Rus Medyası: Türkiye kendi ayakları üzerinde durma yeteneklerini artırdı ve pastadan payına düşeni istiyor

Türkiye, Washington’da uzun zamandır güvenilmez bir ülke olarak görülüyor. Çünkü politikalarını kendi lehine olacak şekilde inşa etmeye çalışıyor ve bu konuda da gözle görülü başarılar ortaya koyuyor.

Rus Medyası: Türkiye kendi ayakları üzerinde durma yeteneklerini artırdı ve pastadan payına düşeni istiyor

Türkiye’nin Osmanlı emelleri Erdoğan ile birlikte Ankara’da yeniden uyandı. Fakat bu durum sadece Türk Cumhurbaşkanının kişisel hedeflerinden kaynaklanmıyor. ABD başta olmak üzere Batı güçlerinin etkisinden kurtulmaya başlayan ülkelerin (özellikle müslüman) ‘koruyucu’ işbirliği hevesleri hesaba katıldığında Türkiye köklerinin de etkisi ile bu süreçte rol almaya ve politikalarını hızlandırmaya çalışıyor" ifadelerine yer verildi.

M5 Derğisinden Adem Kılıç'ın çeviri haberinde,Rus Medyası Svpressa’da yayımlanan analize göre Türkiye bu istekle hareket eden; Azerbaycan, Arnavutluk, Afganistan, Bosna-Hersek, Irak, Katar, Kosova, Lübnan, Libya, Suriye, Somali ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bir çok alanda etkin olarak hareket ediyor. Üstelik Azerbaycan’da Türk etkisi o kadar güçlü ki, Türkiye bu ülkeyi adeta “cebine koydu” denilebilir.

Türkiye; Kafkaslar ve Orta Asya’da, Doğu Akdeniz ve Karadeniz havzasında, Orta Doğu ve Balkanlar’da, Afrika ve Ukrayna’da rekabet etmektedir. İlgi alanları arasında elbette Kırım da var.

Zaman zaman Türkiye ile ABD arasında büyüyen tartışmalar yaşanıyor. ABD’nin şiddetle karşı çıktığı S-400 uçaksavar füze sisteminin Rusya’dan satın alınması ve Ankara’ya eşi benzeri görülmemiş bir baskı uygulanması sırasında da durum böyleydi. Ve sonuç olarak Türkiye F-35 savaş uçağını satın alma hakkından mahrum bırakıldı.

2018’de, Suriye’de ABD ile Türkiye arasındaki gerginlik, Türk birliklerinin Türk yanlısı silahlı gruplarla birlikte ABD tarafından desteklenen Kürt milisleri devirmeye başlamasıyla tırmandı. ABD, Suriye topraklarının özellikle Türkiye sınırına yakın önemli bir kısmı üzerindeki kontrolünü kaybetti. Ve Washington bunu hiçbir şekilde kabullenemedi. Ancak Türkiye ile ABD arasında direkt olarak askeri bir çatışma yaşanmadı.

Aynı zamanda Türk ordusu, ABD’nin fethettiği Irak topraklarında Kürtlere karşı hem havadan hem de karadan operasyonlar yürüttü ve yürütmeye devam ediyor. Türkiye bu tür son operasyonunu geçtiğimiz Haziran sonunda yine Irak’ta gerçekleştirildi.

Aslında Washington; Türkiye’nin şu anki Cumhurbaşkanı idaresi altındaki Türkiye ile sürekli olarak çözülmesi gereken çeşitli sorunlar yaşayacağının uzun zamandır farkında. ABD bu konuda hem mali hem de askeri kaynaklarını harcamaya uzun süre devam etti.

Hatta ABD 2016’da radikal bir kararla “adam yok – sorun yok.” politikası ile hareket etti. Ankara’daki askeri darbe girişimini yalnızca destekleyenin değil aynı zamanda büyük ölçüde organize edenin de Washington olduğuna dair kanıtlar var.  En bariz örnek olarak; darbenin beyni olan Fethullah Gülen ABD’den propaganda yayınları yaptı ve darbe bastırılınca Türk makamlarına iade edilmedi. Ve darbenin ana organizatörleri Amerikan Hava Kuvvetleri Üssü “İncirlik” de bulunuyordu. Ancak ABD, darbeyle ilgisi olmadığını açıkladı. Bu durum, 2016’dan sonra Ankara-Washington ilişkilerinin daha da kötüye gitmesinin nedeni olarak gayet anlaşılır bir durum.

Türkiye’nin ABD ordusuna karşı savaşta yer almak için yeterli askeri kaynağı var mı? Aslında fazlasıyla yeterli. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaklaşık 700 bin askeri bulunuyor. Ve Türk ordusu çok iyi silahlanmış güçlü bir ordu.

Türk ordusunda kullanılan çok sayıda güçlü teçhizat var. Zırhlı kuvvetlerde toplam 2.200’den fazla tank var. Ayrıca büyük ölçekli bir savaş yürütmek için çeşitli kalibrelerde ve yeterli sayıda kendinden tahrikli topçu tesisatı ve roket sistemlerine sahipler.

Hava savunmasında ise neredeyse her türlü hava saldırısını püskürtebilen Rus S-400 hava savunma sistemlerine sahipler

Kesinlikle belirtilmesi gerekiyor ki; son on yılda Türk savunma sanayisi büyük bir atılım gerçekleştirdi. Yeni modern silah sistemleri oluşturuyor, üretiyor hatta başka ülkelere satışını gerçekleştiriyor.

Örneğin Türk Bayraktar dronları, tüketicilerin satın almak için sıraya girdiği “moda” bir silah haline geldi. Ve Bayraktar haricinde de Türkler çok sayıda başarılı insansız hava aracı üretmeye devam ediyor.

Türk Donanması, başta büyük savaş gemileri olmak üzere, uzak deniz bölgesinde de görev yapabilecek yeni gemilerle sürekli olarak destekleniyor. Türk filosu toplamda 165 savaş gemisi ve tekneden oluşuyor. Bunlardan 16’sı fırkateyn, 10 tanesi korvet ve 33 tanesi çıkarma gemisi. Ayrıca bağımsız enerji santralleri ile donatılmış 13 adet denizaltısına sahipler. Deniz havacılığı ise 16 denizaltı karşıtı devriye uçağına sahip. Ve bunlar; ABD Donanmasının bile kolay kolay başa çıkamayacağı çok önemli bir güç. 

Türkiye kendi ayakları üzerinde durma konusunda oldukça yetenekli bir noktaya geldi. Türkiye ortaya çıkan pastadan kendi payına düşeni talep ediyor ve artık bu payının daha büyük olduğuna inanıyor…”

Güncelleme Tarihi: 14 Temmuz 2021, 12:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER