Dünyanın gözü: AMASRA

Çok çalıştınız, yoruldunuz. Bahar da geldi, içiniz kıpır kıpır. 2 günlük molaya ihtiyacınız var. O zaman işte sıze kısa bir tatil rotası; buyurun Amasra'ya

Dünyanın gözü: AMASRA

Yıl 1460. Çağ değiştiren Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük padişahlarından Fatih Sultan Mehmet, ordusuyla birlikte Bartın'da. Hedefinde Amasra var; Cenevizlilerden alacak orayı...

Bir sabah kalkar erkenden; "Gelin benimle" der; "Bir bakalım hele şuraya saldırmadan... Dedikleri gibi güzel midir sahiden de?"
Bindikleri gibi atlarına gelirler Bakacak Tepesi'ne... Bir bakar ki aşağıya, o da ne! Amasra dedikleri yer öylesine güzel gelmiştir ki gözüne; tarihe geçen şu lafı eder hemen orada, o yerde:

- Lala Lala! Çeşm-i cihan bu mu ola! (Dünyanın gözbebeği bu mu ola?)
Seyreder bir süre, ardın da habercisini gönderir kente;

- Zarar vermek istemem bu güzelliğe... Kentin anahtarını bana teslim etsinler ve binsinler gemilerine gitsinler. Hepsini serbest bırakırım, yeter ki kentin güzelliğine bir şey olmasın, yakılıp, yıkılmasın!

Cenevizliler de zaten kaybedecekleri bir savaşa girmektense kabul ederler canlarını kurtarmayı ve gemilerine binip giderler.
O günden bugüne... Amasra her göreni kendisine hayran bırakıyor hala. Bakacak Tepesi'nden görünüşü, denizi, sokakları, lokantaları, görülecek tarihi yerleriyle.
Haydi o zaman. Fatih Sultan Mehmet'i bile kendisine hayran bırakan bu kenti görmediyseniz eğer şimdiye kadar hemen... Şimdi yola çıkma vakti.

NASIL GİDİLİR? 

Bindiniz arabınıza, düştünüz yola. İstanbul-Ankara yolunda geldiğiniz Yeniçağa kavşağına. Girin oradan. Sırasıyla Mengen, Devrek, Çaycuma'yı geçecek, Bartın'a geleceksiniz. Bartın'dan sonra ver elini Amasra. Ankara'dan geliyorsanız 310 kilometre yol yaptınız. Yok İstanbul'dan çıktıysanız 450 kilometre. Bu arada ille de otomobille gelmeniz şart değil. Otobüs yolculuğu da çok zevkli. Yollar düzgün, mola yerleri kaliteli, manzara süper. İster özel otomobil, ister otobüs. Hepsi güzel.

NE YAPILIR?

Bir kere önce manzara büyüleyecek sizi. "Vah be, Fatih Sultan Mehmet'in baktığı tepeden ben de bakıyorum işte" derken tüyleriniz diken diken olacak kesinlikle. Sonra konaklayacağınız otele gidin, yerleşin. Çok güzel ve küçük oteller ve pansiyonlar var. Pazarlığınızı yapın, eşyaları bırakın, sonra da hemen çıkın, dolaşın.

NERELERE GİDİLİR?

Amasra Kalesi'ni mutlaka görün, şapeli de. Dokunun taşlara, duvarlara ve düşünün; "Yüzyıllardır kimler geldi, kimler geçti buralardan" diye. Çekiciler Çarşısı'nda gidin, yöresel ürünleri orada bulabilirsiniz. Peynir çeşitleri, yoğurt, tereyağı, ev eriştesi, turşular, kuzu kestanesi, mısın unu, tarhana... Daha neler neler, götürebileceğiniz kadır alın mutlaka. 1850'den kalma camisini, Bedesten'i, Kuş Kayası ve doğal güzelliği... Gezmelere doyamayacak, zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.  Bakın işte, akşam oldu bile. Otelinize döndünüz, duşunuzu aldınız, biraz dinlendiniz. Derhal giyininiz. Sıra dünyanın başka hiç bir yerinde tadamayacağınız lezzetlere geldi.

NE YENİR?

Küçüklü, büyüklü bir çok lokanta var. Yöresel yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Pidesi nefistir, tadabilirsiniz. Ama kesinlikle bir balık lokantasına gitmelisiniz. Seçin birini, hepsi kendine göre iddialı. Balıklar taze. Mevsimine göre günlük avlanıyor. Genellikle tava yapıyorlar, ızgara pek yok. Hamsi, kalkan, mezgit, tekir en iyileri. Yanına bir de salata... Salata derken. Burada salata öyle ünlü öyle ünlü ki... Lokantalar arası yarış var; "En iyisini bizde" diye. Bol malzeme kullanıyorlar, aklınıza yeşilliklerden ne gelirse. Bir de süslüyorlar ki üstünü, havuç, tur, turşuyla... Bol limon ve zeytinyağını da dökünce... Off ki ne offf! Bir sanat şaheseri var karşınızda sanki; tadına doyulmuyor.

NASIL DÖNÜLÜR?

Yemekten sonra döndüğünüzde odanıza temiz havanın da etkisiyle hemen dalacaksınız derin uykuya. Bir bakmışsınız sabah olmuş, odanızın penceresinden deniz öyle güzel gelecek ki gözünüze. Ancak bahar gezmesi bu; deniz yaza kısmetse. Sabah güzelce yaptıktan sonra kahvaltınızı, geldi sıra dönüşe. İyi de nasıl dönülür ki bu güzellikler bırakılıp da burada. Diyeceksiniz ki, "Keşke daha uzun gelseydik bu güzel kente."
Zaten geleceksiniz; çünkü yaşadığınız iki günü unutamayacaksınız. Ayrılırken çıkacaksınız Bakacak Tepe'sine bakacaksınız Amasra'ya doğru şöyle... Sonra düşeceksiniz yola, "Bir daha görüşeceğiz Amasra, yaza deniz için de mutlaka geleceğiz" diye diye. 
Dönüş mü? Artık onu da anlattırmayın! Geldiğiniz gibi döneceksiniz işte…

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2020, 11:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER