Riyad yönetimi, BAE'nin özellikle Yemen ve Sudan'daki faaliyetlerinden derin endişe duyuyor. Suudi yetkililer, uzun bir sınır paylaştıkları Yemen'de ve Kızıldeniz'in karşı kıyısındaki Sudan'da yaşanacak istikrarsızlığın kendi güvenlikleri için doğrudan tehdit oluşturduğunu değerlendiriyor. BAE'nin giderek bağımsızlaşan dış politikası, Afrika Boynuzu ve Suriye'deki hamleleriyle birlikte Suudi Arabistan'ın rahatsızlığını artırıyor.
İttifak Yerini Rekabete Bıraktı
Yaklaşık on yıl önce İran etkisi ve Arap Baharı kaynaklı ayaklanmalara karşı ortak bir cephe oluşturan Riyad ve Abu Dabi, tehdit algılarının değişmesiyle farklı rotalara yöneldi. Bir zamanlar Yemen'de Husilere karşı omuz omuza savaşan iki ülke, bugün Yemen ve Sudan iç savaşlarında karşıt tarafları ve farklı grupları destekler konuma geldi. Suudi Arabistan, BAE'yi bölgedeki devlet dışı aktörleri destekleyerek istikrarı bozmakla eleştiriyor.
Yemen'de Sıcak Temas ve Yaptırım İddiası
Gerilimin en somut yansıması Yemen sahasında görüldü. BAE destekli ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'nin (STC) ülkenin güneyinde alan kazanması, Suudi Arabistan'ın tepkisini çekti. CNN'in edindiği bilgilere göre Riyad, sınır güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı "sıfır tolerans" mesajı vermek amacıyla BAE sevkiyatına hava saldırısı düzenledi. Ayrıca Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Sudan'daki çatışmalara müdahil olduğu gerekçesiyle ABD'den BAE'ye yaptırım uygulanmasını talep ettiği iddiaları diplomatik kulisleri hareketlendirdi.
Ekonomik Güç Mücadelesi ve Washington Etkisi
Dünyanın en büyük petrol ihracatçıları arasında yer alan ve Hürmüz ile Bab el-Mandeb gibi kritik su yollarını kontrol eden iki ülke arasındaki bu ayrışma, küresel enerji piyasaları tarafından da yakından izleniyor. Uzmanlar, gerilimin 2017'deki Katar ablukası boyutunda bir krize dönüşmesini beklemiyor ancak ekonomik rekabetin artacağını öngörüyor. Her iki ülke de Washington ile ilişkilerini derinleştirmek ve "bölgesel lider" konumunu pekiştirmek için yoğun bir diplomasi ve yatırım yarışı yürütüyor.
