Elmalı davasında flaş gelişmeler! Kritik rapor ortaya çıktı. Çocukların öz babası ilk kez konuştu

Türkiye'yi ayağa kaldıran Elmalı davasında üst üste yeni gelişmeler yaşanıyor. Antalya'da kız çocuğu G.E.G. (7) ile ağabeyi İ.E.G.'nin (10), cinsel istismara uğradığı iddiasına ilişkin Ayvalık Sosyal Hizmet Merkezi'nde görevli Uzman psikolog Deniz Karasapan'ın mahkemenin talebi üzerine çocuklarla görüşerek hazırladığı rapor ortaya çıktı. Bu arada çocukların öz babası da ilk kez açıklama yaptı

Elmalı davasında flaş gelişmeler! Kritik rapor ortaya çıktı. Çocukların öz babası ilk kez konuştu

Türkiye'yi ayağa kaldıran Elmalı davasında üst üste yeni gelişmeler yaşanıyor. Antalya'da kız çocuğu G.E.G. (7) ile ağabeyi İ.E.G.'nin (10), cinsel istismara uğradığı iddiasına ilişkin Ayvalık Sosyal Hizmet Merkezi'nde görevli Uzman psikolog Deniz Karasapan'ın mahkemenin talebi üzerine çocuklarla görüşerek hazırladığı rapor ortaya çıktı. Bu arada çocukların öz babası da ilk kez açıklama yaptı.

Ayvalık Sosyal Hizmet Merkezi'nde görevli Uzman psikolog Deniz Karasapan'ın mahkemenin talebi üzerine çocuklarla görüşerek hazırladığı rapor, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na gönderildi. 12 Şubat 20121 tarihli Uzman Psikolog Deniz Karasapan'ın hazırladığı, çocukların, babaanne G.S.'nin 'Mıınchausen by proxy' (Bir başkasına yüklenen yapay bozukluk) denilen bir istismar çeşidine maruz kaldığına kanaat getirerek, çocukların babaanne yanından alınarak yaşlarına ve durumlarına uygun bir kuruma yerleştirilmesini önerildi.  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da iki çocuğun devlet korumasına alınması talebi de dün mahkemece kabul edildi ve çocuklar, babaannelerinin yanından alınarak bakanlığa bağlı kuruluşa yerleştirildi. 

Raporda yer alan ifadeler şöyle:

- Babaanne G.S.'nin sürekli, çocukların yaşadıkları deneyime bağlı olarak ortaya çıkan fızyolojik ve psikolojik sorunlardan yakınmakta olduğu ve sık sık çocuklar için tıbbi bakım alabileceği farklı kuruluşlara müracaat ettiği gözlenmiştir. 

- İlk görüşmelerde babaannenin çocukların yaşadığı olaylara bağlı endişesinden dolayı çocukların iyilik halinden emin olma çabası içerisinde olduğu düşünülmüş olsa da travmatik olayın üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olmasına rağmen halen istismar olayına bağlı ortaya çıktığını iddia ettiği, ancak travmatik deneyimle alakası olamayacak semptomlar öne sürmesi, yapılan onca muayeneye rağmen çocuklarda somut bir fiziksel problem bulunamamış ve bir tanı konulmamış olması dikkat çekici bir unsurdur.

- Babaannenin öne sürdüğü psikolojik belirti sayılabilecek kabuslar, uykuda sayıklamalar, dikkat eksikliği gibi belirtilerin varlığı da yürütülen süreç boyunca net bir şekilde tespit edilememiştir. 

- İlk görüşmelerde kabuslar gördüklerini, sık sık travmatik olay hakkında düşündüklerini beyan eden ve anne M.A.'nın gelip kendisini alması ya da babalarının zarar görmesi gibi cinsel istismar deneyimlerini içermeyen kabuslarını anlatan çocuklar, özellikle son üç ayda yapılan görüşmelerde tutarlı ve düzenli bir şekilde kabus görmediklerini beyan etmektedir. Çocukların anlattıkları kabusların içeriğinin deneyimlenen cinsel istismar eylemlerini içermiyor olması dikkat çekicidir.

- Görüşmede resim yapma pratiği olmayan mağdur çocuk, resim çizmek istediğini söyleyerek maruz kaldığını iddia ettiği cinsel istismar deneyimlerinin resimlerini çizmiş, ardından İ.E.G. de görüşme sırası kendisine geldiğinde resim çizmek istediğini ifade ederek abisinin çizimlerine dikkat çekecek ölçüde benzer çizimler yapmış ve iki çocuğun da ne söylemeleri ve ne çizmeleri gerektiği konusunda yönlendirilmiş olabilecekleri şüphesi uyanmıştır.

- Babaanne G.S.'nin çocuklara yapılan görüşmelerde ne konuşacakları ve ne konuşmayacakları ile ilgili olarak önceden yönlendirmede bulunduğu düşünülmektedir

- Yapılan görüşmelerde çocukların kendilerine ezberletilmiş, yaşantıladıklarına inandırılmış belli bazı sahneleri tekrar edip durmalarına rağmen tutarlı bir olay örgüsü, olay örgüsüne uygun detay veremedikleri düşünülmektedir.

- Babaanne G.S.'nin sürekli olarak istismar olayını gündem etmekte olduğu, uyarıda bulunulmuş olmasına rağmen çocukların yanında bu olaylar hakkında konuşmaya devam ettiği, farklı sağlık kuruluşlarının yanı sıra hukuki ve maddi destek alabileceği kuruluşlarla irtibat halinde olarak fayda sağlamaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

- Duygusal açıdan çocukları baskı altına aldığı, sözünü dinlemediklerinde yaramaz çocuk olmakla, kendisini üzmüş olmaları ile ilgili suçluluk yaratacak tavırlar sergilediği, babaannenin uygun gördüğü şekillerde davranmadıklarında çocukların kendisinden alınacağı ve güvende olmayacakları ile tehdit etmekte olduğu düşünülmektedir.

-  Çocukların cinsel bilgileri yaşları ile uyumlu değildir. Yaşlanma uygun olmayan bu cinsel bilgilere sahip olmaları bir şekilde cinsel istismara maruz kaldıklarını gösteriyor olmakla beraber yapılan görüşmelerde ne şekilde ve kim tarafından cinsel istismara uğradıkları bilgisine ulaşılamamıştır.

- Çocuklar genel olarak bir durumun yaşandığını iddia ediyor, ancak sonrasında olay ile ilgili bir başlangıcı sonu olan, somut detaylar içeren beyanlarda bulunamıyor oldukları gözlemlenmiştir.

- Mağdur çocukların, babaanne G.S. tarafından Mıınchausen by proxy denilen bir istismar çeşidine maruz kalıyor olabileceklerinden şüphelenilmektedir. Mıınchausen by Proxy Sendromu (Bir başkasına yüklenen yapay bozukluk), çocuğun bakımından sorumlu olan yetişkinin çocukta hastalık belirti ve bulgularını yaratıp, çocuğu gereksiz tıbbi uygulamalara maruz bırakması olarak tanımlanan bir çocuk istismar' türüdür. Nedeni bulunamayan ve tedavi edilmesine rağmen geçmeyen, yinelenen belirti ve bulgular, iyi düzeyde tıbbi bilgiye sahip olma, abartılı ve değişken öyküler, her türlü müdahaleye gönüllülük, sürekli tetkik, ilgi vb. isteklerinin olması, isteklerin karşılanmadığı durumlarda ise öfke, kızgınlık ve hekim değiştirme görülen ortak özelliklerdendir.

- Mıınchausen by proxy şüphesi nedeniyle, mağdur çocukların babaanne yanından alınarak yaşlarına ve durumlarına uygun bir kuruma yerleştirilmeleri, çocukların maruz kaldıkları manipülasyon ve duygusal şiddetin etkisinden uzaklaşarak maruz kaldıkları olayları net bir şekilde ifade edebilmeleri için babaanne ile görüşmelerinin engellenmesi ve çocukların birbirlerinin tutum ve davranışların manipüle etmelerini engellemek adına ayrı aileler yanına verilerek koruyucu aile hizmetinden faydalandırmanın mağdur çocukların yüksek yararına olacağı kanaatine varılmıştır.

Bu arada çocukların öz babası Gürhan bey, Kanal D ekranlarında hafta içi her gün yayınlanan sunuculuğunu Hakan Ural ile Nur Tuğba Namlı’nın yaptığı “Neler Oluyor Hayatta” programına canlı bağlanarak ilk kez açıklamalarda bulundu.

“İlk ve son defa sizin yayınınızda açıklama yapıyorum” diyen baba isyan etti. Çocuklarının yaşadığı korkunç olayı başta anlayamadığı, çocuklarına baskı altında rol yaptırıldığını iddia etti. “Kimseye zarar vermemem için başta benden gizlendi” diyen baba, olayı dava sürecinde öğrendiğini anlattı. Çocuklarını sık sık görmeye gittiğini söyleyen baba “Her gidişimde çocuklarımın gözlerinde şiddeti, korkuyu ve istismarı görüyorum” dedi. Çocukların yalan söylediği yönündeki iddialara ise “çocuklarım yalan söylemiyorlar, onlara güveniyorum” ifadesini kullandı.

Babanın çarpıcı açıklamalarının ardından konuşan babaanne Günay hanım, çocuklarım dediği torunları için “zeytin tanesine hasret kalmışlar, onu tabağın altına sakladılar” dedi. Ardından da çocukları aldığında kendisine tuhaf davrandıklarını söyleyerek “bizi döver misin?” diyerek ilginç sorular sorduklarını anlattı. Durumu anneye anlattığında annenin kahkaha atarak “anne onlar çok yalancı” dediğinden bahsetti. Üvey babanın ise çocuklar için “onlar şeytan” ifadesini kullandığını söyledi. Çocuklara hırsızlık yaptırıldığını iddia eden babaanne gözyaşlarını tutamadı. Sonra da çocukların kabloyla dövüldüğünü, sırtlarında değnek kırıldığını ileri sürdü.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER