Almanlar değişim istiyor

Avrupa Parlamentosu seçimleri hafta sonunda tamamlandı. Almanların bu seçime katılımı yüzde 59 oldu

HAFTA sonunda Avrupa Parlamentosu seçimleri tamamlandı. Almanların seçime katılımı geçmişe oranla yüksek olsa da yüzde 59’da kaldı. Yine de Avrupa geneline göre yüzde 10’luk Alman fazlalığı Almanların, birliğe ve demokrasiye olan inancı olarak yorumlanıyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun 41 partiye seçime katılma izni verdiği Almanya’da aralarında Alman vatandaşı Türklerin de bulunduğu 65 milyon seçmen oy hakkına sahipti.

AB’nin hem lokomotifi hem de en kalabalık nüfusuna sahip ülkesi olan Almanya, 751 sandalyeli Strazburg’a 96 milletvekili gönderdi. Avrupa genelinde sağ popülist ve aşırı sağ öne çıkarken, Almanya’da aşırı sağ söylemleriyle tanınan ve İslam, mülteci karşıtlığı ile bilinen AFD doğu eyaletleri dışında yerinde saydı. Ancak doğuda güçlenen AFD gelecekte biz göçmenler için büyük bir tehlike olacak gibi görünüyor.

AP seçim sonuçlarına göre Hristiyan Demokratik Birlik Partisi CDU yüzde 7,5 oy kaybı yaşarken, daha önce sahip olduğu 29 sandalyenin 6’sını kaybetti. Bavyeralı kardeş parti Hristiyan Sosyal Birlik ise 6 milletvekilini parlamentoya göndermeyi başardı. Her geçen gün kan kaybeden SPD’nin AP’deki temsilcisi 27’den, 16’ya geriledi. Seçim sonuçları Almanya açısından hükümeti oluşturan koalisyonu derinden sarstı. Öyle ki büyük koalisyon diye adlandırılan CDU+CSU(birlik partileri) -SPD ortaklığı tartışılmaya başlandı. Merkel yönetimindeki koalisyon hükümetinin özellikle sosyal devlet ve iklim konularında net bir duruşlarının olmaması, seçim sonuçlarına da yansıdı yorumları yapılıyor.

Sonuçlarla ilgili bu gün Amerikan CNN televizyonuna konuşan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa’da ve ülkesinde aşırı sağın yükselişinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Merkel, “Özellikle Almanya’da onları (aşırı sağcıları) kendi geçmişimiz bağlamında görmemiz gerekiyor, dolayısıyla bu konuda diğer herkesten daha uyanık olmalıyız. Evet kabul etmek gerekir ki burada hala yapmamız gereken işler var” açıklamalarında bulundu.

Türkiye-AB ilişkileri nasıl etkilenecek?

Şimdi gözler Avrupa Komisyonu ve AB kurumlarındaki görev dağılımının nasıl olacağına çevrildi. Şansölye Angela Merkel, seçimlerde birinci olan partinin liste başı adayının Avrupa Komisyonu Başkanı seçilmesi gerektiğini söylüyor. Diğer yandan sonuçlar AB Türkiye ilişkilerini nasıl etkileyecek? Seçim öncesinde sandığa gidilmemesi durumunda sonucun aşırı sağın işine yarayacağı uyarısı gerçek oldu. Öngörü gerçek oldu ve Avrupa Parlamentosunda AB karşıtı aşırı sağ hareketler önemli bir konuma geldi. Aralarında sağ popülist ve aşırı sağcı AFD’nin de olduğu İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin liderliğindeki Lig, Fransa’dan Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birleşme gibi partilerin üye olduğu Avrupa Uluslar ve Özgürlük Grubu (ENF)’nin Türkiye, hatta AB karşıtlığı biliniyor. Bu partiler bir anlamda istemedikleri AB’yi oluşturdukları yeni güç bloğu ile kendi politikaları doğrultusunda kullanacak gibi görünüyor. Bu blok ayrıca Türkiye’nin yerinin Avrupa olmadığı görüşünde.

Yükselen aşırı sağ, karşısında duran Yeşiller, Liberaller, Sosyal Demokratlar ve Koministlerle bundan sonra Türkiye-AB ilişkileri nasıl bir yol haritası izleyecek hep birlikte göreceğiz. Zira her gurubun da Türkiye ile müzakere sürecine itirazları bulunuyor. Yanı sıra AP Parlamentosu mart ayında Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınması tavsiyesinde bulunan karar almıştı. Buralardan bakınca her iki tarafı da zor günler bekliyor. Ancak AB ve Almanya ile güvenlik, sığınmacı sorunları, enerji, ticaret gibi konularda karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler de devam etmek zorunda. Bu nedenle Türkiye AB sürecini hassas bir süreç bekliyor. Bazı akil insanlar da Türkiye’nin kaybedilmesi yerine yeni bir sayfa açılması yönünde görüş belirtiliyor.

Yükselen değer: Yeşiller ve çevrecilik

Alman seçmenin oyları Yeşillere kaydı. Özellikle değişim isteyen gençlere göre politikasını belirleyen Yeşiller başarılı oldu. Yeşiller bir önceki seçime göre oylarını yüzde 9,8 artırdı ve yüzde 20,5 ile Sosyal Demokrat SPD’nin önünde ikinci parti oldu. Avrupa genelinde liberal değerleri savunan, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadeleyi ön plana koyan, geleceğin başbakanı olarak gösterilen Yeşiller’in başkanı Robert Habeck’le oylarını artırdı. Yeşiller kamuoyu yoklamalarında da, sadece AP’de değil, Almanya’da bu gün genel seçim olsa, değişim isteyenlerin çokluğu nedeniyle ikinci büyük parti durumuna geldi. Ayrıca Almanya genelinde yükselen değer olan Yeşillerin, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg’ın öncülüğünü yaptığı yeni çevreci hareketin de desteğiyle oylarını gelecekte daha da artıracağı öngörülüyor.

Buna karşın 150 yıllık tarihinde ilk kez yüzde 18’in altına düşen Sosyal Demokrat Parti (SPD)’de ise tam bir hayal kırıklığı yaşıyor. SPD, seçmenin nabzına göre şerbet veren AfD’nin bile bazı eyaletlerde arkasında kalması, parti yönetimince acı verici olarak değerlendiriliyor. SPD’nin muhalefet olmak yerine koalisyon ortaklığını seçmesi ve CDU’nun koltuk değneği rolünü üstlenmesi kayıpların ana nedeni olarak görülüyor. Öte yandan Almanya’da 3 Türkiye kökenli milletvekili Avrupa Parlamentosuna girmeyi başardı. Daha önce 2 dönem AP’de milletvekilliği yapan İsmail Ertuğ, SPD’den bir kez daha, Özgür Seçmenler (Freie Waehler) partisinden Engin Eroğlu ve Sol Parti’den Özlem Alev Demirel ise ilk kez milletvekili seçildi..

Solingen’i unutmadık Bir yandan gerek AB gerekse Almanya’da ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlerle iyice palazlanan aşırı sağ partiler, diğer yandan acılar... Hemen her mektupta o acılarla ilgili yaşanmışlıkları dile getiriyoruz. Belki de onların en zorlusu Mevlüde Genç ananın acısı. Evet 29 Mayıs Solingen katliamının 26. yıl dönümü.. Gürsün İnce, Gülistan Öztürk, Hatice, Hülya, Saime Genç gibi beş evladını ırkçı ve yabancı düşmanlığına kurban veren bir annenin acısından söz ediyoruz.. Benzer bir acıyı kendisi de yaşayan ve tek oğlunu NRW Eyalet Başbakanı Armin Laschet, Mevlüde Genç için “Yakınlarını kaybetmesi nedeniyle yaşadığı acıya rağmen barışma çağrısında bulundu. Yaşadıkları korkunç üzüntüye rağmen, Mevlüde Genç ve ailesi uyumun ve birlikte yaşamın elçileri oldu” dediği gibi Mevlüde Ana barış, hoşgörü ve birlikte yaşamın meşalesi oldu. Acısı çeyrek asırdır yüreğini yakan Mevlüde Genç’in adını taşıyan ve bu yıl ilk kez bir ödül veriliyor. Mevlüde Genç Madalyası’na gençlere yönelik hoşgörü ile kültürler ve dinler arası uzlaşma çalışmaları yapan “Jungs” adlı dernek layık görüldü. Duisburg kentinde 20 yıl önce kurulan Jungs Derneği 2018 yılında hayata geçirdiği “Antisemitizme karşı Genç Müslümanlar” projesiyle dikkat çekti.

Maalesef Avrupa’da yada içinde yaşadığımız Almanya’da ırkçılık, yabancı düşmanlığı artarak devam ediyor. Avrupa genelinde geçmişlerinden ders almayan politikacı ve yöneticiler de, halklarına kötü örnek olmaya devam ediyor. Allahtan Armin Laschet gibi sağduyulu yöneticiler var da, biraz rahat nefes alınabiliyor. Berlin’den selam ve sevgiyle..