İsrail siyasetinin kurt kurdu, koalisyonunu tehdit eden ultra-Ortodoks askerlik krizi ve bütçe anlaşmazlıkları gölgesinde erken seçim ihtimaline karşı gardını alıyor. Anketler, Netanyahu bloğunun meclis çoğunluğu olan 61 sandalyeye ulaşamadığını ve 49-54 bandında sıkıştığını gösteriyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun stratejisi netleşti: Başarısızlıkları Trump’ın küresel imajıyla perdelemek ve seçmene "bensiz yapamazsınız" mesajını Beyaz Saray desteğiyle vermek.
Siyasi Bekaa Sorunu ve "Af" Kampanyası
Netanyahu’nun yeniden seçilme kampanyasının fiili başlangıcı olarak görülen bu ziyaret, Trump’ın İsrail iç siyasetine doğrudan müdahil olduğu bir sürece işaret ediyor. Ekim ayında Knesset’te yaptığı konuşmada Netanyahu’nun yolsuzluk davalarını "puro ve şampanya" diyerek küçümseyen ve af çağrısında bulunan Trump, Likud tabanına "liderinize sahip çıkın" mesajı verdi. Analistler, Netanyahu’nun Trump ile verdiği samimi pozların, geçmiş seçimlerde olduğu gibi billboardları süsleyeceğini ve yargı kıskacındaki başbakan için bir dokunulmazlık kalkanı olarak kullanılacağını öngörüyor.
Anketler Gerçeği Haykırıyor: Güven Washington’da
İsrail kamuoyunun nabzını tutan veriler, Netanyahu’nun neden Trump’a bu denli ihtiyaç duyduğunu gözler önüne seriyor. Eylül 2025 tarihli Gallup anketine göre, İsraillilerin ABD liderliğine duyduğu güven yüzde 76 seviyesindeyken, kendi hükümetlerine olan destek yüzde 40’ta kalıyor. Netanyahu, bu güven farkını kendi lehine çevirmek için Trump’ın popülaritesini bir kaldıraç olarak kullanıyor. Gazze ateşkesi ve İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesi vaatleri, bu stratejinin temel taşlarını oluşturuyor.
Bölgesel Riskler ve "Al-Ver" Diplomasisi
Ancak madalyonun diğer yüzünde, bölgedeki kırılgan dengeler ve çözülemeyen krizler duruyor. Gazze’de kalıcı bir düzenin kurulamaması, Hamas’ın tam anlamıyla silahsızlandırılamaması ve Suudi Arabistan ile normalleşme sürecinin belirsizliği, Netanyahu’nun "büyük barış vizyonu"nu zorluyor. Eleştirmenler, Netanyahu’nun Gazze’deki askeri operasyonları ve ateşkes sürecini, İsrail’in ulusal çıkarlarından ziyade kendi siyasi takvimine ve Trump ile olan pazarlıklarına göre şekillendirdiğini savunuyor. İran’a yönelik olası bir ABD destekli operasyon veya Lübnan’da güvenlik garantileri karşılığında Gazze’de taviz verilmesi, bu "al-ver" diplomasisinin tehlikeli boyutlarını ortaya koyuyor.
