İki liderin görüşmesinde, "bölgedeki krizlere barışçıl çözümler bulma" ve "devletlerin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü koruma" ilkeleri üzerinde tam mutabakat sağlandığı vurgulandı. Özellikle Yemen'de BAE destekli Güney Geçiş Konseyi'nin (STC) faaliyetleri ve Somaliland'ın tek taraflı bağımsızlık girişimleri karşısında, Mısır ve Suudi Arabistan'ın "merkezi hükümetlerin meşruiyeti" tezinde birleşmesi, Abu Dabi yönetimine karşı net bir diplomatik mesaj olarak değerlendiriliyor.
Yemen ve Somaliland'da "Ayrılıkçı" Gerilimi
Görüşmenin zamanlaması, Yemen sahasında yaşanan sıcak gelişmelerle doğrudan bağlantılı. BAE destekli STC güçlerinin Yemen'in güneyindeki bazı bölgeleri kontrol etme çabasına karşılık, Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri karşı taarruza geçti. Mısır yönetimi, Suudi Arabistan'ın Yemen'in bütünlüğünü korumaya yönelik adımlarını ve güneydeki gruplar için önerdiği "kapsayıcı konferans" teklifini memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Benzer bir durum Afrika Boynuzu'nda da yaşanıyor. 1991'de Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ancak uluslararası alanda tanınmayan Somaliland ile BAE'nin geliştirdiği yakın ilişkiler, "bölgesel bütünlük" ilkesini savunan Kahire ve Riyad'ın tepkisini çekiyor. BAE'nin Berbera limanındaki askeri varlığı ve Somaliland pasaportlarını kabul etmeye başladığı yönündeki haberler, bu konudaki fikir ayrılıklarını derinleştiriyor.
Sahada Sıcak Çatışma: Mukalla'da Dengeler Değişti
Diplomatik trafiğin gölgesinde Yemen sahasında da hareketli saatler yaşanıyor. Suudi Arabistan destekli aşiret güçlerinin, Hadhramaut vilayetindeki stratejik Mukalla şehrine düzenlediği operasyon sonucunda STC güçlerinin geri çekilmek zorunda kaldığı bildirildi. Suudi hava kuvvetlerinin, STC mevzilerine düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda milisin etkisiz hale getirildiği ve Seiyun kentindeki askeri üslerin hedef alındığı belirtiliyor. Riyad, Aralık ayında STC tarafından ele geçirilen bölgeleri geri almak için kapsamlı bir askeri harekat yürütüyor.
