İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Bulgaristan'dan zorunlu göçün acı hatıralarının 32. yılı

Bulgaristan'dan zorunlu göçün acı hatıralarının 32. yılı

YTB Başkanı Eren, Bulgaristan'dan zorunlu göçün 32. yılını değerlendirdi: Bu acıları gençlerimiz bilsin, öğrensin. Son 100-150 yıla bakıldığında Balkanlar'ın göçlere ve acı hatıralara sahip olduğunu belirterek, "Bu acıları özellikle gençlerimiz bilsin, öğrensin, tarihe not düşülsün ki bir daha da yaşanmasın." dedi.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdullah Eren, Bulgaristan'da 1944-1989 yıllarında iktidarda kalan komünist rejimin, ülkedeki Türk ve diğer Müslümanlara uyguladığı asimilasyon kampanyasının yol açtığı "zorunlu göç" nedeniyle yaşanan acıların zihinlerde hala taze olduğunu belirterek "Bu acıları, bu yaşanmışlıkları asla bir kin haline getirip geleceğe taşımak gibi bir niyetimiz yok. Fakat özellikle gençlerimiz bilsin, öğrensin, tarihe not düşülsün ki bir daha da yaşanmasın." ifadesini kullandı.

Eren, Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göçün 32. yılı vesilesiyle AA muhabirine yazılı değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin Balkanlar'la tarihi ve kültürel ortak geçmişe sahip olduğunu belirten Eren, Bulgaristan'ın asırlardır soydaşların yaşadığı, Türkiye'ye komşu bir ülke olduğunun altını çizdi.

Eren, Bulgaristan'ın Osmanlı Devleti'nin yüzyıllar boyunca varlık gösterdiği bir havza olduğunu da ifade ederek şöyle devam etti:

"Balkanlardan Osmanlı Devleti’nin çekilmesiyle birlikte geride önemli oranda bir Türk azınlık kalmıştır. Son 100-150 yıllık zaman dilimine baktığımızda da maalesef Balkanların bizler için göçlere ve acı hatıralara sahip olduğunu görüyoruz. Bu göçler maalesef Balkanlarda kalan Türk ve Müslüman ahalinin gördüğü baskı ve zulümden Anadolu’ya yönelmek zorunda kalması şeklinde olmuştur. Balkanlardan gelen göçlerin biri de Bulgaristan’dan olmuştur."

Eren, Bulgaristan'daki Türklerin göç tarihinin "93 Harbi Sonrası Göçler, 1912-1913 Balkan Savaşları Sonrası Göçler, 1950-1951 Göçüne Kadar Gerçekleşen Göçler, 1950-1951 Zorunlu Göçü, 1968 Yakın Akraba Göçü ve 1989 Zorunlu Göçü" şeklinde 6 başlıkta tanımlanabileceğini de kaydetti.

Bu göçlerden tarihi bugüne en yakın olan ve yaşananların zihinlerde hala taze olanının "1989 Zorunlu Göçü" olduğunu belirten Eren, "O dönem Bulgaristan'da yönetimde olan komünist rejim Bulgaristan'daki Türklere yönelik baskı ve asimilasyon politikasına girişmiştir. Bu zulme karşı çıkan soydaşlarımız ise türlü eziyetlere maruz kalmış, Belene Adası'nda insanlık dışı muamelelere maruz bırakılmış, son çare dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın da çabalarıyla Türkiye’ye zorunlu göçte bulunmuştur. O dönem 360 binin üzerinde soydaşımız Türkiye’ye gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"Tarihe not düşülsün ki bir daha da yaşanmasın"

Eren, YTB olarak soydaş ve akraba toplulukların yaşadıkları ve maruz kaldığı acılar unutulmasın diye anma programlarından sözlü tarih çalışmalarına birçok faaliyet yürüttüğünü belirterek bu doğrultuda Kırım Tatar Sürgünü, Ahıska Sürgünü gibi olayların yanında Bulgaristan'dan zorunlu göçe dair de özel çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

YTB'nin 2019'da Bulgaristan’dan zorunlu göçün 30. yılı kapsamında özel anma programları düzenlediğini belirten Eren, 1989 Belene Belgeseli, Belene Kitabı Sözlü Tarih Çalışması, sergiler, basın faaliyetleri gibi çalışmalar yürütüldüklerini vurguladı.

Eren, şunları kaydetti:

"Bu yıl bu acı sürgünün 32. yılında, komünist rejimin uyguladığı baskı ve asimilasyona rağmen kimliğinden, inancından vazgeçmeyen soydaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Bu sürecin simgesi olan ve komünist rejimin uygulamalarına karşı soydaşlarımızın gösterdiği protesto esnasında annesinin kucağında şehit edilen Türkan bebeği, özünden asla geri adım atmayıp şehadete ulaşan tüm soydaşlarımızı ve Belene'de yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum. Rabb'im bir daha böyle acılar yaşatmasın. Son olarak şunu da belirtmek istiyorum; bu acıları, bu yaşanmışlıkları asla bir kin haline getirip geleceğe taşımak gibi bir niyetimiz yok. Fakat özellikle gençlerimiz bilsin, öğrensin, tarihe not düşülsün ki bir daha da yaşanmasın."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *