Çanakkale destanını o yazdı. Ordunun Duası’nı o yazdı. Kurtuluş Savaşı öncesi esaret günlerinin acı terennümünü Bülbül’ün dilinden o kaleme aldı. Milli mücadelenin sesi kalemi ve soluğu oldu. 

Şiirleriyle, vaazlarıyla Anadolu’nun mücadele ateşini gönüllerde sönmez bir meşale gibi tutuşturmasını o bildi. 

Tefrika belasına isyan edip ümmet sancağı altında en önde ve vakurlu bir şekilde durmak düşüncesini o haykırdı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti‘nde millet mebusu olarak eğitim ve neşriyatla ilgili çalışmalarda, onun öncülükleri oldu. Baş muharrirliğini yaptığı Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşat mecmualarında İslam âleminin dertlerini o dile getirdi.

Bu milletin kurtuluş destanı olan İstiklal Marşı’nı yazdı ve yine millete armağan etti.

İstiklal Marşı tarihi bir belgedir

Devletlerin ve milletlerin hayatında millî marşlarının ayrı bir önemi vardır. Bu marşlar ait olduğu milletlerin karakterlerini yansıtır. Milli marşımızın adının ‘İstiklal’ olması oldukça manidardır. 

İstiklal Marşı’nın yazımı; Akif’in bu millete en büyük hizmetlerinden birisidir, diyebiliriz. Bununla birlikte İstiklal Marşı’nın bir ‘marş veya şiir’ olmasının ötesinde derin anlamları vardır: 

Bunların başında İstiklal Marşı’nın ‘tarihi bir belge’ olduğu hususu gelir. Bu yönüyle İstiklal Marşı bir dönemin vesikasıdır adeta.

Ayrıca dünya marşları arasında şiiriyeti en yüksek marştır. Fakat o sadece bir şiir, edebi metin olmayıp; muhtevasıyla beraber manası da son derece önemlidir.

Öyle ki İstiklal Marşı; tarihten silinmek istenen bir milletin nasıl ve hangi değerlerle ayağa kalktığının, küllerinden yeniden nasıl doğduğunun da açık bir nişanesidir.İstiklal Marşı, tek dişi kalmış batı medeniyetine ve sömürgecilik düzenine karşı bir başkaldırı ve meydan okumadır. İstiklal Marşı, cumhuriyeti kuran iradenin ne olduğunu bize anlatan önemli bir metindir.

Bugün bu hususun yeniden hatırlanması ve hatırlatılması gerekiyor. 

Özellikle bu durum, günümüzde çokça ihtiyaç hissettiğimiz ‘milli birlik ve beraberlik’ konusunda da çok elzem bir hal almıştır.

'ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN'

İstiklal şairimiz Mehmed Akif’in çevresinde bulunan ve iltifat gören gençlerden biri de Asım Şakir (Gören)olmuştur. Akif’in son günlerinde başucunda nöbet tutan bu genç adamın İstiklal marşı ile ilgili aktardığı hatıra ise yıllardır dilden dile anlatılır: 

“Bir gün Hakkı Tarık Us, Ruşen Eşref ve adını hatırlamadığım bir başka zat geldiler. Hakkı Tarık, ‘Üstad, dün akşam Gazi hazretleriyle beraberdik. Sizden sevgiyle, sitayişle bahsetti. Güzel sözler söyledi. Ve hatta- dikkat buyurun sözlerime-kendilerine hiss-i adavetim yoktur. Eğer olsaydı dedi, Türkiye’ye dönmesine müsaade etmezdim, İstiklal marşını da kaldırırdım.’  

Akif Bey, ‘Demek öyle’ diyerek doğruldu, ‘Asım bana yardım et!’ dedi, arkasına yastık koydum. Bir yandan da içimden; Eyvah, şimdi olmadık bir söz söyleyecek!’ diye geçiriyordum. Şöyle biraz eğildi, ‘Hakkı Beyefendi’ dedi, ‘Hatırlar mısınız? Biz Gazi’yle harp sahasında ön saflarda beraber gezdik, beraber yürüdük.

Kendisini Meclis’te sonuna kadar destekledik. Bu böyleyken Gazi hazretlerinin adavet kelimesini telaffuz etmesine hayret ettim. Beni memlekete sokmayabilirdi, lütfettiler, kendilerine minnettarım, İstiklal marşına gelince, işte onu kaldıramazdı. Nasıl kaldırırdı ki, Meclis’te ilk okunduğu gün, Hilmi Tunalı hariç, herkes ayakta dinledi, kendileri de dâhil.’ 

Yorulmuştu, yavaşça geriye yaslanırken, ‘İstiklal Marşı bir daha yazılamaz, ben de yazamam!’ Sonra sözlerini derinden gelen bir sesle, ‘Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın’ dedi, sustu. 

Mehmed Âkif İstiklâl Marşı'nı milletin malı saymış, Safahat isimli şiir kitabına almamıştır. 

12 Mart 1921'de TBMM tarafından kabul edilen İstiklâl Marşı, en önemli kimlik yapıcı unsurlarımızdandır ve gerçek bir millî mutabakat metnidir.

Kabulünün101. Yıl vesilesi ile hem İstiklâl Marşımızı, Marş’ın yazıldığı dönemde ülkemizin içinde bulunduğu durumu, İstiklâl Marşı şairimizin örnek bir şahsiyet olarak önemi, eserleri ve bugünün dünyasında milli marşımızın, milli ruhunu bize hatırlattıklarını geleceğimizin teminatı genç nesillere Asım Şakir’ lere aktarmalı o milli ruhu canlı tutmalıyız.
Tarih ibret alıp benzer hatalara düşülmemesi için toplumlara kıymetli rehberlik eder.

Âkif'i anmak yetmez; anlamak ve anlatmak da gerekir.