İstanbul
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Uygur yazar Çin zulmünü birinci ağızdan anlattı! Şoke eden sözler!

Uygur yazar Çin zulmünü birinci ağızdan anlattı! Şoke eden sözler!

Çin’in Doğu Türkistan’daki kamplarında 2 yıl esir tutulan Gülbahar Haitiwaji, gece nöbet tuttuklarını ve gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapıldığını söyledi

WHATSAPP
KANALI
Ortadoğu Gazetesi Gündem artık cebinizde! Günün en önemli gelişmeleri anında telefonunuza gelsin. Ücretsiz katılın, hiçbir haberi kaçırmayın. Kanala Katıl

Fransa’dan Çin’e davet edilip tutuklanan, sorgulanan ve istismar edilen Uygur yazar Gülbahar Haitiwaji yaşadıklarını anlattı. Korku dolu günler geçirdiğini ifade eden Haitiwaji, kampta geçirdiği sürenin asır gibi geldiğini dile getirdi.

Çin zulmünden kurtulduktan sonra “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adlı kitap da yazan yazar Gülbahar Haitiwaji şu ifadeleri kullandı:

“29 Ocak 2017’den 12 Mart 2019’a kadar gözaltı merkezinde ve toplama kampında alıkonuldum. Gözaltı merkezlerinde veya toplama kamplarında yaşam koşulları çok kötü. Normalde 15 veya en fazla 20 kişinin kalabileceği odalarda 30-40 kişilik gruplar halinde tutuluyorduk. Çok kötü şartlarda hazırlanan, insan sağlığına zararlı şekilde bekletilmiş yiyecekler veriliyordu. Kaldığımız toplama kampında kışın sıcaklık eksi 30 dereceyi gösterirken bizler dışarıda kalmak zorunda bırakılıyorduk. Sözde bizlerin güneş görmesi gerektiğini ve aydınlığa çıkardıklarını söylüyorlardı."

"11 SAAT  PSİKOLOJİK BASKI"

Geceleri ışıkların söndürülmediğini ifade eden Haitiwaji, “Işık altında uyumak çok zor, bunu da bilinçli bir şekilde yapıyorlardı. Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor. Anlatılanları not tutmak zorundasınız. Gözaltı merkezinde tutulduğumda bana yüklenen suç, kitleleri kamu güvenliğini bozmaya tahrik etme suçunu imzalamaya ve itiraf etmeye zorlandım. Ondan sonra bu iftiradan bir daha bahsetmediler” açıklamasını yaptı.

"KIZIMI SUÇLAYARAK KAMPTAN KURTULDUM"

Eşinin Fransa’ya siyasi sığınma başvurusunda bulunduğunu ve kızının Uygurlar tarafından düzenlenen Çin karşıtı protestolara katıldığını kaydeden yazar, “Bunları kocama ve kızıma terörist demek için bahane olarak kullandılar. Bana gelince, bir Çin vatandaşı olarak ailemin yasa dışı davranışlarını Çin Komünist Partisine bildirme yükümlülüğüm olduğunu söylediler. Rapor etmemek, suçlarını örtbas etmek ve desteklemek sayılıyormuş. 2019 yılında kızımın çabalarını küçümseyerek ve Fransız hükümetinin müdahalesiyle toplama kampından çıkabildim ve aileme yeniden kavuştum” diye konuştu.

"AİLEMDEN HABER ALAMIYORUM"

“İlk başlarda kitabımı yazmaya başladığımda anavatanımız Doğu Türkistan’da ailemin tehlike altında olacağı konusunda endişeliydim” diyen Haitiwaji, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Ama yine Çin toplama kamplarındaki insanlık dışı yaşanılanları herkesin bilmesi için kitabı yazıp bitirdim. Şu anda ailemin özel durumunu bilmiyorum. Haber alamıyoruz. Çok fazla temas etme ve irtibat kurma şansımız yok. Kitabım bu yıl yayınlandıktan sonra, Çin hükümeti bana saldırmaya ve bir terörist olarak bana iftira atmaya başladı. Kötü bir kadın olduğumu söylediler. Bana saldırıp karalamaya devam ediyorlar, iftira atmayı ve saldırmalarını durduracaklarını da sanmıyorum. Çin hükümetinin bu tür iftiralarından korkmuyorum.”

"TÜRKİYE ÇİN ÜZERİNDEKİ BASKISINI ARTTIRMALI"

Kitabının Türkçeye de çevrildiğini sözlerine ekleyen Gülbahar Haitiwaji, “Kitabım Türkçeye çevrildi ve Türkiye’de yayınlandı. Yakın gelecekte birçok farklı dilde bir düzineden fazla ülkede yayınlanacak. Kitabımın Türkçeye çevrilmesi ve Türkiye’de yayınlanması beni çok mutlu etti. Çünkü Türkiye’de çok sayıda Uygur Türk’ü var. Çok sayıda Uygur yurttaşlarımız şu anda Türkiye’de yaşıyor. Uygur yurttaşların hükümet tarafından korunup kollandığı bir yerde, bunun için çok mutluyum ve bunun için minnettarım. Uygur hemşerilerimizin Türkiye’de daha fazla ilgi ve özen görmesini ve Türk hükümetinin Çin hükümeti üzerindeki baskısını artırmasını umuyorum“ dedi.