Bursa’da 16 yaşındaki Zeynep Naz Sarıkaya’nın hayatını kaybettiği feci kazaya ilişkin süreçte kamuoyunu sarsan yeni bir gelişme yaşandı. Ehliyetsiz sürücünün çarpması sonucu yaşamını yitiren genç kızın ailesi, bu kez sanık tarafının kamyonette oluşan hasar için kendilerinden para talep etmesiyle ikinci kez yıkıldı. Hem cezanın düşük bulunması hem de açılan tazminat talepleri, “adalet yerini buldu mu?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Maç çıkışı eve dönmek isterken hayatı karardı
Kaza, 9 Ekim 2024 tarihinde Bursa’nın Nilüfer ilçesindeki Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda meydana geldi. TOFAŞ-Keravnos basketbol karşılaşmasını izledikten sonra evine dönmek için yola çıkan Şehit Onbaşı Hakan Yutkun Anadolu Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi Zeynep Naz Sarıkaya, karşıya geçmek istediği sırada Sanayi Caddesi yönüne giden Efe Şayık yönetimindeki 16 SYK 19 plakalı kamyonetin çarpmasıyla ağır yaralandı.
Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Sarıkaya, günlerce yaşam mücadelesi verdi. Kazanın ardından olay yerinden kaçan sürücü ise daha sonra polise teslim oldu. Genç kız, tedavi gördüğü hastanede kazadan 10 gün sonra, 19 Ekim 2024’te hayatını kaybetti.
Ehliyetsiz olduğu ortaya çıktı, süreç tartışma yarattı
Kazanın ardından gözaltına alınan Efe Şayık’ın ehliyetsiz olduğu belirlendi. İlk etapta nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Şayık hakkında yapılan itiraz sonrasında yeniden işlem yapıldı. Tekrar gözaltına alınan sürücü, sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından “bilinçli taksirle hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaralama” suçlamasıyla tutuklandı.
Ancak soruşturma ve yargılama sürecinde verilen kararlar, Sarıkaya ailesinin ve kamu vicdanının tepkisini çekti. Özellikle genç bir kızın ölümüne neden olan olayda, sürücünün ehliyetsiz olması ve kaza sonrası kaçması, dosyanın en ağır unsurları arasında gösterildi.
Bilirkişi raporu: Hız sınırı 30, aracın hızı 82,8 kilometre
Savcılık soruşturması kapsamında hazırlanan Adli Trafik Bilirkişi Raporu, dosyanın en dikkat çeken belgelerinden biri oldu. Raporda, yolun genelinde hız sınırının 50 kilometre olduğu, ancak kazanın gerçekleştiği kavşakta bu sınırın 30 kilometre olarak uygulandığı vurgulandı. Yapılan teknik incelemelerde ise Efe Şayık’ın aracının ışıklara giriş anındaki ortalama hızının 82,8 kilometre/saat olduğu tespit edildi.
Raporda ayrıca, sanığın savcılık ifadesinde dile getirdiği, “Önünde seyir halinde olan ve kavşakta sola dönüş yapan araç nedeniyle yayayı fark etmediği” yönündeki savunmasının da gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Bilirkişi incelemesinde, olay yerinde görüşü engelleyen herhangi bir unsurun bulunmadığı, asfalt zeminde de sürüşü etkileyecek bir yol kusuru olmadığı kaydedildi.
Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
“Olay yeri incelendiğinde görüşü etkileyen engelleyici bir unsurun var olmadığı ve asfalt olan satıh üzerinde yol arızasının mevcut olmadığı görülmüştür. Aracın yavaşlama evresi ile katetmiş olduğu mesafenin yerinde yapılan ölçüm ile ortalama 23 metre olduğu ve bu veriyle kamera görüntüleri eşleştirildiğinde yapılan hesaplama ile aracın ışıklara girişteki ortalama hızının 82,8 kilometre/saat olduğu değerlendirilmiştir.”
İlk duruşmada tahliye, sonra adli kontrol de kaldırıldı
Savcılığın soruşturmayı tamamlamasının ardından Efe Şayık hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla Bursa 52’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Şayık, 6 Aralık 2024 tarihinde ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasında, kendisine yeşil ışık yandığını ve Zeynep Naz Sarıkaya’nın yaya geçidinde yola aniden çıktığını öne süren sanık, “Her ne kadar rahmetli geri gelmeyecekse de kasıtlı ve isteyerek yapmadığımın bilinmesini istiyorum” dedi.
Mahkeme, tutuklu sanık Efe Şayık’ın konutu terk etmeme şartıyla tahliyesine karar verdi. Kısa süre sonra bu adli kontrol şartı da kaldırıldı. Bu gelişme, aile açısından büyük bir hayal kırıklığı olurken, toplumda da yargı kararlarının caydırıcılığı konusunda soru işaretleri oluşturdu.
9 yıla kadar hapis istendi, ceza 2 yıl 8 ay oldu
Cumhuriyet savcısı, sanığın suçunun sabit olduğunu belirterek “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan 9 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti. Ancak 20 Haziran 2025’te görülen karar duruşmasında Efe Şayık, aynı suçtan 2 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Sarıkaya ailesi, verilen cezayı yetersiz bularak dosyayı istinaf mahkemesine taşıdı. Aile, ayrıca sanık hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası da açtı. Fakat hukuk mücadelesi burada da ailenin acısını büyüten başka bir gelişmeyle karşı karşıya kaldı.
48 parça hasar, 300 bin liralık talep ve 56 liralık cıvata ayrıntısı
Hukuk Mahkemesi’ndeki yargılama sürerken, bu kez Efe Şayık’ın ailesi avukatları aracılığıyla dikkat çeken bir talepte bulundu. Sanık tarafı, Zeynep Naz Sarıkaya’nın yayalara kırmızı ışık yandığı sırada karşıya geçtiğini ileri sürerek, kazaya genç kızın neden olduğunu savundu. Bu iddia doğrultusunda, kazadan sonra şirketlerine ait kamyonette oluştuğu belirtilen 300 bin 3 kuruşluk masrafın, geçen sürede oluşan faizleriyle birlikte Sarıkaya ailesinden tahsil edilmesini istedi.
Hasar tespit raporunda aracın 48 parçasında hasar oluştuğu belirtildi. Rapora, 56 liralık cıvata bedelinden, tampona yapılan 1489 liralık köpük dolguya kadar çok sayıda kalemin eklenmesi ise tepki çekti. Kamuoyunda özellikle bu kalemler, insan hayatının maddi hasar listelerine indirgenmesi yönünde güçlü eleştirilerin yapılmasına neden oldu.
Baba: “Kızımın kemiklerini kıran kaportanın parasını benden istiyorlar”
Karşı tarafın talebiyle adliyede bir kez daha sarsıldıklarını belirten baba Yetkin Sarıkaya, yaşadıkları şoku şu sözlerle anlattı:
“Tazminat duruşmamız vardı, oraya gittik. Bir şokla daha karşılaştık. Kızımın ölümüne sebep olan Efe Şayık’ın ailesi, bu insanlar, kızıma çarpan kamyonetin kaza sonrası 48 parçasında hasar oluştuğunu söyleyip, tutan 300 bin 3 kuruşu bizden almak istediler. Biz bunu görünce itiraz ettik. Bize mahkemede söz verilmedi. Orada yanıltıcı bir lamba vardı. İzin almadan kamyoneti alıp kaçıyor. Sonrasında gelip, kızıma çarpıp, ölümüne neden oluyor. Kızımın kemiklerini kırıp, ciğerlerini patlatan kaportanın parasını benden istiyorlar. Bunun da faturasını bize kesiyorlar. Kızımın ölümüne neden olan bütün parçaların parasını bizden almak istiyorlar.”
Anne: “Benim kızımın geleceği vardı, onlar demir parçasının peşine düştü”
Anne Ümmügülsüm Sarıkaya da ehliyetsiz sürücünün olaydan sonra ambulans dahi çağırmadan kaçtığını hatırlatarak tepkisini dile getirdi. Acılı anne, kızının polis olma hayali kurduğunu belirterek şunları söyledi:
“Benim kızım polis olmak istiyordu. Geleceği olan bir kızdı. Bir kendini bilmez yüzünden hayatını kaybetti. Benim kızımın tek amacı maç çıkışı eve gelmekti. Devlet oraya lamba koyup, yaya geçidi çizmiş. Yetmemiş hız sınırı koymuş. Fakat Efe Şayık bu kuralları hiçe sayıp, hızla kızıma çarpıyor ve sonrasında kaçıyor. Benim kızım 16 yaşında, sen araç sürücüsü olarak dikkatli gitmelisin. Benim kızımın kafası patlamış, vücudu kırık içinde kalmış. 18 aydır hukuk mücadelesi veriyorum. En sonunda da o çarptıkları aracın hasarının parasını istediler. Sanki Zeynep arabayı parçalayıp, kendisine çarptırtmış gibi davranıyorlar. Bu ailenin paraya ihtiyacı yok. Benim kızıma vurup, kaçıyorsun. Ambulans bile çağırmıyorsun. Şimdi demir parçasının peşine düşmüşler.”
