Analiz: ABD, Türk SİHA’larını CAATSA ile durdurmak istiyor!

Yakın gelecekte ABD’de Joe Biden dönemini inceleyecek olan siyasi tarihçilerin dikkatlerini çekecek en önemli başlıklardan biri şüphesiz, ABD Kongresi ve Temsilciler Meclisi‘nin, Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı tehditlerin dahi önüne geçen “Türkiye takıntısı” olacaktır.

Analiz: ABD, Türk SİHA’larını CAATSA ile durdurmak istiyor!

Biden ekibinin görevi devraldığı Ocak ayından Ağustos’a kadar, Türkiye aleyhine bir yasa tasarısının gündeme gelmediği ya da Başkan Biden ile Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Türkiye’yi kötüleyen bir mektubun yazılmadığı ay olmadı. Eğer bunlardan biri gerçekleşmemişse mutlaka Türkiye’nin bölgede ihtilaf yaşadığı ülkelerle  ABD  arasında işbirliğini geliştirecek bir yasa tasarısı piyasaya sürülüyor.

ABD iç siyasetini parselleyen lobilerin, dış politikayı kendi çıkarları için nasıl suistimal ettiklerinin farklı örnekleri Türk-Amerikan ilişkileri arşivine düzenli şekilde ekleniyor. ABD iç siyasetinin üzerinde uzlaştığı en önemli konu Türkiye karşıtlığı haline gelirken, Beyaz Saray’a Türkiye aleyhtarı mektuplar yazmak ya da yasa tasarıları hazırlamak Washington’da zamanın ruhuna uygun şekilde dönemin modası haline geldi. Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri, Türkiye aleyhtarı politikalar trenine binerek icraatta bulunmanın konforuyla siyaset sahnesindeki yolculuklarını garanti altına alıyorlar.

Türkiye ile ortak çıkarların önemini ve Atlantik İttifakı’nda işbirliğini her fırsatta vurgulayan Biden yönetiminin yüzleri iç politikaya dönük bileşenleri, Ankara’ya yönelik saldırgan tutumlarının merkezine Türk savunma sanayiini ve Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını yerleştirdi. Ortak olduğu F-35 projesinden çıkarılmasının, Türkiye’nin havadaki üstünlüğünü azaltmadığını, bilakis silahlı insansız hava aracı (SİHA) projeleri ile çok daha verimli bir süreç yakaladığını gören Ermenistan, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) şimdi de ABD siyasetindeki uzantıları aracılığıyla yeni bir saldırı başlattı. ABD Kongresi’nin 27 üyesinin Türkiye’nin yürüttüğü SİHA projelerinin ABD’nin çıkarlarını tehdit ettiği gerekçesiyle Dışişleri Bakanı Blinken’a yazdıkları mektup 10 Ağustos’ta basına yansıdı. Senato’nun iki kanadının üyelerinin de imza koydukları mektupta Türk SİHA’larının “istikrarsızlık kaynağı” olduğu öne sürüldü. Peki nerelerde istikrarsızlık yaratmış Türk SİHA’ları?

ABD Kongresi üyelerine göre Ermenistan‘ın 30 yıldan uzun süre uluslararası hukuku ihlal ederek işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ‘da Azerbaycan‘ın meşru hakkını almak için Türkiye’nin SİHA’larını kullanması bir istikrarsızlık kaynağı.

Yine ABD Kongresi üyelerine göre, Türkiye sınırında Birleşmiş Milletler (BM) kararlarını ihlal ederek Suriye’nin toprak bütünlüğüne kast etmek suretiyle terör koridoru oluşturmaya çalışan PKK/YPG terör örgütüne karşı SİHA kullanmak da bir başka istikrarsızlık kaynağı. ABD’li siyasetçilere göre, BM tarafından tanınan Libya‘daki Trablus yönetimini, Libya’nın yer altı kaynaklarını Rusya ve Fransa’ya peşkeş çekme peşindeki darbeci General Halife Hafter’e karşı korumak için SİHA kullanmak da bir başka istikrarsızlık kaynağı.

1915 Olayları” sürecindeki sebep-sonuç ilişkilerini görmezden gelen ABD iç siyasetinin, uluslararası toplumun uyutularak çözümsüzlüğe razı edildiği meselelerinin özünü anlamaktan da aciz olduğu, 27 Kongre üyesinin Blinken’e yazdığı mektupla belgelenmiş oluyor.

ABD SİHA’LARININ KATLİAMLARINI AÇIKLAMAK HAPİS CEZASINA NEDEN OLUYOR

ABD’deki kimi sivil inisiyatifler harekete geçse de ABD Kongresi üyelerinin, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA), ABD Özel Operasyonlar Komutanlığı (SOCOM) ve ABD Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı (JSOC) tarafından Afganistan, Pakistan, Suriye, Irak, Somali ve Yemen‘de ABD SİHA’ları kullanılarak düzenlenen suikast ve saldırı operasyonlarının nasıl bir istikrarsızlığa yol açtığına dair benzer bir girişimine rastlanmamıştır. The Bureau of Investigative Journalism (Araştırmacı Gazetecilik Bürosu) tarafından yayımlanan verilere göre[1], 2004 yılından bu yana Pakistan, Yemen, Somali ve Afganistan’daki ABD SİHA saldırılarının sayısının 14 bini geçtiği tahmin ediliyor. Bu saldırılarda yaşamını yitiren sivillerin sayısının 900 ile 2 bin arasında olduğu varsayılıyor. Bu sivillerin 300’den fazlası çocuk. Türkiye’nin SİHA kullanımının istikrarsızlık kaynağı olduğu savını ileri süren ABD Kongre üyelerine çok da geriye gitmeden yakın tarihten bir hatırlatma yapmak faydalı olacak. Yalnızca 10 yıl önce ABD SİHA’larının Pakistan’da sivilleri katletme noktasına varan operasyonları, İslamabad yönetiminin ülkede CIA tarafından yönetilen dron üslerinin kapatılması kararını getirmiş, ABD’nin SİHA filoları Pakistan’dan kapı dışarı edilmişti.

Aynı Kongre üyelerine belki de 2016 yılında yayımlanan ve ABD SİHA operasyonlarının yarattığı küresel istikrarsızlığı anlatan “National Bird” belgeselini izletmek yararlı olabilir. Yemen ve Afganistan’daki SİHA operasyonlarında görev yapmış olan Amerikan istihbarat topluluğunun unsuru National Geospatial-Intelligence Agency çalışanı David Hale‘nin bu belgeselde açıkladığı bilgiler, ABD SİHA saldırılarında ölenlerin 10’da 9’unun masum siviller olduğu yönündeydi. 27 Temmuz 2021 tarihinde Hale bu belgesele yaptığı açıklamalar nedeniyle 45 ay hapis cezasına çarptırıldı. ABD Kongresi üyelerinin Hale’nin ifade özgürlüğüne dair bir açıklaması da duyulmadı.

Türk SİHA’LARI NEDEN CAATSA İLE DURDURULMAK İSTENİYOR?

Çifte standart bu denli aşikâr iken ABD Kongre üyelerinin maksadını nasıl değerlendirmek gerekir? 27 Kongre üyesi ABD Dışişleri Bakanı Blinken’a yazdıkları mektupta ağızlarındaki baklayı şu şekilde çıkarıyorlar: “Dağlık Karabağ savaşında kullanılan Bayraktar TB2 SİHA’larda ABD teknolojisi ve üretimi parçaları kullanılmakta. Dolayısıyla bu durum, halen Rusya’dan füze aldığı için Türkiye’ye uygulanan ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) yaptırımlarına aykırı bir durum teşkil etmektedir. Bu sebeple ABD, Türkiye’ye bu teknolojik donanımların ihracını acilen askıya almalıdır.”

BEYAZ SARAY İÇİN MÜTTEFİK,KONGRE İÇİN HASIM: TÜRKİYE

ABD iç siyasetinin Türkiye’ye yönelik bu hasmane tutumunun Biden yönetiminin her fırsatta vurguladığı “Ortak Çıkarlar ve Kuzey Atlantik İttifakı”nın geleceği söylemleriyle derin çelişkiler taşıdığı da muhakkak. Senato’da Dışişleri Bakanlığı görevinin onaylandığı oturumda kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Antony Blinken, Türkiye’yi “ABD’nin müttefiki gibi davranmamakla” itham etmiş, Haziran ayındaki NATO Zirvesi öncesinde de bu söylemini tekrarlamıştı. Gelgelelim jeopolitik mücadele alanının katı gerçekleri, bu cümleyi tekrar eden ABD Dışişleri Bakanı’nın bağlı olduğu yönetimi, Afganistan’ın başkenti Kabil’deki havalimanının güvenliğinin sağlanması için Ankara’nın kapısını çalmaya mecbur etti.

ABD İÇ SİYASETİ NATO’NUN HEDEFLERİ İLE İLGİLİ Mİ?

Türkiye’nin SİHA’larından rahatsız olan ABD Kongre üyeleri için yapılabilecek bir başka hizmet de ABD ordusunun Afganistan’dan çekilirken geride bıraktığı ve Taliban’ın eline geçen silahların doğurabileceği istikrarsızlık konusunda onları bilgilendirmek olabilir. Binlerce hafif silah ve zırhlı araç bir yana, 1 konteyner dolusu ağır silah mühimmatının, ABD tarafından terk edilen bir üste Taliban’ın eline nasıl geçtiği İngiliz televizyoncular tarafından da görüntülendi. Taliban’ın giderek sofistike silahlara sahip olduğu sürecin en çarpıcı anlarından biri ise 12 Ağustos’ta uluslararası basına yansıdı. Kunduz kenti havalimanını ele geçiren Taliban‘ın Amerikan Boeing şirketi imalatı ScanEagle insansız hava araçlarını elde ettiğine ilişkin görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

İcatlar ihtiyaçlardan, savunma sanayiindeki gelişmeler ambargolardan doğar

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi ve sonrasında Türkiye’nin hedef olduğu doğrudan ve dolaylı askeri ambargolar, çıkarma gemisi, telsiz ve paraşüt üretiminden başlayarak milli savunma sanayiinin gelişmesi için hep yeni adımlara vesile oldu. Keza Türkiye’nin İHA, SİHA, MİLGEM ve füze programları da hep bu ambargoları aşma ve hak arama gayretinin ürünleri. ABD Kongresi üyelerinin son girişimi de Türkiye’nin yürürlükteki projelerini belki yavaşlatacak ancak milli silah sanayiinin bağımsızlığına yeni kapılar açacak fırsatları beraberinde getirecektir.

Kaynak: M5/Mehmet A. Kancı -Timeturk 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER