İstanbul
Kapalı
28°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi BİLİM-TEKNOLOJİ 4 bin yıllık kil zarfın sırrı teknolojiyle çözüldü: Mühürlü belge ilk kez okundu

4 bin yıllık kil zarfın sırrı teknolojiyle çözüldü: Mühürlü belge ilk kez okundu

Kayseri Kültepe’de bulunan 4 bin yıllık mühürlü kil zarf, gelişmiş tomografi teknolojisiyle açılmadan incelendi. İçinden Asurlu tüccarlara ait tahıl ticareti sözleşmesi çıktı.

Kayseri’deki Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan yaklaşık 4 bin yıllık mühürlü bir kil zarf, gelişmiş tomografi teknolojisi sayesinde fiziksel olarak açılmadan incelendi. Yapılan çalışma sonucunda zarfın içerisinde Asurlu tüccarlar arasında düzenlenmiş bir tahıl ticareti sözleşmesinin bulunduğu belirlendi.

Hamburg Üniversitesi Manuskript Kültürleri Araştırma Merkezi (CSMC) ve Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) öncülüğünde yürütülen projede, Türkiye’den araştırmacılar ve müze uzmanları da görev aldı. Çalışmalarda kullanılan ENCI adlı taşınabilir tarayıcı sistemi, mühürlü kil zarfların içindeki metinlerin üç boyutlu olarak görüntülenmesini mümkün hale getirdi.

Antik belgeler zarar görmeden incelenebiliyor

Araştırmacıların aktardığı bilgilere göre, Yakın Doğu’da MÖ 3. binyılın ortalarından itibaren mektuplar ve hukuki belgeler ikinci bir kil tabakasıyla kaplanarak mühürleniyordu. Üzerlerinde taraflara ve tanıklara ait mühürlerin bulunduğu bu zarflar, belgelerin hem gizliliğini hem de uzun yolculuklar sırasında korunmasını sağlıyordu.

Ancak içerikteki metinlerin okunabilmesi için zarfların kırılması gerekiyordu. Yeni geliştirilen teknoloji sayesinde ise tarihi eserler zarar görmeden incelenebiliyor ve içerikleri dijital ortamda görüntülenebiliyor.

Taşınabilir laboratuvar sistemi geliştirildi

Hamburg Üniversitesi tarafından paylaşılan bilgilere göre günümüze kadar yaklaşık 1 milyon çivi yazılı tablet ulaştı. Bunların bir bölümü ise alıcılarına teslim edilmediği için mühürlü halde günümüze kadar korundu.

Bu eserlerin zarar görmesini önlemek amacıyla geliştirilen ENCI sistemi, sekiz modüler parçadan oluşuyor ve müzelerde özel radyasyon altyapısına ihtiyaç duymadan kullanılabiliyor. Yüksek enerjili X-ışınlarıyla çalışan sistem, kil zarfların iç yapısını ayrıntılı şekilde görüntüleyerek araştırmacıların belgeleri sanal ortamda açmasına olanak tanıyor.

İlk olarak Hollanda’da test edilen cihaz, daha sonra Paris’teki Louvre Müzesi’nde bulunan mühürlü tabletlerin incelenmesinde kullanıldı. Gerekli izinlerin alınmasının ardından cihaz, 2024 ve 2025 yıllarında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde kurularak 150’den fazla mühürlü kil zarfı taradı.

Asurlu tüccarların ticaret sözleşmesi ortaya çıktı

Projenin ikinci aşamasında ENCI sistemi Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde kullanıldı. Tunç Çağı’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olarak kabul edilen Kültepe’de bulunan kil, cam, taş ve metal eserler üzerinde detaylı incelemeler gerçekleştirildi.

Asurologlar, fizikçiler, arkeometristler ve bilgisayar bilimcilerinden oluşan ekip, özel yazılımlar yardımıyla elde edilen verileri analiz ederek daha önce erişilemeyen metinleri görünür hale getirdi.

Yaklaşık 4 bin yıldır mühürlü halde bulunan kil zarflardan birinin içinde, Asurlu tüccarlar arasında düzenlenen bir tahıl ticareti sözleşmesi olduğu tespit edildi. Böylece belge, zarar verilmeden ilk kez okunmuş oldu.

Teknoloji yeni keşiflerin önünü açabilir

Araştırmacılar, kullanılan yöntemin yalnızca gizli kalmış yazıları ortaya çıkarmadığını, aynı zamanda kilin içinde bulunan taş, tohum, salyangoz ve çeşitli organik kalıntıların da tespit edilmesini sağladığını belirtti.

Elde edilen verilerin, antik tabletlerin ve zarfların üretim süreçlerine ilişkin yeni bilgiler sunabileceği ifade edilirken, teknolojinin dünyanın farklı müzelerinde bulunan mühürlü belgelerin incelenmesinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği değerlendiriliyor.