Doğum hizmetlerinin hedef alınarak yok edilmesi, artan düşük oranları ve engellenen yenidoğan bakımı, bu stratejinin en yıkıcı sonuçları olarak dikkat çekiyor. Uluslararası kamuoyu cinsiyete dayalı şiddeti tartışırken, Gazze'deki kadınlar tarihin en ağır sağlık krizlerinden biriyle mücadele ediyor.
Sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği bölgede, hamile ve emziren kadınların yaşam mücadelesi her geçen gün zorlaşıyor. Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu'nun bulguları, üreme sağlığı hizmetlerinin kasıtlı olarak tahrip edildiğini ve anne-bebek bakımının sistematik şekilde engellendiğini belgeliyor. Bu durum, sadece bugünü değil, bir toplumun gelecek nesillerini de tehdit eden biyopolitik bir şiddet biçimi olarak tanımlanıyor.
Sağlık Altyapısında Ağır Tahribat ve Somut Veriler
Gazze'deki ana tüp bebek merkezinin vurulması sonucu binlerce embriyonun yok edilmesi, üreme kapasitesine yönelik saldırıların en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti. Elektrik kesintileri nedeniyle kuvözlerdeki prematüre bebeklerin yaşamını yitirmesi ve sezaryen ameliyatlarının anestezi imkanı olmadan yapılmak zorunda kalınması, insani krizin boyutunu derinleştiriyor. Mevcut verilere göre, 155 binden fazla hamile ve emziren kadın temel sağlık hizmetlerinden neredeyse tamamen mahrum durumda. Yetersiz beslenme, temiz suya erişim sorunu ve hijyen eksikliği, düşük ve ölü doğum vakalarında dramatik artışlara neden oluyor.
Çocuklara Yönelik Şiddet ve Gözaltı İstatistikleri
Annelerin yaşadığı travma, çocuklarına yönelik şiddet ve alıkonulma vakalarıyla daha da katlanıyor. Birleşmiş Milletler tahminleri ve askeri veriler, 1967'den bu yana 38 bin ila 55 bin arasında Filistinli çocuğun askeri kanunlar uyarınca gözaltına alındığını gösteriyor. Ekim 2023'ten bu yana ise 1300'den fazla çocuğun keyfi olarak tutuklandığı ve bunlardan en az 440'ının halen yasadışı olarak hapsedildiği belirtiliyor. Anneler, çocuklarını sadece bombardımanlarda değil, gece baskınlarında ve kontrol noktalarında da kaybetme korkusuyla yaşıyor.
BM Raporları ve "Üreme Soykırımı" Tanımı
Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu'nun yayınladığı raporlar, Gazze'de yaşananları Soykırım Sözleşmesi'nin "grup içinde doğumları önlemeyi amaçlayan tedbirlerin uygulanması" maddesiyle ilişkilendiriyor. Hukuki bir terim olarak tam karşılığı bulunmasa da "üreme soykırımı", bir nüfusun üreme kapasitesinin kasıtlı olarak yok edilmesini ifade ediyor. Uzmanlar, üreme sağlığına yönelik bu sistematik saldırının ikincil bir mesele olmadığını, aksine temel insan haklarının en vahşi şekilde ihlali olduğunu vurguluyor.
