İğneyi bilmem ama çuvaldızı birilerine batırmamız lazım. Lazım ki uyansınlar. Bir Müslüman kardeşler kuşağı yaratma projesi vardı. Mısır’a Müslüman kardeşler hâkim olacak. Suriye’ye Müslüman kardeşler hâkim olacak. Türkiye’de bu kuşağın içinde olduğu için bölünmüş, parçalanmış Suriye’de, Şam’a girip Emevi Camii’nde namaz(!) kılacaktık. Bu projenin mimarı kimdi? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “hocam “dediği, dış politikayı ve özellikle Ortadoğu politikasını teslim ettiği Ahmet Davutoğlu. Sonuç ne oldu? Küresel güçler adama bu tür işlerine gelmeyen projeleri yedirmezler. Sonuçta Mısır’da darbe yapıp Mursi’yi idam ettirdiler. Suriye’yi lime lime ettiler. Türkiye darbeden son anda kurtuldu. Türkiye’nin hemen altında teröristlerden oluşan bir devlet yapılanmasının temeli atıldı. Mısır ile ilişkilerimiz bitti. Suriye düşman ilan edildi. İsrailliler ellerini ovuşturarak keyifle sigarasını yaktı. En yakın dost Esat kanlımız oldu. Rus uçağını FETÖ tandanslı birileri vurdurdu. Bu işte ABD ile işbirliğimiz de vardı. Ama ayı ile çuvala girersen, sonuçta mağdur olan üstü başı parçalanan sen olursun. Şimdi sormak isterim; Bu yanlış stratejilerin hesabını kimden soracağız? Çuvaldızı, kime batıracağız? Ne diyorsun Sayın Davutoğlu?

Al sana Filistin

AKP Hükümeti ölümüne Filistin davasını savunuyor. Haklılarda... Orada hakikaten mazlum bir millet var ve Filistin, Kudüs Müslüman dünyasının kutsalı. Tamam da bu davada da tek aldık. Arap dünyası Filistin’e duvar olmuşlar, kardeşlerinin kanı dökülürken, toprakları gasp edilirken, seslerini çıkarmıyorlar. İsrail ile ABD’nin peşine takılmışlar kan uykusundalar. Cumhurbaşkanımız daha dün BM kürsüsünden, haritalarla İsrail’in işgalini, genişlemesine yaptıklarını anlattı. Belki de bu konuda öne çıkan tek ülke Türkiye. Ama... İşte işin aması var, Arap Birliği’nden yine çıt yok. Arap Birliği toplandı. Suriye’ye başlatılan harekât için Türkiye’yi kınadılar. İşgalci olarak nitelediler. Turizm ilişkilerini, ticaret ilişkilerini, gözden geçirileceğini metne koydular. Bu hain metnin altında kimin imzası var biliyor musunuz? Filistin yönetiminin. Bu kadar alçaklar yani. Bunlar için ilişkilerimizi bu kadar bozmaya değer mi? Peki, bu toplantıyı organize eden aklı veren kim? Tabii ki ABD ve İsrail. O ABD ki Suriye’nin anasını belledi. Böldü parçaladı, kan döktü. Suriye topraklarında PKK-YPG devleti kuruyor. Peki, bu Suriye bölünüp parçalanırken şu lanet olası Arap Birliği neredeydi? ABD’ye niçin çıtlarını çıkaramıyorlar? Niçin bir Arap ülkesini işgal ettiği için ona bir şey demiyorlar. Bu kadar riyakâr ve de ikiyüzlüler yani.

İsrail meselesi

AKP Hükümeti’nin öncesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin öyle veya böyle İsrail ile ilişkileri iyiydi. Arapların ise diplerdeydi. Geçen sohbet ettiğimiz bir üst düzey komutan; “Keşke İsrail ile ilişkilerimizi bu kadar bozmasaydık” dedi. Bunun anlamını şöyle bir açalım. Amerika demek, İsrail demek söylemini sokaktaki çocuklar bile bilir. Öyle ki önceden bizim ABD’deki bütün işlerimizi, ilişkilerimizi, İsrail lobisi takip ediyor, Ermeni lobisi, Türkiye’yi sevmeyen lobilere karşı arkamızda duruyorlardı. Şimdi ne oldu? Yahudi lobisi bize düşman oldu. F-35 dâhil, Dolar’ın yükselmesi dâhil, ekonomimizin derbest edilmeye çalışılması dâhil kongreye gelen her türlü, aleyhimizdeki tasarıların arkasında onlar var. Bunları niçin yaptık? Filistin için. Kaybeden kim? Türkiye. Peki, Arapların durumu ne? İsrail ile kankalar, İsrail’i korumak için Arap NATO’su kuruyorlar, Türkiye ise düşman. Dahası Akdeniz’de bir birliktelik yarattık. İsrail, Yunan, Mısır birlikteliği. Arkasında ABD var. Türkiye yalnızlaştı, insanlarımızın psikolojisi bozuldu. Medya bülbülü konuşmacılarımız Türkiye’nin büyük devlet olduğunu, her şeyin üstesinden geleceğini söylüyorlar. Doğru... Büyük devletiz. Ama büyük devletler büyük ve doğru stratejiler üretirler. Bu tür önünü göremeyen stratejiler değil. Özetle dostlar bu günlerde ekran başına geçtiğimizde içimiz kararıyor. Herkes bize düşman. Etrafta dost yok gibi. Küresel güçler terörist eğitiyor onlarla iş tutuyor. Senin devletinin altında bir terör kuşağı oluşturuyor ama dünyanın gözünde işgalci soykırımcı olarak gösterilen bizler oluyoruz. Bu haksızlık. Hadi bakalım bu hale gelmemizin bir müsebbibi olmalı? Çuvaldızı kime batıralım Allah aşkına!