GÖRDÜĞÜN AYIBI ÖRTMEK ve SUSMANIN FAZİLETİ...

Müritlerinden bill zurna sarhoş olmuş, üstü başı şarap içinde ....Etrafına köpekler üşüşmüş...

O mübarek zat bu sözleri işitince  söyleyene canı sıkıldı ve kaşlarını çattı. Bir müddet kaldı, düşündü ve sonra bu haberi getirene dedi ki;

'' İnsana şefkatli arkadaş böyle günde lazımdır. Kalk git. O bulunduğu uygunsuz durumdan kurtar. Sarhoş olduğu için o yürüyemez.

Sırtına al ve yerine götür. Çünkü yaptığı iş günah, içtiği şey haramdır ve kisvesine, mesleğine yakışmaz.''

Adamın, kendisine yapılan bu tekliften canı sıkıldı. Çamura batmış merkep gibi düşünceye daldı. Davud Tai Yi kıramazdı. Lakin sarhoşu omuzlayıp götürmek de cesaret isterdi.

Epey düşündükten sonra şeyhinin emir ve arzusunu yerine getirmekten başka çare olmadığına karar verdi. Kalkıp sarhoş sofunun bulunduğu yere gitti. Eteğini beline soktu, kuşağını berkitti ve sarhoşu omzuna aldı. Ahali başlarına toplanmış alay etmeye başlamışlardı.

Kimi: Dervişe bak dervişe! Dini bütün abidlere bak! diyor. Kimi: Ey ahali! Bakında görün, ibret alın. Bunlar şarap içmişler hırkalarını da meyhanede rehin bırakmışlar, diyor. Kimi de eliyle göstererek, '' Bak şu iyicie zom olmuş; öbürü henüz çakırkeyf diyordu.Bir insanın boynuna zulüm ile düşman kılıcının inmesi halkın tahriklerinden daha iyidir.

Zavallı adam binbir bela ve mihnetle çeşitli hakaretler işite işite sarhoş sofuyu yerine götürdü. O gece canının sıkıntısından sabaha kadar uyuyamadı. Ertesi gün Davudu Tai ona şu sözü söyledi:

'' Kardeşini mahallede rezil etme ki, felek de seni şehirde dillere destan etmesin.'' (Şeyh Sadi Şirazi- Bostan Gülistan)