İstanbul
Açık
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi EKONOMİ Hem dul hem yetim aylığı alınabilir mi? Yargıtay son noktayı koydu

Hem dul hem yetim aylığı alınabilir mi? Yargıtay son noktayı koydu

Yargıtay, dul aylığı alan bir kişinin aynı anda babasından yetim aylığı talebinde hakkın doğduğu tarihteki mevzuatın esas alınacağını belirtti. Eşin vefatı 1 Ekim 2008 sonrası olduğundan 5510 sayılı Kanun uygulanarak ikinci ölüm aylığı talebi reddedildi. Karar emsal niteliği taşıyor.

Sosyal güvenlik alanında “çift maaş” konusunu gündeme getiren ve dul ile yetim aylığı taleplerini ilgilendiren bir davada Yargıtay son kararını verdi. Yargıtay, hak sahipliğinin belirlenmesinde esas alınacak olan kriterin “hakkın doğduğu tarih” olduğunu vurguladı.

Başvuru Süreci ve Dava Gelişmeleri

Eşini kaybeden bir kadın, dul aylığı aldıktan sonra, daha önce vefat eden babası üzerinden de yetim aylığı almak amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) başvuruda bulundu. Ancak SGK, kadının bu talebini reddetti. Bu durum sonrasında kadının avukatları, reddedilen talebi yargıya taşıyarak konunun hukuki süreç içerisinde incelenmesini sağladılar.

Mahkeme Süreci ve İstinaf Kararı

 

Yargıtay'ın Değerlendirmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yaptığı değerlendirmede hak sahipliği koşullarının, bu hakların kazanıldığı tarihteki yürürlükte olan mevzuat esas alınarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Kararında, kadının babasından aylık alma hakkının, eşinin ölümünün ardından meydana geldiği düşüncesi ile bu hakkın doğmuş olduğunu belirtti. Bu sayede sosyal güvenlik sistemindeki mevcut düzenlemelerin nasıl işlerlik kazandığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Eşin vefatı sonrası uygulanan 5510 sayılı Kanun hükümleri, özel bir durumu beraberinde getirmiştir. Özellikle, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra gerçekleşen ölümler için bu mevzuat geçerliliğini korumaktadır. Bu kapsamda, vefat eden eşten ve babadan olmak üzere iki ayrı ölüm aylığı talep etmenin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bu durum, babadan alınacak yetim aylığı talebinin kabul edilmemesi ile sonuçlanmıştır.

5510 Sayılı Kanun Uygulaması

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sigortalıların hayatlarında meydana gelen önemli olaylar için düzenlemeler getirmektedir. Vefat durumlarında, bu kanun hükmü çerçevesinde, hak sahiplerinin alacakları aylıkların belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken tarihler büyük bir öneme sahiptir. Özellikle, eşin ölümü 1 Ekim 2008’den sonra gerçekleşirse, bu kanunun belirlediği hükümlerin devreye girmesi sağlanır. Burada amaç, hak sahiplerinin sosyal güvenlik haklarını korumak ve düzenli bir şekilde aylıklarının belirlenmesini sağlamaktır. Ancak nokta atışı olarak belirtmek gerekir ki, eşin yanı sıra babadan da aylık talep edilememesi, belirli şartların ortadan kalkmasına yol açmaktadır. Bu durum, vefat eden eşin ve babanın hak sahipleri arasındaki ilişkilerin nasıl yapılandırıldığına dair de ipuçları sunmaktadır.

“Hakkım Bakidir” Yaklaşımına İlişkin Değerlendirme

Sigorta hukuku açısından değerlendirdiğimizde, "Hakkım bakidir" yaklaşımı önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle sigortalının ölüm tarihi itibarıyla, o tarihte geçerli olan mevzuata göre hak sahiplerinin durumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, ölüm anında yürürlükte olan şartların dışındaki belgeler veya süreçler, hak sahiplerinin taleplerini etkilememekte ve kabul edilmemektedir. Bu durum, sigortalıların hak talep ederken karşılaştıkları karmaşayı azaltmakta, aynı zamanda hak sahiplerinin taleplerinin nasıl şekilleneceği hususunda net bir çerçeve ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, ölüm tarihindeki yasalar ve taleplerin sürekliliği, tüm hak sahipleri için belirleyici bir unsur olmuştur.

Karar Benzer Dosyalar İçin Emsal Sayılabilir

Yargıtay’ın verdiği bu karar, yalnızca mevcut dosya için değil, aynı zamanda benzer durumlarda bulunan diğer hak sahipleri için de emsal teşkil edecektir. Önceki davalarda alınan kararlar, mevcut mevzuatın hangi tarihe göre uygulanması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu sayede, benzer durumdaki diğer başvuruların sonuçları açısından bir yol haritası sağlanmış olmaktadır. Hak sahiplerinin taleplerinin değerlendirilmesinde, yapılan yorumlar ve çıkarılan sonuçlar, benzer başvuruların nasıl şekilleneceği hakkında ön görülerde bulunmayı mümkün kılacaktır. Dolayısıyla, Yargıtay’ın bu yaklaşımı, sosyal sigorta uygulamalarında önemli bir değişim ve netlik sağlamıştır.