İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Uzmanlara göre ABD Türkiye'ye karşı elindeki son kozu da harcadı

Uzmanlara göre ABD Türkiye'ye karşı elindeki son kozu da harcadı

Uzmanlar, ABD Başkanı Biden'in 1915 olaylarıyla ilgili açıklaması ile Ermeni diasporasına verdiği seçim vaadini yerine getirdiği ve terör koridoru kurulmasına müsaade etmeyen Türkiye'yi cezalandırmak için elindeki son kozu da harcadığı görüşünde.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Yönetim ve Organizasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cemal Zehir,  ABD Başkanı Joe Biden'ın açıklamasının seçimlerde verilmiş bir vaadin yerine getirilmesi olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

BD'deki Ermeni diasporasının çok güçlü olduğuna dikkati çeken Zehir, özellikle seçimlerin kaderini belirleyen California oylarının, Ermenilerin yoğun çalışmalarıyla Demokratlar tarafına geçtiğini hatırlattı.

Zehir, Biden'ın açıklamasının tarihi hiçbir gerçeği değiştirmeyeceğine işaret ederek, "Bir başkanın sözleriyle bir millet soykırımcı olamaz. Böyle bir karar tarihi arşiv belgelerinin incelenmesi ve bilimsel çalışmalar sonucunda ancak verilebilir. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki Ermeni soykırım iddiaları, asılsız bir yalandır." diye konuştu.

Ermenilerin büyük bir yalan ortaya attığını ve bu büyük yalanı güçlü diaspora vasıtasıyla propaganda diline dönüştürdüğünü belirten Zehir, "Günümüzde hem Amerikan hem Batı toplumları yürütülen kara propaganda kampanyaları ile ikna edilmişlerdir. Gerçek, tarihi belgelerle bunu ispat edemezler." değerlendirmesinde bulundu.

Zehir, ABD Başkanı'nın açıklamasının tarihi ve bilimsel açıdan hiçbir değerinin olmadığını vurgulayarak, uluslararası ilişkilerde Türkiye'ye karşı kullanmak üzere elinde bulundurduğu son kozu da tükettiğini kaydetti.

Bugün Suriye’deki terör örgütlerine her türlü desteği ABD’nin verdiğine dikkati çeken Zehir, "Türkiye, Suriye'de bir terör koridoru kurulmasını engellemek için savaş veriyor. Artık rakibimizin ABD olduğunu biliyoruz, Karabağ savaşında ABD desteğinin Ermenistan'dan yana olduğunu biliyoruz. 30 yıllık Ermeni işgalinde Minsk Grubu'nda olmasına rağmen ABD'nin sorunun çözümü için hiçbir şey yapmadığını biliyoruz." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Zehir, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir sayfa açılacağı kanaatinde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bugünkü Türkiye'nin elinde, alınan bu karara karşı atacak bazı adımları ve imkanları vardır. ABD ile NATO müttefikiyiz. Ancak bir düşmanla müttefik olunmaz. Daha üç gün önce F-35 projesinden Türkiye'yi çıkarmasından böyle bir açıklama geleceği belliydi. Bu gelişmeleri çok büyük felaket olarak görmemek gerekir, tarihi gerçeklerimiz ortadadır. ABD, uluslararası ilişkilerde Türkiye'ye karşı kullanmak üzere elinde bulundurduğu son kozu da harcamıştır. Artık kullanacak başka bir şeyleri kalmamıştır."

Türkiye'ye aba altından sopa gösteriyor

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Haluk Selvi de Biden'ın bu kararı almasında Türkiye politikasının yattığını belirterek, Ermenilerle yakın ilişkiler içinde olan yeni ABD Başkanı'nın birçok kez bu meseleyi Senatoya taşıdığını anımsattı.

