Devletin kurumu, devleti zaafa düşürecek karar alamaz

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi, birçok açıdan henüz parlamenter sistemin gölgesinden kurtulamadı. Rayına girmesi için zamana gerek var. Üzerinde çalışma devam ediyor. Yol alırken lastiğin patlamasından aksayan yeri görüyoruz ama zaman kaybı neticede.. Yerel seçimde seçim kurulları infilak etti, şimdi de Anayasa mahkemesi.

YSK ne derse o değil mesela. Devlet yapılandırılırken tesis edilen hiçbir kurum devletin üzerinde değildir. Devletin birliğini hedef alıyorsa bazı kararlar, elbette ‘ne oluyor’ demeli. Bunu demenin, yargıyı etkilemek, yok etmekle ilgisi yok. Devlet yoksa yargı da olmaz.

Türkiye yıllardır PKK terör örgütü ile mücadele ediyor, binlerce Mehmetçiğini ve vatandaşını kaybetmiş Türkiye’de ‘hukukun üstünlüğü-İnsan hakları vs vs’ ile ’güvenlik soruşturmasını’ kaldırmak, devletin temeline dinamit koymak anlamı taşır. Tam da, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü yeni atlatılmış, devlet dengesini kurmaya çalışırken, güvenlik soruşturması Anayasa’ya aykırı bulunup iptal edildi. Devlete rağmen Anayasa olur mu?

Tüm bunlar FETÖ’nün dinamitlediği noktalar ve AB müktesebatına göre yapılan değişiklikler sebebiyle. Hepsi gözden geçirilmeli. Bize insan hakkı dayatanlar, yüzyıllarca insanlığın kanını içen vahşi batı. Nesine uyum sağlayacağız?

Enis Berberoğlu’nun yargılanması sonrasında; yerel, istinaf, Anayasa mahkemesi sefahatleri arasındaki kavganın sebebi de yasaların delik deşik edilmesi ile oluşan çatlaklar. Bakarsanız hepsi haklı gibi ama doğru bir tane olmalı. O doğru da ’Türkiye Cumhuriyeti devletinin bölünmez bütünlüğüdür.”

Yargıçlar karar verirken hem yasalara, hem de içinde bulunduğu toplumun vicdanını yaralamayacak şekilde karar alır, almamalı. Her çeşit terörle boğuşan Türkiye’nin en tepe mahkemesinin ‘güvenlik soruşturması yapmama’ kararı nedir?

Sonra, 2. Aşama mahkemede de suçu sabit görülen ve aslında ‘vatan hainliği’ kapsamında yargılanması gereken (bizde böyle bir suç tanımı yok) bir kişi hakkında ‘hak ihlali’ kararı alınarak, hem devlet zora sokuldu, hem de toplum yaralandı.

Yine Anayasa mahkemesi o kararı 2. Mahkeme olan istinafa göndermesi gerekiyorken, 14. Ağır Cezaya göndermiştir. Onlarda ilk kararlarında ısrar etmiştir.

Ardından Anayasa mahkemesi üyesinin ışık polemiği geldi. Susan eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in “12 Ekim Ankara’nın başkent oluşu sebebiyle tüm kurumların ışıkları açıktı” açıklaması ise olaya tüy dikti.. Işıklar yanıyor diyen yargıç ise başka bir şey demek istediğini söylemiş. Ne malum? Hem profesör, hem de Anayasa mahkemesi üyesinin ‘ışıklar yanıyor’ twiti attığında, nasıl yorumlanacağını bilmemesine imkân var mı?

Velhasıl, devletin kurumları, devletin varlığı içindir. Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılmalı, diğer yerler ise alarm vermeden düzene sokulmalıdır.

YORUM EKLE