Hala Palamutbükü'nü görmediniz mi? Haydi tam zamanı şimdi!

"Tanrı uzun yaşamasını istediği kullarını Datça'ya bırakır" demiş Strabon; hem de milattan önce. Palamutbükü de bu Datça'nın en güzel koylarından biri. Hala gitmediyseniz eğer büyük kayıp. Hemen planınızı yapın; rüya gibi bir tatile hazırlanın.

Hala Palamutbükü'nü görmediniz mi? Haydi tam zamanı şimdi!

Strabon, ünü bugünlere kadar gelmiş milattan önce 63'te doğmuş, milattan sonra 23'te ölmüş bir tarihçi ve filazof.

Sakın "Bize ne Strabon'dan, o da kimmiş? Ne bilir ki buraları?" demeyin. Çünkü Strabon ömrünü bu topraklarda geçirmiş. Yani bir Anadolu insanı.

Datça'yı ve o muhteşem koylarını görünce demiş ki; 

"Tanrı uzun yaşamasını istediği kullarını Datça'ya bırakır!"

Burun kıvırmayın hemen!

Gidin de bir görün bakalım haklı mıymış, değil miymiş muhterem?

Datça'nın içi de güzel koyları da. Ama içlerinde birisi var ki... Görünce aklınız başınızdan gidebilir inanın ki! Palamutbükü burası. 

Acaba nasıl anlatsam?

Size nasıl tarif etsem?

Neresinden başlasam?

En iyisi önce yoldan bahsedeyim. 

Marmaris'e geldiniz. Girer girmez tabela göreceksiniz sağda "Datça" yönünü gösteriyor. O yola gireceksiniz.

Gidin gidin gidin... Değirmenyanı'nı, Bozburun sapağını geçin. Biraz sonra virajlı yollara geleceksiniz, lütfen dikkat edin. Virajlar keskin. Ama bir de manzara var ki yolda nefesinizin kesileceği kesin!

Yolun bir tarafı Ege Denizi, bir tarafı Akdeniz. Bir tarafa çevirin kafanızı lacivert bir deniz, öbür tarafa çevirin masmavi bir deniz.

En dar yerin adı Balıkaşıran! Yani balık bile denizden denize atlıyormuş bir zaman! O kadar dar. Aracınızı kenara çekin ve inin. Şöyle bir bakın manzaraya, içinize çekin. Arkanız da manzara önünüz de. Sağınız solunuz. Her taraf bir başka güzel.

Sonra yola devam edin. 

Tabelada "Datça 10" yazısını gördüğünüzde gelmiş gibisiniz. Yolun sağında tarihi kalıntılar, yeldeğirmenleri, solunda bir ada. Yunanistan'ın Sömbeki adası orası. 

Datça'ya gelir gibi oldunuz ama girmeyin. (Şöyle bir tur atmak için girebilirsiniz) Yönünüzü sağa çevirin. Knidos tabelasını takip ederek 8 kilometre daha gidin. Yakaköy'den sola sapın, az sonra alın size Palamutbükü.

Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü üçlemesinin incilerinden birindesiniz artık. 

Önünüzde upuzun bir sahil... Sertap Erener'in "Uzanmışım kumsala, güneş damlar içime" şarkısını mırıldanıyorsunuz değil mi görür görmez manzarayı. Doğaldır; bu sahili gören herkesin hemen havluyu atıp uzanması çok normaldir. 

NEREDE KALINIR?

Alternatif çok. Sahile gidin, denize arkanızı dönün, karşınızda sağda solda kalacak çok yer var. Birini seçin. Yalnız her zaman dediğim gibi kalacağınız yeri ya önceden telefonla konuşup, ayırtın.

Ya da geldiğinizde odaları görüp, pazarlık yapıp, öyle kalın. Çünkü artık böyle; ne olur ne olmaz; sürprizle karşılaşmayın. Dediğim gibi alternatif bol. Pansiyon, otel, motel, apart. Yan gel yat!

NE YENİR?

Balık yenir. Her türlü Ege mezesi burada da var. Kabak çiçeği dolmasını güzel yapıyorlar. Izgara çeşitleri de seçenek. Buraya özel büyük dilimlenmiş damat tatlısı var bir de; mutlaka tadına bakın. Dondurmalı şeftali tatlısının da. Yemek konusunda bir sıkıntı yok. Hem lezzetli, hem de seçenek çok. Sahilde çok sayıda küçük lokanta var. Bu lokantaların mutfakları yolun öbür tarafında. Çoğu da küçük pansiyon zaten. Yiyin, için. Afiyet olsun. Bu arada Türkiye'nin en güzel bademi bu bölgede. Dönerken almayı ihmal etmeyin.

NE YAPILIR?

Birincisi bol bol denize girilir. Sahilde uzanılır, vücut güneşe bırakılır. Etraf gezilir. Hayıtbükü ve Ovabükü de ziyaret edilir. Bir sonraki sene de oralarda kalmak için araştırma yapılır. Gelirken ya da dönerken mutlaka ama mutlaka antik çağın en önemli ve zengin şehri Knidos ziyaret edilir. Muhteşem bir tarihi yer; görülmezse ayıp edilir! 


İşte Palamutbükü'nde kısa bir tur.

Daha yapacak çok şey var; onları da kendiniz keşfetin bi zahmet.

Mutlaka gidin ama; görmemek büyük kayıp. Çünkü burası adeta bir cennet!


 

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2020, 16:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER