Filistin topraklarında yaşanan insani dram, sadece yerel bir çatışma olmaktan çıkarak küresel siyasetin merkezine yerleşti. 2025 boyunca devam eden askeri operasyonlar ve ablukalar, Gazze başta olmak üzere Filistin genelinde yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı. Uluslararası toplumun çözüm arayışları ve diplomatik masalardaki hareketlilik, sahadaki gerçekliği değiştirmekte yetersiz kalırken, iç siyaset dengeleri de bu süreçten derinden etkilendi.
Bölgesel ve Küresel Güç Dengelerinde Kırılma
2025 yılı, Orta Doğu'daki güç mücadelelerinin en belirginleştiği yıllardan biri oldu. İsrail'in Gazze politikası, bölge ülkeleri arasındaki ittifakları ve husumetleri yeniden tanımladı. Doğrudan dış müdahalelerin yoğunlaştığı bu süreçte, ticaret rotaları üzerindeki güvenlik endişeleri küresel ekonomiyi de tehdit eder hale geldi. Enerji koridorları ve lojistik hatlar, çatışmaların seyrine göre yeniden planlanmak zorunda kaldı.
Siyasi analistler, 2025 yılında yaşananların sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda diplomatik bir satranç oyunu olduğunu vurguluyor. Filistin meselesi, bölgesel aktörlerin nüfuz mücadelesinin bir aracı haline gelirken, sivil halkın yaşadığı mağduriyet derinleşerek devam etti.

Savaşın Kapanmayan Yaraları ve Toplumsal Etki
Çatışmaların üçüncü yılına girdiği bu dönemde, Filistin halkı için 2025 yılı "kapanmayan yaralar" yılı oldu. Altyapının büyük oranda tahrip olması, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve gıda güvenliği sorunu, toplumsal travmayı büyüttü. Sputnik'in derlediği verilere göre, yıl boyunca yaşananlar bölgenin demografik yapısını ve sosyal dokusunu tehdit eden boyutlara ulaştı. Uluslararası yardım kuruluşlarının raporları, acil müdahale gerektiren insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
