Mukalla saldırısı, Suudi Arabistan'ın Abu Dabi'ye karşı sabrının tükendiğini gösteriyor

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi (PLC) Başkanı Raşad el-Alimi, olay sonrası BAE güçlerinin ülkeyi terk etmesini talep ederek savunma anlaşmalarını iptal etti.

Suudi Arabistan'ın Yemen'in doğusundaki Mukalla limanına düzenlediği hava saldırısı, Riyad ve Abu Dabi arasında uzun süredir devam eden stratejik anlaşmazlığı gün yüzüne çıkardı. Suudi güçleri, Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) gelen ve Güney Geçiş Konseyi'ne (STC) ait olduğu belirtilen askeri araç ve mühimmat sevkiyatını hedef aldı. Pazartesi gece yarısına doğru sivillere tahliye uyarısı yapan Riyad yönetimi, limana indirilen teçhizatı "yakın tehdit" olarak nitelendirerek vurdu.

Bu operasyon, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki "kırmızı çizgilerinin" aşıldığına dair en net mesaj olarak yorumlanıyor. BAE'nin desteklediği ayrılıkçı grupların (STC) güneyde nüfuzunu artırması ve meşru hükümeti zayıflatması, Riyad'ın sabrını taşıran son gelişme oldu. Saldırının ardından BAE, Yemen'deki askeri personelini çekeceğini duyursa da analistler, bu hamlenin stratejik bir geri çekilmeden ziyade taktiksel bir manevra olduğunu belirtiyor.

Riyad ve Abu Dabi Arasında "Kırmızı Çizgi" Gerilimi

Operasyonun detaylarına göre, BAE'nin Füceyre limanından gelen iki gemi, takip sistemlerini kapatarak Mukalla'ya yanaştı. Gemilerden indirilen zırhlı araçlar ve silahlar, BAE destekli ayrılıkçı hareket STC'ye ulaştırılmak isteniyordu. Suudi Arabistan, bu hamleyi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak gördü ve "sınırlı" ancak mesaj içerikli bir hava saldırısı gerçekleştirdi.

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi (PLC) Başkanı Raşad el-Alimi, olay sonrası BAE güçlerinin ülkeyi terk etmesini talep ederek savunma anlaşmalarını iptal etti. Suudi yetkililer ise nadiren kullandıkları sert bir dille, BAE'nin adımlarını "son derece tehlikeli" olarak tanımladı. Saldırı, Riyad'ın artık diplomatik sessizliği bozarak, müttefiki BAE'ye karşı güç kullanmaktan çekinmeyeceğini gösteriyor.

Yemen'de İki Farklı Vizyon: İstikrar mı, Nüfuz mu?

Krizin temelinde, iki Körfez ülkesinin Yemen üzerindeki taban tabana zıt vizyonları yatıyor. Suudi Arabistan, güney sınırında istikrarı sağlamak ve Husilerle müzakere edilebilir bir zemin yaratmak amacıyla meşru hükümeti (PLC) destekliyor. Riyad için Yemen, bir satranç tahtası değil, güvenliği için hayati önem taşıyan bir "arka bahçe" konumunda bulunuyor.

Öte yandan BAE, Yemen'de daha çok jeo-ekonomik çıkarlara odaklanıyor. Abu Dabi yönetimi, yerel milisler, paralı askerler ve STC gibi vekil güçler aracılığıyla limanları, ticaret yollarını ve lojistik merkezleri kontrol etmeyi hedefliyor. Hadramevt bölgesindeki bu son gerilim, Suudi Arabistan'ın Yemen'in parçalanmasına ve kıyı şeridinin kontrolünün tamamen BAE destekli güçlere geçmesine izin vermeyeceğini ortaya koyuyor.

İLGİLİ HABERLER