Biden'ın Türkiye karşıtı politika yürüterek bir anlamda aba altından sopa göstermeye çalıştığına işaret eden Selvi, "Biden, bu kararla Türkiye'ye düzen vermek, ABD politikalarına yanaştırmak istiyor. Öte yandan geçtiğimiz 10 yıl içinde Türkiye'nin kendi çizgisinde bir dünya siyaseti izlemesi, özellikle Orta Doğu ve Balkanlar'da kendi siyasetini inşa etmesinden duyulan rahatsızlığın da bu söylemin kullanılmasında etkili olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Selvi, Biden'ın açıklamasının Türkiye-ABD ilişkilerine kısa ve uzun vadede etkilerinin olacağına dikkati çekerek, kısa vadede Türk kamuoyunda ABD karşıtlığının artacağını ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Biden arasında gerçekleşecek olası görüşmenin bu gerginliği azaltabileceğini dile getirdi.

ABD'nin sözde soykırım ile ilgili somut adımlar atmasının çok olası görünmediğini anlatan Selvi, şöyle devam etti:

"Gerek Orta Doğu gerek Kafkasya politikaları açısından ABD, tam manasıyla Türkiye'yi gözden çıkaramaz. Bu açıklamayı sadece ufak bir gözdağı, uyarı olarak algılıyorum ama Türkiye hem içerideki hem dışarıdaki açıklamalar karşısında net bir şekilde tavrını ortaya koydu. Haklı olduğu bir konuda Türkiye boyun eğmeyecektir çünkü yaşanmamış olaylar üzerinden siyaset inşa etmek, Türkiye'ye düzen vermek ya da çizgiye çekmek kimsenin haddine değildir."

Bütün tarihi deliller ve bilgilerin 1915'te yaşanan olayların bir soykırım olmadığını ortaya koyduğunu vurgulayan Selvi, tarihçiler olarak bu konuyu siyasetçilerin değil, tarihçilerin tartışması ve konuşması gerektiğini kaydetti.

Bu gerginlik bir ay sürer, iki ay sonra bu konuyu konuşmuyor oluruz

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Amerikan Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Burak Kuntay da ABD Başkanı Biden'ın açıklamasının Türk-Amerikan ilişkilerinde devrim niteliğinde bir karar gibi algılanmaması gerektiğini söyledi.

ABD’deki 50 eyaletin 49’unun tüm alt kongrelerinde yani Senato ve Temsilciler Meclisinden sözde soykırım tasarısının geçirildiğini hatırlatan Kutay, ABD başkanlarının tarihte 3 kez buna benzer konularda bu tabiri kullandıklarını kaydetti.

Kutay, şu ana kadar bu hadisenin gündeme gelmemesinin veya 2019’a kadar Kongrede onaylanmamasının sebebinin hep Türkiye’nin jeopolitik öneminden kaynaklandığına dikkati çekerek, Beyaz Saray'ın S-400’ler ve Türkiye-Rusya yakınlaşmasından sonra, Türkiye’ye zarar verebileceğini düşündükleri en önemli konunun bu olduğunu ve bunun üzerinden Türkiye’nin üzerine gidip akıllarınca bir misillemede bulunduklarını söyledi.

Kutay, şunları ifade etti:

"Türk-ABD ilişkilerine yansıması nasıl olur? Bu soru bana 20 yıl önce sorulsaydı çok kötü şeyler olacağını söylerdim çünkü Türk-Amerikan ilişkilerinin çok yukarıda seyrettiği bir dönemdi. Dolayısıyla yere düşme payı vardı. Son 10-15 yıla baktığımızda Kuzey Irak'ta yaşananlardan FETÖ meselesine, Türkiye'ye uygulanan finansal baskıdan vize krizlerine kadar yaşanan olaylara baktığımızda ilişkilerin zaten dibe vurmuş durumda olduğunu görüyoruz.

Yani iki ülke ilişkilerinin düşme payı kalmadı ancak her şeye rağmen bu gerginlik bir ay sürer, iki ay sonra bu konuyu konuşmuyor oluruz."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *