Eski CIA danışmanı Henri Barkey: Osman Kavala ile tesadüfen karşılaştım

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan eski CIA danışmanı Henri Barkey, "18 Temmuz 2016 akşamı Karaköy Lokantası'na gazeteci Aslı Aydıntaşbaş ile başbaşa yemek için gittim, Kavala ile tesadüfen karşılaştım" dedi.

Eski CIA danışmanı Henri Barkey: Osman Kavala ile tesadüfen karşılaştım

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde yer almakla suçlanan eski CIA danışmanı Henri Barkey, Osman Kavala’ya “casusluk” suçlaması yöneltilmesine gerekçe olarak gösterilen akşam yemeğine ilişkin olarak izahat yayınladı.

Barkey, “18 Temmuz 2016 akşamı Karaköy Lokantası’na gazeteci Aslı Aydıntaşbaş ile başbaşa yiyecek için gittim, Kavala ile tesadüfen karşılaştım” dedi.

Henri Barkey, geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu izahat ile, “Ben o gece Kavala ile değil tanınmış bir Türk gazeteciyle yemekteydim” demiş ve gazetecinin isminin iddianamede yer almadığına dikkat çekmişti. Barkey, toplumsal medya hesabından yayınladığı izahat ile iddianamede ‘Kavala ile yemek yemiş olduğu’ iddia edilen geceyi anlatı.

TESADÜF KARŞI KARŞIYA GELME
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Türk medyasında son günlerde çıkan haberler ile ilgili bir izahat yapmak istedim. 18 Temmuz 2016 akşamı Karaköy Lokantası’nda dostum, gazeteci Aslı Aydıntaşbaş ile başbaşa yiyecek yiyecek için gittim.

Aynı akşam sivil cemiyet lideri Osman Kavala ile Karaköy Lokantası’nda tesadüfen karşılaştık. Kendisi ile birkaç dakika söyleşi ettikten sonrasında Aslı Aydıntaşbaş ile yemeğe oturdum.

2018 itibarıyla AKP medyası, Osman Kavala ile yaşadığım bu rastlantı karşılaşmayı büyük bir komploya çevirdi. Ekim 2020’de ise savcılık absürt ve uydurma bir iddianame ile Sayın Kavala ve beni darbe  planlamak ile suçladı. O tarih itibarıyla Sayın Kavala halihazırda hapisteydi ve bu gene iddianame tutukluluk halinin devam etmesi için kullanılan bir hileydi. 

Gerçekleri inkar etmek için hakikati değiştirmez. Rahat bir akşam yemeğinin bile bu şekilde büyük bir münakaşa mevzusu haline gelmesi, Türkiye’deki gidişatın ne kadar üzücü bulunduğunun bir ispatıdır.”

KRT muhabiri Sultan Fiil Keleş; yemeği sordurulmuş olduğu Aslı Aydıntaşbaş’ın, “Bu şekilde bir iddia var fakat bu vakayla bir ilgim yok” karşığını verdiğini yazdı. KRT’nin haberine nazaran, “Henri Barkey’i tanıyıp tanımadığı” sorusuna “Hepimiz tanıyor, Washington’da büyükelçiliğe giden, yetkililerle, bakanlarla görüşen biriydi” yanıtını veren Aydıntaşbaş, Barkey ile yiyecek sorusu üstüne “Röportaj vermek istemiyorum” demekle yetindi.

İDDİANAMEDE BARKEY HAKKINDA NELER VAR?
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Osman Kavala ve soruşturma sonucu bulunan eski CIA danışmanı Henri Barkey hakkında hazırlanan iddianamede, Barkey’in 15 Temmuz darbe girişiminde rol almış olduğu açıklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca hazırlanan iddianamede, şüpheli Henri Barkey’in, Wilson Center’ın Ortadoğu Programı (2015-2017) direktörü olarak çalmış olduğu, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Siyaset Planlama bölümünde Ortadoğu, Türkiye, Doğu Akdeniz ve haber alma mevzularında vazife yapmış olduğu hatırlatıldı.

İstanbul’da doğan, Türk vatandaşlığı bulunan ve oldukça iyi derecede Türkçe bilen Henri Barkey’in, ABD bürokrasisinde “Türkiye uzmanı” olarak tanındığı belirtilen iddianamede, şüphelinin uzun seneler ABD’nin Ortadoğu ülkelerine yönelik haber alma faaliyetlerinde kıdemli analist olarak vazife almış olduğu ve halen Dış İlişkiler Konseyi’nde (Council on Foreign Relation– CFR) görevli olduğu aktarıldı.

Barkey ve Fuller, ‘Türkiye’nin Kürt Meselesi’ adlı ortak bir kitap yayımladı
İddianamede, CIA’nın Ulusal İstihbarat Konseyi (National Intelligence Council) başkan yardımcılığını da icra eden Barkey’in, uzun seneler CIA Türkiye istasyon şefi ve Orta Doğu masası şefi olarak çalışan, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’de ikamet etmesi amacıyla Yeşil Kart (Green Card) alması için mahkemeye tavsiye mektubu sunan Graham Fuller ile yakın ilişki içinde olduğu anlatılan iddianamede, Henri Barkey ile Graham Fuller’in 1998’de “Türkiye’nin Kürt Meselesi (Turkey’s Kurdish Question)” isminde ortak kitabının yayımlandığı da vurgulandı.

Şüpheli Henri Barkey’in, şüpheli Ellen Beth Laipson ile darbe girişimini kovuşturmak için Splendid Otel 14 numaralı odada konakladığı ve bu otelden 17 Temmuz 2016 günü ayrıldıktan sonrasında, Tünel Residence Otel’de de 406 numaralı odada beraber konakladıkları bilgisi verilen iddianamede, bu kişilerin otel görevlilerine, evli olduklarını söyledikleri anlatıldı.

Bir istihbaratçı olarak faaliyetlerini gizlemek için her türlü tedbiri aldı
Ortadoğu ve Türkiye politikaları üstüne beraber emekler yürüten şüpheliler Henri Barkey ve Ellen B. Laipson’un 2005’te beraber, “Iraqi Kurds and Iraq’s Future (Iraklı Kürtler ve Irak’ın Geleceği)” isminde emek harcamayı yayımladıkları belirtilen iddianamede, şu değerlendirme yapılmış oldu:

“Uzun seneler ABD haber alma birimlerinde kıdemli analist olarak vazife alan Henri Barkey ve Ellen B. Laipson, devletimizde özelikle 1990’lardan itibaren PKK silahlı terör örgütü ve bölgedeki Kürt vatandaşlarımızla ilgili emekler yürütmüşlerdir. Gene Ellen B. Laipson tarafınca 2011 sonlarında ABD hükümetine, ‘Türkiye Kürtlerinin Fiil Planı’ adı altında rapor sunulmuş olduğu da basına yansımıştır. Dolayısıyla şüpheli Henri Barkey’in, uzun seneler CIA’de vazife almış olduğu, üst düzey CIA yetkilileri ile oldukça sıkı ilişkilerinin bulunmuş olduğu, uzun senelerdir Türkiye özelinde emekler yaparak CIA ve ABD hükümetlerine raporlar hazırladığı bilinmektedir. Elbet ki haber alma birimlerinin faaliyetlerini gizli saklı yürütmesi dolayısıyla şüphelinin Türkiye aleyhine yürüttüğü tüm istihbari faaliyetlerin tespitinin mümkün olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu bağlamda Barkey’in, bilhassa Seyahat kalkışması (2013) olarak malum süreçle başlamış olan ve 15 Temmuz darbe girişimi ile en üst noktaya ulaşan Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya yada görevlerini yapmasını kısmen yada tamamen engellemeye girişim mahiyetindeki eylemlerin organizesi, koordinesi ve uygulanması süreçlerinde etken olarak vazife almış olduğu tespit edilmiştir. Bir istihbaratçı olarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yürüttüğü faaliyetleri gizlemek, perdelemek amacıyla her türlü tedbiri alan şüphelinin eylemleri yürütülen çalışmalarla ortaya konulabilmiştir.”

TERÖRÖ SALDIRILARI OLDUĞU DÖNEMDE TÜRKİYE'DEYDİ
İddianamede, 17-25 Aralık 2013 girişimlerinin peşinden ülke genelinde sertlik eylemleri ve terör saldırılarının, bir oldukça terör örgütünce aynı yerden buyruk almışçasına koordineli bir halde yapıldığına dikkat çekilerek, Barkey’in, bu süreçte 15 Ocak-22 Ocak ve 31 Mayıs-8 Haziran 2015 içinde Türkiye’de bulunmuş olduğu, 7 Haziran 2015’teki genel seçimlerden yedi gün ilkin Türkiye’ye geldiği ve seçimlerin ertesi günü Türkiye’den ayrıldığının tespit edilmiş olduğu vurgulandı.

İddianamede, 6 Eylül 2015’de PKK tarafınca Hakkari Yüksekova’da TSK mensuplarına yönelik Dağlıca saldırısının gerçekleştirildiği ve 7 Eylül 2015’de de Iğdır’da güvenlik görevlilerine ilişkin servis aracının geçişi esnasında yola döşenen mayının patlatıldığı hatırlatıldı.

Bu saldırıların peşinden, 10 Eylül 2015’de İngiltere merkezli Financial Times gazetesinde David O’Byrne imzasıyla çıkan, “Turkey’s Kurdish Party Under Attack (Türkiye’nin Kürt Partisi Hücum Altında)” başlıklı haberde Barkey’in, Türkiye hakkında sözlerine yer verildiği anlatılan iddianamede, şüphelinin bu beyanının peşinden da 10 Ekim 2015’de Ankara garı önünde DEAŞ Silahlı Terör Örgütü tarafınca bombalı hücum gerçekleştirildiğine dikkat çekildi.

İddianamede, DEAŞ saldırısının peşinden 15 Ekim 2015’de, ABD’nın Sesi isminde radyo programına katılan şüpheli Barkey’in, “…Yarın diğer gün İstanbul’da, İstiklal Caddesi’nde yapsalar ne olacak? Türkiye’nin turizme ihtiyacı var…” ifadesiyle, DEAŞ’ın İstiklal Caddesi’nde de bomba patlatabileceğini beyan ettiğinin tespit edilmiş olduğu kaydedildi.

Bu süreçte, FETÖ’nün gösterim organı kapatılan Süre gazetesi tarafınca darbe girişiminden ortalama 9 ay ilkin 2015 yılı Ekim ayında “Gülen Bebek” adıyla bir reklam filmi yayımlandığı belirtilen iddianamede, şöyleki denildi:

“Reklam filmimizde, teşkilat tabanına darbe imalı sübliminal bir bildiri verildiği 15 Temmuz darbe girişiminin peşinden açık bir halde anlaşılmıştır. Reklam filminin yayınlanmasından kısa bir süre sonrasında George Soros’un 6 Kasım 2015’de Türkiye’ye geldiği ve öteki şüpheli Osman Kavala ve İshak Alaton’la görüşme yapmış olduğu tespit edilmiştir. Soros’un, Barkey tarafınca 15 Temmuz darbe gecesi Splendid Otel’e çağrı edilen ve sabaha kadar beraber darbe girişimini takip ederek internasyonal irtibatları sağlamış olduğu Ali Vaez’in vazife yapmış olduğu International Crisis Group (Internasyonal Kriz Grubu) ve Türkiye’deki birçok ayrılıkçı faaliyetleri fonlayan Open Society Foundations’ın (Açık Cemiyet Enstitüsü) kurucusu olduğu bilinmektedir. George Soros’un Türkiye’ye gelmiş olarak çeşitli görüşmeler yapmasından kısa bir süre sonrasında, 14 Kasım 2015’de, darbe girişimini yöneten firari Adil Öksüz’ün darbe hazırlıkları kapsamında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile görüşmek suretiyle ABD’ye gittiği tespit edilmiştir.

DEAŞ tarafınca 12 Ocak 2016’da İstanbul Sultanahmet meydanında Alman gezgin kafilesine yönelik canlı bomba eylemi gerçekleştirilmiş, bigün sonrasında da PKK tarafınca Diyarbakır Çınar İlçe Güvenlik Müdürlüğü’ne bombalı araçla hücum düzenlenmiştir. 17-18 Ocak 2016 tarihlerinde PKK tarafınca Şırnak’ta güvenlik mensuplarına yönelik iki değişik hücum gerçekleştirilmiştir. Devam eden süreçte Henri Barkey, 16 Mart 2016’da Irak Süleymaniye’deki Amerikan Üniversitesi tarafınca düzenlenen ‘4. Süleymaniye Forumu’na moderatör olarak iştirak etmiştir ve 19 Mart’ta İstanbul’a döndüğü tespit edilmiştir. Şüpheli Henri Barkey’in, 17 Şubat 2016’da Ankara Tören Sokak’ta TSK’ya ilişkin personel servislerinin geçişi esnasında bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıyla da ilişkisi olduğundan hakkında soruşturma sonucu çıkarılan ve terör arananlar sıralamasında kırmızı kategoride bulunan PKK’nın Suriye kolu PYD’nin başkanı Salih Müslim ile de Irak’ta bulunmuş olduğu süreçte görüştüğü tespit edilmiştir. 4 Mart 2016’da Süre gazetesine kayyum atanması sonrası, bu karara her fırsatta ve her platformda karşı çıkan şüpheli Barkey’in, 7 Mart 2016’da Türkiye’ye geldiği ve 7-8-9 Mart’ta İstanbul’da bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.”

PENSİLVANYA 'DA KAYITLI HATTI ARADI
Bu süreçte şüpheli Henri Barkey tarafınca kullanılan iki GSM hattı ile şüpheli Osman Kavala’nın kullandığı GSM hattının bir oldukça kere aynı vakit diliminde aynı bölgeden baz sinyali almış olduğu bilgisi verilen iddianamede, “Barkey’in, 9 Mart günü saat 16.09’da kullandığı GSM hattından ABD Pensilvanya Eyaleti’ne kayıtlı bir numaralı hattı arayarak görüşme yapmış olduğu, 10 Mart günü saat 09.55’te aynı numaradan ABD Nevada eyaletine kayıtlı hattı arayarak görüştüğü ve aynı gün İstanbul’dan Adana’ya gittiği tespit edilmiştir.” denildi.

İddianamede, 10 Mart günü Adana’ya giden şüpheli Henri Barkey’in, 13 Mart’a kadar Adana’da bulunmuş olduğu süreçte herhangi bir otel kaydının olmadığına dikkat çekilerek, “Şüphelinin Adana’daki görüşme ve faaliyetlerini gizlemek amacıyla önlem uyguladığı anlaşılmıştır.” ifadesi kullanıldı.

Barkey’in yakalanmamak için uyguladığı tedbirlerden dolayı hem Adana’nın Karaisalı ilçesinde hem de Seyhan ilçesinde kimlerle görüştüğünün teyit edilemediği kaydedilen iddianamede, Barkey’in, İstanbul ve Adana illerinde biz dizi görüşmeler yaptıktan sonrasında Irak’a gittiği 13 Mart 2016’da, Ankara Kızılay Güvenpark’ta görevli güvenlik mensuplarına yönelik PKK tarafınca bombalı araçla hücum düzenlenmiş olduğu, şüphelinin Irak’ta çeşitli terör örgütlerinin üst düzey yöneticileriyle de görüşmeler yaparak İstanbul’a geldiği ve 19 Mart 2016’da ise şüphelinin daha evvel Financial Times gazetesine verdiği demeçte beyan etmiş olduğu benzer biçimde DEAŞ tarafınca İstanbul Bölme İstiklal Caddesi’nde canlı bomba saldırısı gerçekleştirildiğine dikkat çekildi.

Barkey ile Adil Öksüz’ün aynı ay içinde Adana’da bulunmaları
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, 15 Temmuz darbe girişimini yöneten firari Adil Öksüz’ün 2016 Mart ayı içinde Adana’da bir toplantı düzenlemiş olduğu hususunda soruşturma yürütülmüş olduğu hatırlatılan iddianamede, şu değerlendirme yer buldu:

“Fakat şüpheli Barkey’in Adana’da bulunmuş olduğu bu süreçte Adil Öksüz yada başka bir FETÖ mensubu ile karşı karşıya görüşüp görüşmediğine dair bir tespit yapılamamıştır. Hem eski istihbaratçı Henri Barkey’in hem de FETÖ’nün TSK yapılanmasındaki üst düzey mahrem imamı Adil Öksüz’ün yakalanmamak amacıyla uyguladıkları tedbirler dolayısıyla Adana’daki faaliyetlerinin, kimlerle ne mevzularda görüşmeler yaptıklarının tespiti de tam olarak mümkün olamamıştır. Sadece şüpheli Barkey’in 7-10 Mart tarihleri içinde İstanbul’da, 10-13 Mart tarihleri içinde Adana’da yürüttüğü emekler sonrası, darbe girişimini yöneten firari Adil Öksüz’ün, 14 Mart 2016 günü Ankara’ya giderek darbe hazırlığına ilişkin bir takım toplantı yapmış olduğu, sonrasında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile darbe girişimi hakkında toplantı yapmak suretiyle 17 Mart 2016 günü ABD’ye gittiği, aynı dönemde darbenin üst düzey yöneticilerinden Kemal Batmaz, Hakan Çiçek ve Nurettin Oruç’un da toplantı için ABD’de bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.”

Darbe girişimini kovuşturmak amacıyla 15 Temmuz’da Türkiye’ye geldi
Şüpheli Henri Barkey’in Adil Öksüz’den bigün sonrasında, 26 Haziran 2016’da Türkiye’ye geldiği, 3 Temmuz 2016 geçmişine kadar çeşitli görüşmeler yapmış olduğu ve faaliyetlerde bulunduğunun tespit edilmiş olduğu aktarılan iddianamede, “Barkey’in 26-29 Haziran tarihleri içinde İstanbul’da bulunmuş olduğu, 30 Haziran 2016’da Diyarbakır’a giderek Yenişehir, Bağlar, Sur ve Kayapınar ilçelerinde çeşitli görüşmeler yapmış olduğu ve aynı gün akşam yine İstanbul’a döndüğü, 3 Temmuz 2016 geçmişine kadar İstanbul’da bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.” ifadeleri yer buldu.

İddianamede, öteki şüpheli Osman Kavala’nın ise Barkey’in İstanbul’a gelişinden bigün sonrasında 27 Haziran 2016’da Diyarbakır’a gittiği ve aynı gün İstanbul’a geri döndüğünün tespit edilmiş olduğu vurgulanırken, Kavala’nın İstanbul’da bulunmuş olduğu dönemde yoğun olarak Beşiktaş, Nişantaşı, Teşvikiye bölgelerinde bulunmuş olduğu ve 1 Temmuz günü ise Büyükçekmece’ye gittiğinin tespit edilmiş olduğu anlatıldı.

Henri Jak Barkey’in 3 Temmuz 2016’da Türkiye’den çıkmış olduğu ve 15 Temmuz 2016 günü sabah saatlerinde darbe girişimini kovuşturmak amacıyla Türkiye’ye yine giriş yaptığının tespit edilmiş olduğu aktarılan iddianamede, şu değerlendirme yapılmış oldu:

“Şüpheli Osman Kavala’nın ise şüpheli Henri Barkey’in Türkiye’den ayrılmasından sonrasında 6 Temmuz 2016’da Fransa’ya gittiği, 6-10 Temmuz tarihleri içinde Fransa’da bulunmuş olduğu tespit edilmiştir. Bu süreçte, darbe girişimini yöneten firari Adil Öksüz, Kemal Batmaz ile 11 Temmuz 2016’da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile darbe girişimini son kez görüşmek suretiyle ABD’ye gitmiş ve teşkilat liderinden darbeye ilişkin son talimatları alarak 13 Temmuz 2016’da Türkiye’ye geri dönmüştür. Adil Öksüz’ün Gülen ile son darbe toplantısını yapmış olup Türkiye’ye döndüğü 13 Temmuz 2016 günü, ABD Kongresi Avrupa, Avrasya ve Ortaya Çıkan Tehditler Alt Komitesi’nde Dana Rohrabacher başkanlığında, ‘Türkiye’nin Demokratik Gerilemesi’ oturumu düzenlenmiş olduğu, oturuma şüpheli Henri Barkey, Alan Makovsky ve Fevzi Alim’in konuşmacı olarak davet edilmiş olduğu, oturumda genel olarak, ‘Türk hükümetinin demokrasi ve insan hakları mevzusunda ihlallerde bulunmuş olduğu, bilhassa son 3 yılda (2013 sonrası) Türkiye’nin ifade özgürlüğü, yargı süreci, bireysel ve çağdaş haklar mevzusunda kötüleştiği, Gülen hareketinin hoşgörülü İslam imajına haiz olduğu, bunun hayranlık uyandırıcı olduğu, bu hareketin masonlar ve Rotary Kulübü’ne benzer iyi bir yapı olduğu’ yönünde konuşmaların geçmiş olduğu tespit edilmiştir.

Bu oturuma katıldıktan sonrasında şüpheli Henri Barkey’in, Türkiye’de gerçekleşecek olan darbe girişimini kovuşturmak ve internasyonal bağlantıları sağlamak suretiyle 15 Temmuz günü sabah saatlerinde Türkiye’ye gelmiş olarak İstanbul Büyükada’daki Splendid Otel’e gittiği anlaşılmıştır.”

BİR TESADÜFTEN İBARET OLMASI KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL
“Tüm bu hususların bir tesadüften ibaret olmasının kabul edilebilir olmadığı, bu durumun yaşamın olağan akışına uygun olmadığı açıktır.” ifadesi kullanılan iddianamede, devam eden süreçte, Seyahat kalkışması (2013) ve darbe girişiminin (2016) gerçekleştiği seneler haricinde Türkiye’ye averaj yılda bir kere gelen şüpheli Henri Barkey’in, 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde kendisinin ve darbe girişimini beraber takip edeceği kişilerin İstanbul’da olmasına her türlü ihtimale karşı bir gerekçe olması sebebiyle 15-17 Temmuz 2016 içinde İstanbul Büyükada’da bir toplantı organize ettiğinin anlaşıldığı vurgulandı.

Bu kapsamda 15-17 Temmuz 2016 içinde Büyükada Splendid Otel’de meydana getirilen toplantıya Henri Barkey ile yabancı uyrukluların da aralarında bulunmuş olduğu bir oldukça kişinin katılmış olduğu ve toplantının, Woodrow Wilson International Center for Scholars (Wilson Center) isminde, merkezi ABD’de bulunan sivil toplum-düşünce kuruluşunun Middle East Program (Orta Doğu Programı) kısmı tarafınca organize edilmiş olduğu belirtilen iddianamede, bu bölümün başkanının şüpheli Henri Barkey olduğu, toplantının Wilson Center tarafınca Kültür Üniversitesi’ne bağlı Global Political Trends Center (GPOT) ile ortaklaşa iş içinde düzenlendiğinin tespit edilmiş olduğu dile getirildi.

DARBE GİRİŞİMİNDE ROL ALMIŞ OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR
Toplantıya ilişkin şahit beyanlarına yer verilen iddianamede, 15 Temmuz ile ilgili şu ifadeler kullanıldı:

“Barkey’in kullandığı GSM hattının HTS kayıtları incelendiğinde de, şüphelinin 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği gece saat 05.00’e kadar ABD, İngiltere ve Fransa’ya kayıtlı birçok internasyonal telefon numarası ile irtibatlarının devam etmiş olduğu, saat 04.00’e kadar da telefonunun internetini (gprs) etken olarak kullandığı tespit edilmiştir. Ek olarak şüphelinin Splendid Otel’e ilişkin kablosuz web ağını (wifi) da gece boyu etken olarak kullandığı otel çalışanları tarafınca net bir halde anlatılmış, fakat meydana getirilen çalışmalarda o tarihlerde otelin web ağını kullanan kullanıcılara ilişkin iç IP ve MAC adres kayıtları bulunmadığından şüphelinin otelin web ağından kimlerle bağlantı kurduğu, hangi sitelere giriş yapmış olduğu tespit edilememiştir.

Alınan ifadelerde ve meydana getirilen çalışmalarda, 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği saatlerde şüpheli Henri Barkey, şüpheli Ellen B. Laipson, Ali Vaez ve Ellie Geranmayeh’in sabaha kadar darbe girişimini takip ettikleri, gelişimleri beraber değerlendirdikleri ve yoğun şekilde internasyonal irtibatlar kurmuş oldukları anlaşılmıştır. 15 kişilik toplantı grubundan yalnızca 4 kişinin 15 Temmuz darbe girişimini sabaha kadar beraber takip ederek yoğun şekilde internasyonal irtibatlar kurmaları, bu kişilerin tamamının şüpheli Henri Barkey tarafınca oteldeki programa çağrı edilmiş olmaları ve tamamının yabancı şahıslar olmaları sebebiyle şüpheli Henri Jak Barkey’in darbe girişiminde rol almış olduğu anlaşılmıştır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER