusunu yeniden öne çıkardı.
İddiaların merkezinde eski vali var
Turhan Çömez’in açıklamalarında en dikkat çekici unsur, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in adının dosyanın merkezine yerleştirilmesi oldu. Çömez’e göre devletin imkânları, Gülistan Doku’nun akıbetini ortaya çıkarmak yerine, cinayetin üzerini kapatmak amacıyla kullanıldı.
Çömez, yaptığı açıklamada çok ağır ifadeler kullanarak olay gününe ilişkin şu iddiayı dile getirdi: “(Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel) Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna ‘özel bir oda’ tahsis ediyor. Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor. Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.”
Bu sözler, zaten kamu vicdanında derin yara açan dosyada bambaşka bir boyutun tartışılmasına neden oldu.
“Deliller valilik bütçesiyle yok edildi” iddiası
Çömez’in açıklamaları bununla da sınırlı kalmadı. İddiasına göre, cinayetin ardından delillerin ortadan kaldırılması için resmi imkanlar devreye sokuldu. Çömez, “Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor. Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor. Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor. Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor” ifadelerini kullandı.
Bu iddialar, soruşturmanın seyrine ilişkin mevcut tartışmaları daha da büyütürken, devlet kurumlarının tarafsızlığı konusunda da ciddi soru işaretleri doğurdu.
Arama çalışmaları neden hep aynı noktaya yöneldi?
Çömez, Gülistan Doku için yürütülen arama faaliyetlerinin de bilinçli şekilde yanlış adrese yönlendirildiğini savundu. Açıklamasında, “Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor. Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor” dedi.
Bu ifadeler, yıllarca sürdürülen arama çalışmalarının gerçekten gerçeği bulmak için mi, yoksa kamuoyunu oyalamak için mi yürütüldüğü sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Zeinal Abakarov iddiası da dosyada öne çıktı
Çömez’in gündeme getirdiği bir başka başlık ise Zeinal Abakarov oldu. Milletvekili, Gülistan Doku’nun cesedinin Pertek ilçesinde gömüldüğü yerden iki yıl sonra çıkarılıp başka bir yere taşındığını öne sürdü. Ayrıca, “Bu arada olaya karışan bir başka isim Zeinal Abakarov’un üvey babasının evine giden emniyet müdürü; ‘Zeinal’ı Antalya’da bir otelde misafir edeceklerini, kendisinin polis korumasında olacağını, tüm masrafların vali tarafından ödeneceğini’ söylüyor. Devlet gücünü arkasına alan organize kötülük, vahşice işledikleri cinayetin tüm izlerini, yine arkalarına aldıkları devlet gücü ile yok ediyor” diye konuştu.
Hastane kayıtları da mı silindi?
Çömez, Gülistan Doku’nun kaybolmadan önce gittiği Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki kayıtların da silindiğini iddia etti. Buna göre dönemin Başhekimi Çağdaş Özdemir’in söz konusu kayıtları sildiği öne sürüldü. Çömez, “Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı ‘Yılın Doktoru’ ödülünü veriyor. Vali de kendisini, yaptığı ‘başarılı hizmetlerden dolayı’ İl Sağlık Müdürü olarak atıyor” dedi.
