Türkiye yükselen dış politika ivmesi, Dini ve Tarihi Bağları ile bölgede etkisini artırıyor

Türkiye bölgede; dini, tarihi, özellikle son dönemde yükselen dış politika ivmesi ve tarihi diziler üreterek yeniden canlandırdığı ortak bağları olumlu bir şekilde canlandırmak istiyor.

Türkiye yükselen dış politika ivmesi, Dini ve Tarihi Bağları ile bölgede etkisini artırıyor

Türkiye, Kabil Havalimanı’nı korumak için Afganistan’da varlığını sürdürme konusundaki istekliliğini gizlemiyor. 

Uluslararası analistler, Türkiye’nin rolü üstlenme isteğinin, Ankara’nın Orta Asya’daki stratejik hedeflerine ulaşmak için ABD ve Batılı güçlerin ayrılmasını bir sıçrama tahtası olarak kullanma arzusunu yansıttığını düşünüyor. Kendisini bölgenin bazı halklarına bağlayan ortak tarihi kökleri canlandırmaya çalışan Türkiye; askeri, ekonomik ve kültürel bir varlık aracılığıyla nüfuzunu genişletme amacı ile hareket ediyor ifadelerine" yer verildi. 

M5 Derğisinden Adem Kılıç'ın çeviri haberine göre,The Arab Weekly’de yayımlanan analizde " Bazı uluslararası analistler, Ankara’nın Batılı güçlerin bölgeden ayrılmasından sonra daha büyük bir rol oynama konusunun Türkiye için bir fırsat olduğunu, ancak özellikle Kabil Havalimanı’nda bir savunma görevi üstleneceği için sonuçlarının tam olarak kestirilemediğini söylüyor.

Bu nedenle Türkiye’nin ilk hedefinin, özellikle coğrafi olarak bölgeye yakın olması ve Batılı güçlerin başarısız olduğu yerlerde dini ve tarihi bağları nedeni ile başarılı olmaya daha yakın olması kestirilemeyen riskler konusunda Ankara’nın daha rahat adım atmasını sağlıyor.

Türk hükümet yetkilileri, Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar ve ABD Pentagon şefi Lloyd Austin; NATO güçlerinin Afganistan’dan tamamen çekilmesinin ardından Kabil havaalanını yönetmek ve korumak için Türkiye ile “yapıcı ve olumlu bir toplantı” yaptıklarını açıkladılar.

ABD’nin önemli yayın organlarına yansıyan ayrıntılar, görüşmelerde mali, siyasi ve lojistik destek üzerinde durulduğunu gösteriyor. Kabil Havaalanının güvenliğinin sağlanması, NATO’nun çekilmesinden sonra diplomatik misyonların Afganistan’a giriş ve çıkışları için hayati önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye’nin üstleneceği görev ABD ve NATO için hayati önem taşıyor.

Pentagon, Austin ve Akar’ın ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilmesini görüştüklerini ve havaalanında “yeterli güvenliğin sağlanmasının önemini bir kez daha teyit ettiklerini” açıkladı.

Gözlemciler, Ankara’nın askeri açıdan yıllarca süren savaşta Afganistan’dan çekilmek zorunda kalan ABD veya Sovyetler Birliği’nden daha yetenekli olmadığını bildiğini söylüyor. Fakat Ankara’nın stratejisinin yalnızca askeri güce dayanmayacağı konusunda da eminler.

Ankara’nın, dini ve tarihi bağlarının yanı sıra bölgede güçlü bağlantılarının olduğu Pakistan ve Katar gibi ülkelerle olan ilişkilerini, Taliban’la sağlam ilişkiler sağlamak ve onları Ankara’nın etkisine almak için kullanacağını düşünüyorlar.

Türk ve Ortadoğu siyasetinde uzman olan analist Andrei Isef; Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgedeki istek ve hedeflerinin sadece havaalanını güvence altına almakla sınırlı olmayacağını iddia ediyor.

Isef’e göre Türkiye; Orta Asya’yı ilgi odağı olarak görüyor ve bölgedeki faaliyetlerini ve politikalarını çeşitlendiriyor. Hatta Türkiye’nin bu konudaki en son adımı, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Pakistanlı mevkidaşı Shah Mahmood Qureshi ve Azerbaycan’ın bölgedeki baş diplomatı Jehon Bermov tarafından geçtiğimiz Ocak ayında Pakistan’ın başkentinde imzalanan “İslamabad Deklarasyonu” oldu.

Üçlü deklarasyonda savunma ve güvenlik alanlarında işbirliğinin derinleştirilmesi, ortak tatbikatlar, kapasite geliştirme ve teknolojik işbirliği başlıkları yer aldı.

Ayrıca Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Imran Khan arasındaki yüksek güven ilişkileri ve özellikle İslamabad’ın Kabil Havalimanı’nı koruma görevinde Türkiye’nin yanında aktif bir rol  alacak olması, Türkiye’nin bölgedeki başarısının ve  Afganistan’da askeri ve siyasi istikrarın önünü açıyor.

Bölgede etkin olan militan grup Taliban’ın Pakistan ile olan güçlü bağları ışığında Türkiye’nin kurmak istediği bu işbirliği çerçevesine Pakistan ve Katar’ın yanı sıra Taliban’ın da katılması mümkün görünüyor. Hatta, Batı’nın, böyle bir ittifakın nihayet barış getirebileceğine ikna olmasıyla, Afganistan’da İslamcı hareket tarafından kontrol edilecek olan bir hükümet oluşturmak için Taliban ile mevcut Afgan cumhurbaşkanı Eşref Gani arasındaki müzakereleri teşvik edeceği öngörülebilir.

Katar ve Pakistan,Taliban hareketine bu formülü kabul etmesi için baskı uygulayabilir ve Türkiye ile Afganistan arasındaki tarihi ilişkilerden yararlanabilir. Zira; Taliban’ın Afganistan’ı tamamen ele geçirmesi durumunda bile ekonomik desteğe ihtiyacı olacaktır. O yüzden Taliban böyle bir işbirliği konusunda istekli davranacaktır.

Ayrıca Türkiye, halen Türkçe konuşan ve bölgede güçlü bir etkiye sahip olan Türk kabilelerinden (kuzey ve orta bölgeler) oluşan Afganistan’da da önemli bir avantaja sahip olarak görülebilir.

Türkiye bölgede; dini, tarihi, özellikle son dönemde yükselen dış politika ivmesi ve tarihi diziler üreterek yeniden canlandırdığı ortak bağları olumlu bir şekilde canlandırmak istiyor.

Türkler, Kabil havalimanına güvenliklerini ve siyasi varlıklarını dayatmayı başarırlarsa, bu onların Afganistan’da ve olayısıyla tüm bölgede daha büyük bir rol oynamalarının yolunu açacaktır. Aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve güvenlik etkisi için Türkiye’ye başka yollar da açacaktır…”

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2021, 11:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER