Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk: Doktoru Durumunu Hiç Beğenmedi

7 Eylül günü Doktor Fissenger, üçüncü kez İstanbul'a geldi ve Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ü muayene etti. Ama durumunu hiç beğenmedi, "Aziz hastamı daha iyi bulacağımı tahmin ederek çok neşeli gelmiştim" dedi. 

Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk: Doktoru Durumunu Hiç Beğenmedi

TARIK TAVADOĞLU

7 Eylül günü Doktor Fissenger, üçüncü kez İstanbul'a geldi ve Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ü muayene etti. Ama durumunu hiç beğenmedi, "Aziz hastamı daha iyi bulacağımı tahmin ederek çok neşeli gelmiştim" dedi. 

Artık Atatürk ıstıraba dayanamaz hale gelmişti. Karında toplanan suyun derhal alınmasını istiyordu. O güne kadar bu işlemi mümkün olduğunca geciktirmeye çalışan doktorları sonunda boyun eğdiler.

BAK BEN NE HALDEYİM

"Ponksiyon", yani karından su çekme işlemi hemen ertesi gün yani 8 Eylül 1938'de Dr. Mim Kemal Öke tarafından yapıldı. Dr. Fissenger ile Dr. Neset Ömer İrdelp de operasyon sırasında nezaret ettiler. Sonralan, Dr. İrdelp, Mim Kemal Öke'nin o gün "Bu müdahaleyi uygun olmayan koşullarda yaptık" dediğini aktaracak ve onu sorumluluktan kaçmakla suçlayacaktı. Fissenger'nin de Öke için "İşleri güçleştiriyor" şeklindeki sözlerini aktaracaktı. Bu tartışmalar arasında karından tam 12 litre kadar su çekildi. Çıkan suyun neredeyse bir tenekeyi dolduracak kadar olması herkesi şaşkına çevirmişti. Ama Atatürk rahatlamış, günlerdir ilk kez derin bir "ohh" çekmişti. Silah arkadaışı Kılıç Ali, anılarında o ponksiyondan sonra yanına  girdiğinde Atatürk'ü bir anda çok çökmüş bulduğunu nakleder. Kılıç Ali: "Adeta birdenbire zayıflamıstı. İki kolunu başının altına alarak arkaüstü yatıyordu. Karnını büyük bir sargıyla sarmışlardı. Odadan içeri girer girmez yanına koştum. 'Geçmiş olsun Paşam' diyerek başının altına aldığı kollarının pazusunu öptüm. Bana, doktorların duyamayacağı kadar yavaş bir sesle; 'Çıkan suyu gördün mü' dedi. 'Bu kadar bir su kabı insanın karnı üzerine konsa nasıl tahammül eder? Bak ben ne haldeyim, nasıl tahammül etmişim?'' Geçmiş olsun Paşam, bunların hepsi geçecek' dedim ve gözyaşlarımı kendisine göstermeden ve teessürümü hissettirmemek için bir fırsat bularak doktorların arkasından sıyrılıp hemen odadan dışarı çıktım." 

SON NÖBET BAŞLIYOR

O geceden itibaren doktorlar, Atatürk'ün mutlak bir istirahate ihtiyaç duyduğunu belirterek ziyaretleri yasakladılar. Çok zorunlu haller dışında hastanın yanına kimse alınmayacak, Ata fazla konuşturulmayacak, sınırlı ziyaretler de çok kısa tutulacaktı. Bu tavsiyelere harfiyen uyulması için de en yakınındaki 5 kişi o geceden itibaren yan odada nöbet tutmaya başladılar. Yaverleri Salih Bozok ve Celal Öner, Kılıç Ali, Muhafız Komutanı İsmail Hakkı Tekçe ve Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, artık gece gündüz sırayla nöbette olacaklardı. Onun başucundaki bu "son nöbet", 10 Kasım'a dek aralıksız sürecekti. 

Yarın: Gördüğü rüyayı anlatıyor
 

Güncelleme Tarihi: 09 Aralık 2019, 09:06

Özge Doğu

Özge Doğu, 1993 yılında doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünü bitirdi. Posta Gazetesi'nin internet servisinde tecrübe kazanan Özge Doğu, şimdi Ortadoğu Gazetesi'nde haber editörü olarak çalışıyor.


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER