'5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi' sonuç bildirgesi yayımlandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenlenen "5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi"nin sonuç bildirgesi yayımlandı.

'5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi' sonuç bildirgesi yayımlandı

Açılışı dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan "5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi"nin sonuç bildirgesinde güçlü bir toplum için güçlü ailenin gerekliliğinin altı çizildi.

Bildirgede, modernleşmeyle birlikte kadınlığa dair tek bir kültürel kodun dünyanın tüm kadınlarına uygulanmasının, karşı çıkılması ve itiraz edilmesi gereken bir dayatma olduğu belirtildi.

Bu dayatmaya karşı çıkışın, kültürün birleştirici ve kapsayıcı yönünü görmezden gelmek değil, adaletsizliğe, eşitsizliğe ve ayrımcılığa sebebiyet veren norm ve kolların sorgulanması yaklaşımı olduğuna vurgu yapılan bildirgede, şu ifadelere yer verildi:

"Yekpare bir modernlik anlayışı da yekpare bir kadınlık anlayışı kadar sömürüdür. Özellikle sömürge geçmişi olan ve baskın bir kültürün dayatıldığı ülkelerde yaşayan kadınlar hem sömürgeci gücü hem de ülkelerindeki kültürel kodların baskısı ile karşı karşıyalar. Böyle bir durumda kadınlarda olumlu ve olumsuz etkileri olan dayatmaları anlamak ve ona göre bir sivil toplum anlayışı geliştirmek gerekmektedir. Kadınlar toplumunda yer alabilmek için kendini ispat ettirmek için daha çalışkan, daha güzel ve daha mükemmel olmaya zorlanmaktadır. Medyanın da etkisiyle ideal kadın tiplerinin dayatılması, kadınların kendi yollarını seçmesinin önünde bir engeldir."

"Adalet ekseninden şaşmayan bir anayasa kadın haklarının güvencesi"

Kültürel kodların oluşumunda toplumsal huzurun ve barışın rolünün büyük olduğu belirtilen bildirgede, belirsizlik dönemlerinde haklarından ilk mahrum kalanların kadınlar olduğu, kadının konumu, eşitliği ve eğitiminin çok önemli olduğunun altı çizildi.

Hukuki altyapının iktidar görüşü ne olursa olsun kadınlar için büyük bir koruma tesis ettiğini, dolayısıyla adalet ekseninden şaşmayan bir anayasanın kadın haklarının güvencesi olduğu vurgulanan bildirgede, şunlar kaydedildi:

"Eğitime erişim, kadının güçlendirilmesi ve haklarının farkındalığı açısından elzemdir. Aile, yaşlısıyla çocuğuyla kadınıyla erkeğiyle bir güç olarak ele alınmalıdır ve hiçbiri dışarıda bırakılmamalıdır. Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde gerçekleştirilen akademik araştırmaların bilgisi ışığında güçlendirilen sosyal politikalar ile karar verme mecralarında daha güçlü bir söze sahip olacağı düşünülmektedir. Birçok ülkede kadınlar dini inancından ötürü ayrımcılığa maruz kalıyor. Kadınlar ayrımcılığa uğramamak için diğerlerinden daha iyi olduğunu ispat etmek zorunda kalıyor. Daha çok çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu sebeple de ya iş bırakıyorlar ya da inancına uygun olan tesettürü terk etmeye mecbur bırakılıyorlar."

Kadınların iş hayatının güçlenmesinde, iyi bir eğitimin rolüne işaret edilen bildirgede, "Dayanışmanın güçlendirilmesi kadar önemli olan bir başka husus da kurumların, kadınların önünü açacak ayrımcılık karşıtı politikalar geliştirmesidir." ifadelerine yer verildi.

Bildirgede kadınlar için esnek çalışma imkanlarının genişletilmesi de istenerek, "Kadınlar iş hayatında daha fazla inisiyatif almalı, erkek işi olarak değerlendirilen alanlara girmekten çekinmemelidirler. Kadınlar işe alımda eğitim ve liyakat ihtisaslarından ziyade toplumun makul kadınlık rolüne uyumluluklarına göre değerlendirmektedirler. İşe giriş kıstasları hakkaniyet ekseninde yeniden gözden geçirilmelidir." denildi.

Her coğrafyada kadınlara sanat alanında imkanların sağlanması gerektiği vurgulanan bildirgede, özellikle Avrupa ve ABD'de İslamofobi deneyimlerine dayalı olarak yapılan mizahi görsel üretim ve medyadaki İslamofobik temsillerin Müslümanlara dair ayrımcı kültürel kodları oluşturduğu belirtildi.

Tarihte Osmanlı'daki örnekler ile İslam coğrafyasında sanatta kadının var olduğunu gösterdiğine işaret edilen bildirgede, "Fakat oryantalist bakış, kadın bedenini nesneleştirerek bu sürekliliği bozguna uğratmış, kadının sanat alanındaki etkisini görünmez kılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Zirve, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.

Zirvenin tarihçesi

"Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi", KADEM'in markalaşmış etkinlikleri arasında yer alıyor.

İlki 2014'te "Kadın ve Adalet" ana temasıyla düzenlenen zirvenin ikincisi 2016'da "Adalet İçin Ses Ver" temasıyla gerçekleştirildi. Zirvede, Suriyeli mülteci kadınların sorunları ile barış süreçlerinde kadın konuları işlendi. Zirvenin üçüncüsü 2018'de "Ailenin Güçlendirilmesi", dördüncüsü ise 2020'de "Dijital Çağda İnsan Kalmak" temasıyla yapıldı.

Bu yılki zirvenin ana teması "Kültürel Kodlar ve Kadın" olarak belirlenirken, "Kadınlık algıları nasıl oluşur ve hangi amaca hizmet ederler?", "Farklı coğrafyaların benzer kadınlık tanımları ya da aynı coğrafyanın farklı kadınlık idealleri birbiriyle nasıl bir etkileşim içindedir?", "Kadın hareketleri bu sorunlara ne kadar çözüm sağlayabildi?" gibi bazı temel soruların tartışmaya açılması amaçlandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER