İstanbul
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi GENEL Sosyal Medya Ajansı Platform Seçimi ve Kriz Yönetimi Rehberi

Sosyal Medya Ajansı Platform Seçimi ve Kriz Yönetimi Rehberi

Türkiye'de sosyal medya kullanıcı kimliği sayısı 62,3 milyona ulaştı ve son bir yılda 4,8 milyon arttı.

WHATSAPP
KANALI
Ortadoğu Gazetesi Gündem artık cebinizde! Günün en önemli gelişmeleri anında telefonunuza gelsin. Ücretsiz katılın, hiçbir haberi kaçırmayın. Kanala Katıl

Türkiye'de sosyal medya kullanıcı kimliği sayısı 62,3 milyona ulaştı ve son bir yılda 4,8 milyon arttı. İnternet kullanıcısı sayısı 77,5 milyon. Rakamlar etkileyici ve her ajans sunumunun ilk slaytında duruyor.

Ama bu rakamların anlattığı şey, marka tarafında sanıldığı gibi "herkese ulaşabilirsiniz" değil. Anlattığı şey şu: dikkat kıt bir kaynak ve rekabet 62 milyon kişilik bir salonda değil, her bir kullanıcının akışındaki üç saniyede yaşanıyor.

Sosyal medya ajansı ile çalışmak da bu yüzden sanıldığından farklı bir iş. Aşağıdakiler, ajans sunumlarında pek geçmeyen ama işin gerçekte döndüğü yerler.

"Her platformda olmalıyız" en pahalı cümle

Marka tarafında en sık duyulan talep bu. Ve neredeyse her zaman yanlış.

Beş platformu yarım yamalak yönetmek yerine bir platformu iyi yönetmek her ölçekte daha iyi sonuç veriyor. Çünkü her platform ayrı bir format, ayrı bir dil, ayrı bir üretim maliyeti demek. Aynı içeriği beş yere kopyalamak "beş platformda olmak" değil; beş yerde birden vasat olmak.

Gerçekçi bir platform haritası:

Instagram. Türkiye'de görsel odaklı perakende, moda, yeme-içme, kozmetik ve yerel işletmeler için hâlâ merkez. Keşfet ve Reels üzerinden organik erişim mümkün ama ürün satın alma yolculuğunun tamamı burada bitmiyor.

TikTok. Erişim potansiyeli en yüksek, üretim maliyeti en düşük, ama marka kontrolü en zayıf platform. Cilalı reklam filmi burada çalışmıyor; telefonla çekilmiş samimi içerik çalışıyor. Marka ekibi "bu bizim marka kılavuzumuza uymuyor" diyorsa TikTok'a girmemesi daha iyi.

LinkedIn. B2B için tek ciddi kanal. Ama kurumsal hesabın erişimi düşük; asıl iş çalışanların kişisel hesaplarından çıkıyor. Marka bunu organize edemiyorsa LinkedIn yatırımı boşa gidiyor.

YouTube. Uzun vadeli varlık üretiyor. Bir video yıllarca izlenebiliyor; Instagram gönderisinin ömrü 48 saat. Ama üretim maliyeti ve sabır gerektiriyor.

X. Gündem, haber ve müşteri şikâyeti. Marka bilinirliği için değil, itibar ve kriz yönetimi için önemli.

Pinterest. Türkiye'de küçümseniyor ama ev dekorasyonu, düğün, yemek ve DIY kategorilerinde satın alma niyeti çok yüksek trafik getiriyor.

Doğru soru "hangi platformlar popüler" değil, "benim müşterim satın almadan önce nerede vakit geçiriyor".

Ajansı asıl yavaşlatan şey Onay döngüsü

Bu bölüm marka tarafı için rahatsız edici olabilir ama sektörün en büyük verimsizliği burada.

Tipik senaryo: Ajans içeriği hazırlar, marka ekibine gönderir. Pazarlama uzmanı bakar, müdürüne iletir, o genel müdüre sorar, bir de hukuk görsün denir. On gün sonra dört farklı kişiden birbiriyle çelişen revizeler gelir. Ajans hepsini birleştirmeye çalışır, ortaya kimsenin sevmediği bir içerik çıkar. O sırada içeriğin dayandığı gündem de geçmiştir.

Sosyal medyada hız, kalitenin bir parçası. Üç haftada onaylanan trend içeriği, trend içeriği değildir.

Çözüm karmaşık değil:

  • Tek karar verici. Onay yetkisi bir kişide olsun, o kişi de düzenli erişilebilir olsun.
  • Onay süresi taahhüdü. "48 saat içinde dönüş yoksa onaylanmış sayılır" maddesi sözleşmeye yazılabilir.
  • Kategori bazlı serbestlik. Planlı marka içeriği onaydan geçsin, gündeme anlık tepki için ajansa önceden tanımlı bir alan bırakılsın.
  • Kırmızı çizgiler listesi. Ajansın asla yapmayacağı şeyler baştan yazılsın; geri kalanı için her seferinde izin istenmesin.

Topluluk yönetimi kimin işi?

Sözleşmelerde en muğlak bırakılan alan burası ve krizler tam buradan çıkıyor.

Sorular net cevaplanmalı:

  • Yorumlara ve DM'lere kim yanıt veriyor — ajans mı, marka müşteri hizmetleri mi?
  • Yanıt süresi taahhüdü (SLA) var mı? Hafta sonu ve mesai dışı ne oluyor?
  • Ürünle ilgili teknik soruya ajans nasıl cevap verecek? Bir bilgi bankası var mı?
  • Şikâyet hangi noktada markaya devrediliyor?
  • Yorum silme yetkisi kimde? Hangi kriterle?

Son madde önemli: Olumsuz yorumu silmek, krizi büyütmenin en hızlı yolu. Silinen yorum ekran görüntüsü olarak geri döner ve bu kez sansür tartışmasıyla birlikte gelir. Hakaret ve spam dışında yorum silinmez; yanıtlanır.

Kriz anı Ajansın gerçek testi

Bir ajansın değeri, iyi giden aylarda değil kötü giden 48 saatte belli oluyor.

Kriz protokolü, kriz çıkmadan yazılır. İçinde olması gerekenler:

  • Eskalasyon zinciri. Saat 23:00'te bir şey patladığında kim kimi arayacak? Telefon numaraları listede mi?
  • Karar yetkisi. Paylaşımları durdurma kararını kim verebilir? Ajans bunu tek başına yapabilir mi? (Yapabilmeli. Kriz anında zamanlanmış "mutlu pazartesiler" gönderisinin yayına girmesi klasik bir felakettir.)
  • Susma süresi. İlk açıklamaya kadar ne kadar sessiz kalınacak?
  • Ton. Savunma mı, kabul mü, sessizlik mi? Bu, olayın türüne göre önceden senaryolaştırılabilir.
  • Kim konuşuyor? Marka hesabı mı, kurucu mu, basın bülteni mi?

Ajansa sorulacak soru: "Son bir yılda kaç kriz yönettiniz, biri nasıl gitti?" Hiç kriz yaşamadım diyen ajans ya çok küçük ya da doğruyu söylemiyor.

Ölçümleme ve "dark social" problemi

Sosyal medyanın gelire katkısını ölçmek, sanıldığından zor. Sebebi teknik değil, davranışsal.

Kullanıcı Instagram'da ürününüzü görüyor, ekran görüntüsü alıp arkadaşına WhatsApp'tan gönderiyor. Arkadaşı üç gün sonra Google'da marka adınızı aratıp siteye giriyor ve satın alıyor. Analytics bu satışı "organik arama" olarak raporluyor. Instagram'ın katkısı sıfır görünüyor.

Buna dark social deniyor ve Türkiye gibi WhatsApp kullanımının yoğun olduğu bir pazarda etkisi çok büyük.

Bu yüzden sosyal medyayı son tıklama atıfıyla değerlendirmek, kanalı sistematik olarak değersiz göstermek demek. Daha sağlıklı yaklaşımlar:

  • Marka adıyla arama hacminin seyri. Kampanya dönemlerinde yükseliyorsa sosyal medya çalışıyor demektir.
  • "Bizi nereden duydunuz?" sorusu. İlkel ama işe yarıyor; sipariş sonrası tek soruluk anket.
  • Coğrafi veya zamansal test. Bir bölgede kampanyayı durdurup satışa ne olduğuna bakmak.
  • Doğrudan trafiğin seyri. Kampanya döneminde doğrudan trafik artıyorsa, o trafik gökten inmiyor.

Ajansınız yalnızca son tıklama raporluyorsa, kendi işini olduğundan kötü gösteriyor demektir. İyi ajans bunu bilir ve size anlatır.

Sıkça sorulan sorular

Kaç platformla başlamalıyız? 

Bir, en fazla iki. Müşterinizin en yoğun olduğu yer neresiyse orası. Üçüncüsü ancak ilk ikisi oturduktan sonra.

Ajans hafta sonu çalışıyor mu? 

Standart uygulamada hayır, ama kriz ve topluluk yönetimi için mesai dışı erişim tanımlanmalı. Sözleşmede yazılı olmayan hiçbir taahhüt yoktur.

İçerik onayı ne kadar sürmeli? 

48 saat makul bir üst sınır. Daha uzunu, sosyal medyanın doğasıyla çelişiyor.

Ajans bizim adımıza yorum silebilir mi? 

Yetki tanımlıysa evet, ama silme kriteri baştan belirlenmeli. Varsayılan yaklaşım: hakaret ve spam dışında silme yok.

Takipçi sayısı düşerse kötü mü? 

Şart değil. Bot temizliği ve hedef kitle dışı takipçilerin ayrılması etkileşim oranını yükseltir. Takipçi sayısı bir sağlık göstergesi değil.

Sosyal medya ajansı ilişkisinin çoğu, kreatif kalitesizlikten değil süreç belirsizliğinden bozuluyor. Kim onaylıyor, kim yanıtlıyor, kriz anında kim karar veriyor, başarı neyle ölçülüyor — bunlar netse iş yürüyor. Netleşmemişse en yetenekli ekip bile üçüncü ayda tıkanıyor.

Strateji, kreatif üretim, reklam yönetimi ve raporlamayı aynı ekiple yürüten Mobitek, Meta ve TikTok Marketing Partner statüsüyle 100'den fazla markanın sosyal medya sürecini yönetiyor. Ajansın aylık çalışma modeli, onay ve raporlama akışı ile başarı hikâyeleri sosyal medya ajansı hizmet sayfasında inceleniyor; İstanbul Kadıköy'deki ofisiyle yüz yüze veya online görüşme talep edilebiliyor.