Türk Savunma Sanayii için hedef rota: KÖRFEZ

Dünyanın en yüksek savunma sanayi ürünü alan bölgesi ve bölgenin koşullarına en uygun üretim sağlayan Türkiye… Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında uzun yıllara dayanan savunma sanayi ilişkisi, Türk savunma sanayinin sergilediği son başarılı ataklar ile yeni bir boyut kazanmak üzere…

Türk Savunma Sanayii için hedef rota: KÖRFEZ

Türk savunma sanayi, teknoloji alanında geliştirdiği yeni ataklar, ürün çeşitliliğindeki artış, bütün bunların da ötesinde, ürünlerin savaş alanı tecrübesinin yüksekliği ile dikkat çekiyor.

Dünyanın en seçkin orduları arasında yer alan, bu zeminde, tedarik süreçlerindeki titizliğiyle de tanınan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) artan bir şekilde yerli-milli savunma sanayi ürünlerine yönelmesi, TSK’nın tercihlerinin yakından izleyen tüm devletler için de önemli bir kriter oluşturuyor.

Jeo-Politik açıdan dünyanın en hareketli ve yüksek risklere karşı kararlı mücadelesini sürdüren Türkiye, artık ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 70’ini milli-yerli savunma sanayinin üretim hatlarından karşılayan bir devlet kimliği ile de taşıyor.

Türkiye, 2000’li yıllara, zıhlı araçlarının ün kazanmasıyla girmişti, bugün ise, İHA-SİHA robot teknolojileri, saldırı helikopterleri, hava savunma sistemleri, denizaltı karşıtı silah sistemleri, test süreçlerini başarıyla tamamlamış füze sistemleri, sensörler, uydular ve milli gemi ve denizaltı yapımı teknoloji ve tersaneleri ile yeni ve daha güçlü bir kimlikle ilerliyor.

Türkiye’nin, 2016 sonrasında Irak ve Suriye coğrafyasında artan başarılı anti-terör harekatları, Libya ve Dağlık Karabağ savaşında görev alan SİHA’lar başta tüm savaş ekipmanları, alan tecrübesiyle de adından söz ettiriyor.

İTHALATÇI ÜLKEDEN, İHRAÇ EDEN ÜLKEYE...

Türkiye, 1999’da dünyanın en büyük üçüncü silah ithalatçısıydı, 2018’de ise en büyük savunma ürünleri ihracatçısı olarak 14. Sıraya yükseldi. Türkiye’nin silah ithalatı, 2015-2019 döneminde yaptığı savaşlara rağmen beş yıl öncesine göre%48 azaldı.

Son istatiklere göre de, Türkiye’nin yaptığı ihracat hacmi yaklaşık 3 milyar dolar olarak gerçekleşti ve bu da dünya ihracatının yaklaşık %4,6’sını oluşturuyor. Burada çarpıcı olan, Körfez ülkelerinin bu pazarın ana müşterilerinden biri olarak öne çıkmasıdır.

M5’e konuşan ve Sakarya Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görev yapan Mısırlı akademisyen Hayri Ömer, Türk askeri ürünlerine olan bu büyük talebi şöyle açıklıyor: ‘Türk askeri sanayileri, diğer ülke savunma sanayilerinin odaklanmadığı ürünlere odaklanıyor. Burada SİHA’ları ve zırhlı araçları örnek gösterebiliriz. Buna ek olarak, Türk savunma endüstrisi, özellikle batı ülkelerine göre maliyet bakımından çok daha ucuzdur. Bu durum düşük gelirli ülkeler için bir cazibe oluşturmaktadır.’

KÖRFEZ ÜLKELERİ İLE KÖKLÜ BAĞLAR VAR

Körfez ülkelerinin Türk silahlarına ilgisi aslında yeni olan bir durum değil. Türkiye ile birçok körfez ülkesi arasında geçmişi yıllara uzanan çok sayıda savunma anlaşması mevcut.

Körfez ülkeleri, zorlu coğrafi yapıya sahip bir bölgede engebeli coğrafi arazide gösterdikleri yüksek performans nedeniyle son on yılda yüzlerce Türk zırhlı aracı satın aldı.

Körfez ülkeleri Türkiye’nin savunma sanayi ürünlerini, yüksek maliyetli ve ürünleri karar vericiler tarafından kısıtlamalara tabi tutulan Avrupa savunma pazarının yerini alacak zengin bir üretim alanı olarak görülüyor.

Askeri anlaşmaların yanı sıra, Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında uzmanlık iş birliği alanında anlaşmaları da bulunuyor. Türk savunma sanayisi sadece silah ticaretinden oluşmadığı için eğitim, işgücü, bilimsel ve teknolojik gelişmeler gibi farklı alanların bir karışımından oluşuyor.

KATAR VE UMMAN ÖNDE

Katar ve Umman, Türk silahını satın alan ülkelerin başında geliyor. Bunu Türkiye’nin bu taraflarla yürüttüğü güçlü ilişkilerle açıklayabiliriz.

Umman sultanlığı, 2018 ‘de 150.5 milyon dolar ile Türk silah ithalatçıları listesinde on üçüncü sırada yer alıyor.

Türkiye’nin savunma ve hava sanayisinden Katar gibi dost ülkeye yaptığı ihracatın değeri ise, bu yılın başından bu yana 138 milyon 753 bin dolar olarak öne çıkıyor.

Türkiye ve Umman, rahmetli Sultan Kâbus Bin Said döneminden bu yana seçkin ilişkileri bulunuyor.

Bu iki ülke arasındaki askeri anlaşmalar 2011 yılına kadar uzanıyor.  2011 yılında iki ülke arasında askeri mutabakat imzalanmıştı, ardından birçok anlaşma yapıldı ve bu anlaşmalardan en öne çıkanlardan biri 2015 yılında Türk şirketi FNSS ile imzalanan anlaşmadır. Sözleşme kapsamında FNSS şirketi, 2020’ye kadar Umman Kraliyet Kara Kuvvetlerine, Pars III 8×8 ve Pars III 6×6 olmak üzere toplam 13 konfigürasyonda 172 zırhlı araç teslim edecekti.

Havelsan şirketi 2018’de Umman’a yaptığı komuta kontrol Bilgisayar Muharebe ve İstihbarat Sistemi(C4I) ihracatının ardından Masirah International ile ortak şirket kurdu.

Yine aynı yılda Antalya’da faaliyet gösteren Ares Tersanesi, Umman Sahil Güvenlik Komutanlığı ile 14 adet süratli devriye botu tedarikine ilişkin bir anlaşma imzalamıştı.

Katar’a gelirsek, Türkiye ile Katar arasında 30’dan fazla askeri anlaşma olduğu için, Katar uluslararası arenada Türk silahlarını satın almakla ilgilenen en önemli ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.

Bu durumu Katar ile Türkiye arasındaki güçlü ilişkiler, Katar’ın güvenlik açısından yaşadığı zorluklar ve Katar’ın kendi endüstrisini geliştirme arzusuyla ilişkilendirilebiliriz.

Son dört yılda -yani Körfez krizinin patlak vermesinden sonra- ülkeyi çevreleyen izolasyon ve karşı karşıya olduğu güvenlik tehditler sonrasında, Katar’ın Türkiye ile askeri iş birliği arttığı görülüyor.

19 Aralık 2014 tarihinde imzalanan ve 7 Haziran 2017 tarihinde TBMM tarafından onaylanarak yürüklüğe giren askeri anlaşma, Katar ile Türkiye arasındaki en önemli askeri iş birliği biçimlerinden biridir.

Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Katar’da bir askeri üs kurdu.

İki taraf arasında askeri eğitim ve savunma sanayii alanlarında iş birliğini güçlendirmek için bir mekanizma oluşturmanın yanı sıra, Katar topraklarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konuşlandırılması imkânı öngörüldü.

KATAR İLE ÇOK SAYIDA ANLAŞMA İMZALANDI

Katar’ın Türkiye ile icra ettiği en önemli silah anlaşmalarından biri de 2018 yılında Baykar ve Katar Silahlı Kuvvetleri arasında imzalanan Bayraktar TB2 Sözleşmesi’dir.

Yine Katar, Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı‘nda (DIMDEX 2018) kara aracı üreticilerinden BMC Otomotiv’de imzaladığı sözleşmeyle Mayına Karşı Korumalı ve Çok Amaçlı Zırhlı Araç Ailesi’nin üyelerinden 50 Kirpi II, 35 Amazon olmak üzere toplam 85 zırhlı araç için sipariş aldı.

Türkiye ile Katar arasındaki savunma iş birliği biçimleri arasında Türk ve Katarlı şirketler arasındaki ortaklıklar da yer alıyor.

ASELSAN, Katarlı Barzan Holding ve SSTEK; Katar’ın başkenti Doha’da, 12-14 tarihlerinde gerçekleştirilmekte olan DIMDEX 2018 fuarının ilk gününde, BARQ isimli bir ortak girişim şirketinin kurulumuna yönelik olarak sözleşme imzaladılar.

Katar’da yer aldığı projeleri de takip edecek olan şirket, uzaktan komutalı stabilize silah sistemleri ve elektro-optik gözetleme sistemleri üretecek. Katar Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda, farklı sistemlerin BARQ tarafından geliştirilmesi de söz konusu olabilecek.

Türk şirketleri ARES ve Yonca-Onuk tersaneleri, Katar’a karakol botu ve hücum botu temin etmek için de ihaleler kazandı.

İki ülke arasında imzalanan en son anlaşmalar arasında Türk Anadolu Tersanesi ile imzalanan Katar Deniz Kuvvetlerine teslim edilecek silahlı savaş eğitim gemisi inşa anlaşmasıdır.  Ayrıca 21 Ekim 2020’de War Defense Systems, Doha’ya IHAMAX (tehdit oluşturan dronelere karşı geliştirilmiş bir silah) olarak tedarik ettiğini duyurdu.

KUVEYT HER ZAMAN TÜRKİYE'YE YAKIN DURDU…

Kuveyt’in de bir dizi Türk silahına sahip olmanın yolunu açan Türkiye ile iyi ilişkileri bulunuyor. Birkaç yıl önce Türkiye’den zırhlı araçlar elde ettiği gibi, 2019 yılında iki taraf arasındaki ikili ilişkileri güçlendirmek, çabaları birleştirmek, askeri koordinasyon sürdürmek ve deneyim alışverişi sağlamak amacıyla ortak bir savunma iş birliği anlaşması imzalandı.

Mısırlı akademisyen Hayri Ömer, körfez ülkelerindeki silah ticaretinin iki kritere dayandığını söylüyor. ‘İlk kriter teknik standarttır. Bu standart ürünün fiyat, savaş verimliliği ve depolama kolaylığı açısından sağladığı göreceli kaliteyi içerir.  İkinci standart ise siyasi standarttır ve devam ediyor.’

Satın almak isteyen veya bu yönde iş birliği yapmak isteyen ülkenin konumunu şekillendiren şey teknik ve siyasi standartların birleşimidir.’

Ömer’e göre, ‘Siyasi ilişki düzeyi (yani Körfez ülkeleri ile Türkiye arasındaki ilişkilerin seviyesi ve niteliği) teknik açıdan ağır basmaktadır. Örneğin Katar, Umman Sultanlığı ve Kuveyt’in Türkiye ile istikrarlı ilişkilere sahip olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’ye dönmeleri ve onunla anlaşma yapmaları daha kolay.’

BAE VE SUUDİ ARABİSTAN'LA SİYASİ SORUNLAR…

Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile arasındaki gerilimlere rağmen, örneğin Suudi Arabistan’ın Türk SİHA’larının ithalatı için ilk 10 Pazar arasında yer alıyor, ancak Türk savunma endüstrisinden yaptığı alımlar nispeten küçük ve 50 milyon dolardan az olduğu tahmin edilmektedir.

Suudi Arabistan merkezli Advanced Electronics Company (AEC) şirketi ile Türk savunma sanayii şirketi Vestel Savunma ile ortaklığa sahiptir.

Suudi Arabistan Vestel Savunma tarafından yerli imkanlarla geliştirilen KARAYEL-SU Silahlı İnsansız Hava Aracı’nı satın almak için sözleşme imzalamıştı.

Ayrıca Suudi-Arabistan’ın envanterinde Roketsan’ın MAM-L güdümlü mühimmatı ve Nurol Makina şirketi tarafından üretilen zırhlı araçlar da bulunuyor.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki askeri anlaşmalarının sayısının her iki ülke arasındaki ilişkileri bozan (belki de en önemlisi kaşıkçı davası) bir dizi meseleden dolayı ayırt edildiğini belirtmekte fayda var.

Mısırlı akademisyen Hayri Ömer, “Körfez ülkeleri, Amerikan yönetiminin Ortadoğu ülkeleriyle başa çıkmada net bir stratejisinin olmadığını anladı’ diyor ve devam ediyor; ’Örneğin Yemen savaşında ABD, Suudi Arabistan’a savaşı sona erdirmek için müdahale edecek araçlar sağlamadı, sadece füze saldırılarına maruz kalan petrol sahalarını korudu’ diyor.

BAE’ye gelirsek, dış politikalardaki anlaşmazlıklara rağmen BAE Ankara için ana pazarlardan biridir. Türkiye’nin BAE’ye ihracatı 2019 yılına göre %51 artışla 200,2 milyon dolar olarak gerçekleşti.

BAE, 2017 yılında MK-82 ve MK-84 bombaları satın almak için MKE şirketi ile 20,2 milyon dolar değerinde anlaşma yaptı.

Türkiye’nin özel sermayeli en büyük savunma sanayii şirketi Otokar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin önde gelen yatırım şirketi Tawazun’un girişimleriyle kurulan Al Jasoor (Cesur) şirketi, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri ile 661 milyon ABD Doları değerinde RABDAN 8×8 taktik tekerlekli zırhlı araç sözleşmesi imzaladı. Anlaşma, Abu Dhabi’de gerçekleşen Ortadoğu’nun en büyük savunma fuarı IDEX 2017’de duyuruldu.

Roketsan şirketi, 2003 yılından bu yana BAE’de 122 mm topçu roketleriyle başlayan ve daha sonra özel bir silah geliştirme talebi alarak çok platformlu güçlü bir roketatar ile sonuçlanan birçok proje gerçekleştirdi.

Roketsan IDEX Fuarı’nda Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) Cirit füzesi sattı. Toplam 196 milyon dolarlık anlaşma ile yaklaşık 10 bin adet Cirit füzesi teslim edilecekti. Böylelikle Türk mühendisleri tarafından geliştirilen füzenin ilk ihraç ülkesi BAE olmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri, Cirit füzesini hava araçlarının yanı sıra kara araçlarında da kullanmak istiyor/kullanıyor.

Ela TÜRKMEN M5  

Güncelleme Tarihi: 22 Haziran 2021, 21:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER