İstanbul
Kapalı
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Harem-i İbrahim'de katliam yapıp yarıdan fazlasını sinagoga dönüştürdüler

Harem-i İbrahim'de katliam yapıp yarıdan fazlasını sinagoga dönüştürdüler

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim Camii’nde 25 Şubat 1994’te bir Yahudi yerleşimcinin sabah namazı kılan Filistinlilerin üzerine ateş açması sonucu 29 Filistinlinin şehit olmasının üzerinden tam 27 yıl geçti

Ramazan ayının 15'inci gününde cuma sabahı fanatik Yahudi doktor Baruch Goldstein’in 27 yıl önce Harem-i İbrahim’de gerçekleştirdiği katliam, hafızalardaki tazeliğini koruyor.

El-Halil’deki yasa dışı Kiryat Erbaa Yahudi yerleşim birimi sakini olan ve Kach adlı aşırı siyonist terör örgütü mensubu Goldstein tarafından düzenlenen Harem-i İbrahim Camisi’ndeki saldırı, tarihe "El-Halil Camii (Harem-i İbrahim) Katliamı" olarak geçti.

Harem-i İbrahim’de 29 Müslüman'ın şehit edildiği katliamdan kurtulan 60 yaşındaki Filistinli Hamis Kaffişe, saldırı öncesi atmosferi ve olay anını  anlattı.

Harem-i İbrahim’e komşu bir evde oturan Kaffişe, bu katliamın ani verilmiş bir karar olmadığını, aksine Yahudi yerleşimcilerce daha önce planlandığını belirtti. Kaffişe ayrıca saldırının olduğu gün İsrail askerlerinin de cami yakınındaki kontrol noktasını terk ettiğine dikkati çekti.

KATLİAM ÖNCESİ ATMOSFER

Kaffişe, caminin katliam öncesi de zaman zaman Yahudi yerleşimcilerin saldırılarına maruz kaldığını hatırlatarak, Yahudi yerleşimcilerin caminin halılarını ateşe verdiğini, halıların üstüne kimyasal maddeler attıklarını, camiye köpek soktuklarını ve cemaatin üzerine saldıklarını, camiye gelenleri darbettiklerini dile getirdi.

Emekli öğretmen Kaffişe, olaydan bir gün önce Harem-i İbrahim çevresinde Filistinliler ile Yahudi yerleşimciler arasında tartışma yaşandığını ve yerleşimcilerin yatsı namazını engellemeye çalıştığını belirterek, "İsrail askerleri camiye girişimizi 15 dakika kadar erteledi. Yahudi yerleşimcilerin camide olduklarını belirterek başka bir yerde namaz kılmamızı dahi teklif etti." dedi.

Kaffişe, camiye komşu olduğu için ramazan ayı boyunca sabah namazlarını Harem-i İbrahim’de kılmaya alışkın olduğunu ve her daim birinci safta yer almaya önem verdiğini belirtti.

Ancak Kaffişe olayın yaşandığı gün sabah namazına biraz geç kalmıştı ve bu kez imamdan biraz uzak bir safta yer almıştı. Kaffişe, işte böylece katliamdan kurtulduğunu ifade ediyor.

Ramazan ayının 15’inci gününün şafağında yaşanan katliamla ilgili Kaffişe, "Sabah namazına giderken, yatsı vakti öncesi cami çevresinde Yahudiler ile Müslümanlar arasında yaşanan atışma ve tartışma nedeniyle çevrede İsrail askerlerinin fazla olacağını düşünmüştüm. Ancak bu kez olağan dışı bir durum vardı ve askerlerin kontrol noktasında olmadıkları dikkatimi çekti." diye konuştu.

NAMAZ SIRASINDA MÜSLÜMANLARA MERMİ YAĞDI

Kaffişe, ramazan ayının 15’inde sabah namazındaki Müslümanların mermi yağmuruna maruz kaldığına dikkati çekerek şunları anlattı:

"Namazın birinci rekâtındaki tilavet secdesi sırasında çok şiddetli bir ses duydum. Bir an deprem oldu sandım. Ancak bu bir bomba ve ateş yağmuruydu. Başımı secdeden kaldırdığımda gözlerim saldırıyı gerçekleştiren Baruch Goldstein’e takıldı. Elinde bir tüfek ve bir tabanca vardı. Her ikisini de cemaatin üzerine boşaltı."

Kaffişe, Goldstein’in cephanesi bittikten sonra onu ibadet edenlerin arasından çıkarmak için caminin arka kapılarından birini açmaya çalışan yerleşimci ortakları olduğunu iddia ederken ancak Goldstein’in kaçamadan öldürüldüğünü kaydetti.

KANLI ŞAFAKTAN SAHNELER

Şehitlerin çoğunun imamın hemen arkasındaki safta bulunanlardan olduğunu ve aralarında çocukların da yer aldığını belirten Kaffişe, "kanlı şafaktan sahneleri" şöyle aktarıyor:

"Caminin halıları üzerinde bir kan gölü gördüm. Orada son nefeslerini veren Müslümanlar oldu. Aralarında henüz 11 yaşında olan bir çocuk da vardı. Yardım çığlıkları atan yaralılar gördüm."

Kaffişe, tam o sırada ambulans çağırmak ve yardım talebinde bulunmak için camiden hızla çıktığını belirterek, "Şehit cenazelerini ve yaralıları özel araç ve ambulanslara taşıdım. Öyle ki kıyafetlerim kanlar içinde kalmıştı." dedi.

KURBANLARIN CEZALANDIRILDIĞI KATLİAM

Kaffişe, İsrail makamları tarafından katliamın soruşturulması için bir komisyon kurulduğunu hatırlatarak, "Kurulan bu komisyon zalimce kararlar aldı ve caminin yarısını Yahudilere sinagog olarak tahsis ederek katliamın kurbanlarını (Filistinlileri) cezalandırdı." ifadelerini kullandı.

Olayla ilgili onlarca Filistinlinin tanıklıklarını dinleyen ve en nihayetinde Müslümanların girişine çeşitli kısıtlamalar getiren komisyon, caminin yaklaşık yarısının sinagoga dönüştürülmesine karar verdi.

İsrail ordusu da El-Halil’in Eski Şehir bölgesinin sokaklarına ve cami çevresine onlarca asker konuşlandırdı, bölgeye kontrol noktaları, beton ve demir bariyerler yerleştirdi.

Yine Şehitler Caddesi başta olmak üzere caminin çevresindeki birçok cadde ve sokak ile yüzlerce dükkân İsrail askeri makamlarının emriyle kapatıldı ve bu mekanlar hala kapalı.

Katliamın ardından, 1994 yılında uluslararası bir kararla El-Halil’deki işgal ihlallerinin izlenmesi için “Uluslararası Geçici Mevcudiyet Gücü” (TIPH) kurulmuş ve TIPH 1997 yılından 2019'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun görev süresini iptal edene kadar çalışmalarını sürdürmüştü.

İHLALLER BUGÜN DE DEVAM EDİYOR

Harem-i İbrahim Camisi Müdürü Hıfzı Ebu Suneyne de İsrail makamlarının sadece 2020’de camide 599 defa ezan okunmasını engellediğini belirtti.

Ebu Suneyne, müezzin odasının caminin sinagoga çevrilen kısmında kaldığını, müezzinin odasına gitmek için izne tabi olduğunu ve İsrail askerlerinin eşliğinde ezan okuyabildiğini kaydetti.

Harem-i İbrahim’de yaşanan katliamın ardından İsrail’in "fırsattan istifade" camide pay sahibi olduğuna dikkati çeken Ebu Suneyne, "işgal devletinin" Filistinlilere yönelik uygulamalarını sıklaştırdığını, camiyi yıl boyunca çeşitli gerekçelerle kapattığını, kontrol noktaları kurduğunu ve caminin yapısını değiştirmeye çalıştığını vurguladı.

MESCİD-İ AKSA'DAN SONRAKİ EN KUTSAL DÖRDÜNCÜ CAMİ

İşgal altındaki Kudüs kentinde bulunan Mescid-i Aksa'nın çevresi olarak kabul edilen El-Halil kentindeki Harem-i İbrahim, Mekke’deki Mescid-i Haram ile Medine'deki Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa'dan sonraki en kutsal dördüncü cami sayılıyor.

Caminin altında yer alan Hazreti İbrahim ve eşi Hazreti Sare'nin kabirlerinin yanı sıra Hazreti İshak, Hazreti Yakup, Hazreti Yusuf ve eşlerinin mezarlarının bulunduğuna inanılan mağara, İsrail tarafından "Ata Babalar" (Machpelah) olarak isimlendiriliyor. Harem-i İbrahim, bu nedenle sık sık fanatik Yahudilerin baskınlarına uğruyor.

Hazreti İshak ve eşinin bulunduğu kabirler Müslümanlara ayrılan kısımda kalırken, diğerleri Yahudilere ayrılan ve sinagoga çevrilen bölümlerde bırakılmış durumda.

TARİHİ 4 BİN YIL ÖNCESİNE UZANIYOR

Tarihi yaklaşık 4 bin yıl önce Hazreti İbrahim’in dönemine uzanan Harem-i İbrahim'in üzerine, Roma İmparatorluğu'nun "Yahudiye'ye" atadığı Yahudi Kralı Hirodes tarafından milattan önce 20 yılında inşa edildiği belirtilen surlar günümüzde varlığını koruyor.

Yapı itibarıyla Mescid-i Aksa'ya benzeyen Harem-i İbrahim, Roma ve Bizans dönemlerinde kilise olarak kullanılırken, 634 yılında İslam ordularının hükmüyle camiye çevrildi. Buna rağmen, Haçlı seferleriyle birlikte 90 yıl boyunca tarihinde bir kez daha kilise olarak kullanılmaya başlanan Harem-i İbrahim en son Selahaddin-i Eyyubi döneminde yeniden camiye dönüştürüldü.

Harem-i İbrahim, Yahudi inancına göre Mescid-i Aksa'da olduğuna inanılan "Süleyman Mabedi"nden sonra yeryüzündeki en kutsal mabet olarak kabul ediliyor.

UNESCO'ya bağlı Dünya Miras Komitesi, 2017'de Harem-i İbrahim ve caminin içinde bulunduğu Eski Şehir bölgesinin "Filistin'e ait tehlike altındaki dünya mirası" olarak Dünya Miras Listesi'ne eklenmesine karar vermişti.

Harem-i İbrahim, Goldstein’ın gerçekleştirdiği katliamdan sonra kapatılmış, yeniden açıldığında ise yarısından fazlası Yahudilere tahsis edilmiş şekilde ikiye bölünmüştü.

Tarihe "Harem-i İbrahim Katliamı" olarak geçen saldırıda, 29 Filistinli şehit olmuş, 150'den fazla kişi yaralanmıştı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *