FETÖ; “UÇABİLİYORMUŞ(!) DUVARLARDAN GEÇEBİLİYORMUŞ(!)”.

Hep kafamı kurcalayan, meşgul eden bir soru var;
Bu kadar FETO mensubu devletimize nasıl sizdi?
Devletin iliklerine kadar nasıl işlediler, girdiler.
Niçin bunların amaçları görülmek istenmedi?
Niçin şu anki iktidar hariç, hiçbir siyasi iktidar,
Devletin KANSIZ olarak ele geçirilme projesini görerek,
FETÖ yapılanmasına karşı kılını kıpırdatmadı?
Sorular…sorular.
Cevapları biz de yok.
Bunu çoğu rahmetli olan ve de yıllarca Türkiye’yi yöneten 
Siyasi iktidarlara-liderlerine sormak gerekiyor.
Ve en çok merak ettiğim soru da ATATÜRK’ÜN kurduğu,
Laik ve de cumhuriyet değerleri ile şekillendirdiği,
Türk Ordusuna binlerce FETÖ’cünün nasıl sızdığı?
Bu soruyu sormak için bir muhatap gerekiyordu.
Ve ben o muhatabı buldum dostlar.
Tam da karşımda oturuyor.
Güneydoğu’da daha yarbayken tanıdığım, beraber birçok PKK operasyonları yaptığımız bir dost.
İsmini açıklamayacağım Türk ordusunun mümtaz emekli bir paşası.
Yazlıkta misafirim. Çay kahve içiyoruz.
Kahve bahane, sobet şahane diyerek komutanı hafiften yokluyorum,
FETÖ konusunda.
Çünkü komutanımız askeri birimlerin her bölümünde bulunmuş,
Bazı FETÖ hareketlerini görmüş devleti uyarmış biri.
Sohbetle karışık ufaktan yoklama türündeki sorularıma duyarsız kalmadı.
Bana dönerek;
“Bak Ali Öncü, sanırım FETÖ’ nün orduya nasıl sızdığını,
Bunun için komutanların neden bir şeyler yapmadığını,
Sorguluyorsun, benden de bir şeyler almak istiyorsun.
Ben sana yaşadığım bir olayı anlatarak, kıssadan hisse olarak,
 FETÖ olayının yapılanmasının nasıl başladığının ipuçlarını vermek istiyorum.
Ötesinde, takdir senin”.
Öyle de oldu…
İyi bir TÜRK Milliyetçisi yiğit ve de kahraman bir TÜRK subayı olan paşamızın,
Anlattıkları gerçekten dudak uçuklatacak cinstendi.
Dinleyelim bakalım;
“1985 yıllar. Ben o zamanlar binbaşıyım.
Ve de Isparta’da görevliyim. Aileden gelen bir özelliğim var.
İyi bir TÜRKÇÜYÜM, Cumhuruiyet değerlerine bağlıyım.
Ve de Müslümancım.
Komuta ettiğim askeri birliğin hemen karşısında bir cami var.
Bu camiye, Cuma namazlarına resmi kıyafetle giden bir tek ben varım.
Namaz saatlerinde camiye gidiyorum, namazımı vatandaşlarla birlikte eda ediyorum.
Sonra da görevimin başına geçiyorum.
Sanırım bu namaz olayım o zaman orduda yapılanma aşamasında ki 
FETÖ’cülerin dikkatini çekmiş.
Bir gün yanıma aynı birlikte görevli bir yüzbaşı geldi.
Yakından tanıdığım ve de ülkücü TÜRKÇÜ olduğunu bildiğim bir subay.
Bana, bazı dini sohbetlere katıldığını, Kuran’dan parçalar okunduğunu,
Arzu edersem, birlikte gidebileceğimizi söyledi.
Merak etmiştim, sakıncası olmadığını söyleyerek kabul ettim.
Ve gittik…
Bulunduğumuz odada 10-15 kişi vardı.
Bunlardan 5-6’sıda rütbeli askerdi.
Grubun tam karşısında da adının TALHA olduğunu öğrendiğim,
Mesleğinin de mühendis olduğunu söyleyen biri vardı.
Sanırım FÖTECÜLERİ organize eden yapılanmanın lideri orada oydu.
Önceleri her şey iyi başladı.
Kutsal kitabımızdan bölümler okundu. Türkçe mealleri anlatıldı.
Peygamberimizin hasletleri güzellikleri anlatıldı.
Ve sonra başka bir muhabbete geçildi. Garip bir muhabbete, ana temaya.
Önce Nurculuğun ne kadar güzel bir tarikat olduğuna değinildi.
Sonra Saidi Nursi’nin muhteşem(!) din adamlığından bahsedildi.
Ve işin mihenk noktasına taşına gelindi.
Onların hocalarının kerametlerine.
Talha kardeşimiz bize dönerek bulundukları cemaatin-tarikatın bir hocaları olduğunu,
Bu hocalarının keramet sahibini olduğunu,
Duvarlardan geçebilidiğini, uçabildiğini, Üç-beş ayrı yerde aynı anda bulunabildiğini söyledi.
Ve benim için işte o anda ipler koptu””
Tabii gönül dostu paşamıza bunları Türkiye Cumhuriyetinin,
 Kalburüstü bir okulundan mezun olan, mürekkep yalamış bir mühendis söylüyordu.
Paşamız dayanamayarak mühendise çıkışır;
“Yahu bu ne tür bir hoca! Hemen kendisi ile taşımak istiyorum.
Bu ne tür bir saçmalıktır. Pozitif ilimler okuyup,
Mühendis olan sen bu tür saçmalıklara nasıl inanabilirsin bizi de inandırmaya çalışırsın’”der.
Ve sonra da yanında oturan yüzbaşıya dönerek;
“Beni buraya niçin getirdin, olanları görmüyor musun?
Diyerek kızgınlığını dile getirir.
Mümtaz Paşamızın FETÖ evinden çıkışta ki ilk birlikte ilk adresi de,
İlçenin polis teşkilatı olur.
Durumu anlatır burada irticai bir faaliyet olduğunu söyler şikâyet eder, adres verir.
Ama maalesef hiç ama hiçbir tutuklama baskın takibat olmaz.
Gelinen noktada bu da polis teşkilatına da FETÖ sızmalarının olduğunun göstergesi
Evet, sevgili okuyucularımız FETÖNÜN devletimizi nasıl ele geçirdiğiz noktasında,
Size küçük bir kesit bir anekdot aktardım.
Takdir sizin. Ve devletimizi yönetenlerin


 

YORUM EKLE