İstanbul
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Çin Medyası: “Türkiye’nin neo-Osmanlı politikaları bölgede büyük yankı uyandırıyor!”

Çin Medyası: “Türkiye’nin neo-Osmanlı politikaları bölgede büyük yankı uyandırıyor!”

Son yıllarda, ABD’nin öfkesine rağmen Rusya’ya daha yakın görünen ve bir NATO üyesi olan Türkiye’nin adımları merakla takip ediliyor. Hem Rusya hem de Türkiye, dünya sahnesinde yeniden büyük olmak için amansız hamlelere girişiyor.

WHATSAPP
KANALI
Ortadoğu Gazetesi Gündem artık cebinizde! Günün en önemli gelişmeleri anında telefonunuza gelsin. Ücretsiz katılın, hiçbir haberi kaçırmayın. Kanala Katıl

ANALİZ  Ukrayna sınırında yaşananlar, Rusya’nın kendisini tehdit altında hissetmesiyle ilgili değil aksine Rusya’nın Sovyet dönemi etki alanını yeniden kurmaya çalışmasıyla ilgilidir.

Strateji ve Savunma Analiz M5 derğisinin çeviri analiz haberine göre, Tarihsel olarak, Rusya sıcak denizlere erişim arayışına takıntılıydı. Rusya, Büyük Katerina zamanında Karadeniz’e ulaşmayı başardı ve Kırım’ı Osmanlı’dan aldı.Ama bu yeterli değildi. Uralların doğusundaki sınırına bitişik tüm Avrasya bölgesini işgal ettikten ve Türk-Pers devletlerini işgal ederek Pasifik’e ulaştıktan sonra, Rusya hala İngilizleri Hint Okyanusu’na doğru iterek Hindistan’dan çıkarmanın hayalini kuruyordu.

Bu gelişmelerin ardından, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Türkiye’si ile karşı karşıya getiren Balkanlar’daki Rus genişlemesi geldi.

Bu ilerleme, iki imparatorluğun etki alanlarını belirleyen Berlin Kongresi tarafından geçici olarak etkisiz hale getirildi. Ancak Rusya bu düzenlemelere uymayı zor buldu ve daha fazla nüfuz elde etmek için pan-Slav milliyetçiliğini körükledi ve sonunda Saraybosna’daki saldırıları ile birinci dünya savaşına yol açtı. Böylece, Osmanlı İmparatorluğu için feci sonuçlar doğuran, birinci dünya savaşında Türkiye’yi Almanya ve Avusturya-Macaristan’ın kollarına iten düşmanlık ortaya çıktı.

Bu geçmişi hatırlayanlar için bugün yaşanan rekabetin nedenleri açık.

Türkiye için yakın geçmişte, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi kabul etmemesi ve Türkiye’nin AB’yi bir “Hıristiyan kulübü” olarak tanımlaması ile planlar değişti. Erdoğan bu yola tek başına gitmeye karar verdi ve ülkesini, şanlı geçmişine dayanan bir Avrupalı kimliğiyle değiştirmeye çalıştı. Bu da Türkiye’nin, Orta Asya’daki Türk milletlerine kesin bir dönüş yapmasını beraberinde getirdi.

Ancak bu adımlar Rusya ve Türkiye’nin çarpışma risklerini de artıyor. İki ülkenin özellikle Kafkasya’da zıt çıkarları var ve etki alanlar örtüşen bu iki ülkenin hamleleri Orta Asya’da çelişkiler doğuruyor.

Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova gibi GUAM ülkeleri kendilerini Rusya’nın yayılmacılığının tehdidi altında hissediyor. Diğer yandan bu ülkelerin, Türkiye’nin kararlılıkla desteklediği bağımsız devletler oldukları da açıkca görülüyor.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında geçen yıl Dağlık Karabağ’da yaşanan kısa ama kanlı savaş , her iki taraf da desteklenen karşıt taraflar olarak Rus-Türk gerilimlerini yüzeye çıkardı. Karabağ dışında iki ülke arasındaki Suriye ve Libya’dakine benzer bir rekabet şimdi de Ukrayna’da ortaya çıktı.

Dünya, yeni çatışmaları beslemek için kolayca kanalize edilebilen kalıtsal gerilimlerle dolu. Rus Ortodoks neo-emperyalizmi ve Türk neo-Osmanlıcılığı’da büyük gerilimlerin şu an için dışında kalsa da bu kategoriye giriyor.

Çin için, uzayan bir Rus-Türk gerilimi Orta Asya’yı istikrarsızlaştıracaktır. Fakat Türkiye’nin neo-Osmanlı yöneliminin bu coğrafyada büyük yankıları ve karşılığı var.

Müslüman nüfusa sahip birçok Güney ve Güneydoğu Asya ülkesi için Türkiye, İslam’ın modernite ile nasıl kaynaşabileceği konusunda bir model olmaya devam ediyor. Ayrıca Türkiye’nin başta Suudi Arabistan ve İran olmak üzere diğer Müslüman eksenlerle İslam dünyasının liderliği için rekabet ettiği bir sır değil.

Avrupalı ve Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin savunduğu politikalar, neo-Osmanlı yönelimini güçlendirerek bu bölgede kuşkusuz karşılık bulacak ve alkışlanacaktır.