İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Netanyahu’nun Mar-a-Lago seferi: 2026 seçimleri için "Trump can simidi"ne sarıldı

Netanyahu’nun Mar-a-Lago seferi: 2026 seçimleri için "Trump can simidi"ne sarıldı

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump ile Mar-a-Lago’da gerçekleştirdiği görüşme, diplomatik bir nezaket ziyaretinden çok daha derin anlamlar taşıyor. Ekim 2026’da yapılması planlanan İsrail genel seçimleri öncesinde koalisyonu çatırdayan ve kamuoyu desteği eriyen Netanyahu, siyasi geleceğini bir kez daha "Trump kartı" üzerine kuruyor. 18 yıllık iktidarı boyunca sayısız kriz atlatan "Bibi", 7 Ekim 2023 saldırılarının yarattığı güvenlik zafiyeti ve diplomatik izolasyonu, Washington üzerinden kurguladığı yeni bir zafer anlatısıyla unutturmaya çalışıyor.

İsrail siyasetinin kurt kurdu, koalisyonunu tehdit eden ultra-Ortodoks askerlik krizi ve bütçe anlaşmazlıkları gölgesinde erken seçim ihtimaline karşı gardını alıyor. Anketler, Netanyahu bloğunun meclis çoğunluğu olan 61 sandalyeye ulaşamadığını ve 49-54 bandında sıkıştığını gösteriyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun stratejisi netleşti: Başarısızlıkları Trump’ın küresel imajıyla perdelemek ve seçmene "bensiz yapamazsınız" mesajını Beyaz Saray desteğiyle vermek.

Siyasi Bekaa Sorunu ve "Af" Kampanyası

Netanyahu’nun yeniden seçilme kampanyasının fiili başlangıcı olarak görülen bu ziyaret, Trump’ın İsrail iç siyasetine doğrudan müdahil olduğu bir sürece işaret ediyor. Ekim ayında Knesset’te yaptığı konuşmada Netanyahu’nun yolsuzluk davalarını "puro ve şampanya" diyerek küçümseyen ve af çağrısında bulunan Trump, Likud tabanına "liderinize sahip çıkın" mesajı verdi. Analistler, Netanyahu’nun Trump ile verdiği samimi pozların, geçmiş seçimlerde olduğu gibi billboardları süsleyeceğini ve yargı kıskacındaki başbakan için bir dokunulmazlık kalkanı olarak kullanılacağını öngörüyor.

Anketler Gerçeği Haykırıyor: Güven Washington’da

İsrail kamuoyunun nabzını tutan veriler, Netanyahu’nun neden Trump’a bu denli ihtiyaç duyduğunu gözler önüne seriyor. Eylül 2025 tarihli Gallup anketine göre, İsraillilerin ABD liderliğine duyduğu güven yüzde 76 seviyesindeyken, kendi hükümetlerine olan destek yüzde 40’ta kalıyor. Netanyahu, bu güven farkını kendi lehine çevirmek için Trump’ın popülaritesini bir kaldıraç olarak kullanıyor. Gazze ateşkesi ve İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesi vaatleri, bu stratejinin temel taşlarını oluşturuyor.

Bölgesel Riskler ve "Al-Ver" Diplomasisi

Ancak madalyonun diğer yüzünde, bölgedeki kırılgan dengeler ve çözülemeyen krizler duruyor. Gazze’de kalıcı bir düzenin kurulamaması, Hamas’ın tam anlamıyla silahsızlandırılamaması ve Suudi Arabistan ile normalleşme sürecinin belirsizliği, Netanyahu’nun "büyük barış vizyonu"nu zorluyor. Eleştirmenler, Netanyahu’nun Gazze’deki askeri operasyonları ve ateşkes sürecini, İsrail’in ulusal çıkarlarından ziyade kendi siyasi takvimine ve Trump ile olan pazarlıklarına göre şekillendirdiğini savunuyor. İran’a yönelik olası bir ABD destekli operasyon veya Lübnan’da güvenlik garantileri karşılığında Gazze’de taviz verilmesi, bu "al-ver" diplomasisinin tehlikeli boyutlarını ortaya koyuyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *