İsrail'in Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz'de radar ve füze savunma sistemlerini tek merkezden yönetmeyi amaçlayan yeni bir güvenlik hattı oluşturduğu yönündeki iddialar gündeme geldi. İddiaya göre, mevcut yapılanmanın Bulgaristan, Arnavutluk, Sırbistan, Macaristan ve Moldova'yı da kapsayacak şekilde genişletilmesi için temaslar yürütülüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan güvenlik uzmanları, Türkiye'nin ise milli hava savunma projeleriyle caydırıcılığını artırmaya devam ettiğini ifade etti.
Yeni güvenlik hattı iddiası
Emekli TSK Albayı ve stratejist İbrahim Keleş, İsrail'in Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz'deki radar ve önleme sistemlerini tek merkezden yönetmeyi hedeflediğini öne sürdü. Keleş, İsrail'in bölgesel güvenlik yaklaşımında Türkiye'nin önemli bir unsur olarak görüldüğünü savunurken, Türkiye'nin askeri kapasitesiyle bu tür girişimlere karşı caydırıcı güce sahip olduğunu ifade etti.
"Türkiye bu süreci önceden öngördü" değerlendirmesi
Emekli General Mehmet Okkan da İsrail'in Kıbrıs'tan Romanya'ya uzanan bir güvenlik hattı oluşturma arayışında olduğu yönündeki iddiaları değerlendirerek, Türkiye'nin bu ihtimali yıllar önce öngördüğünü söyledi. Okkan, Türkiye'nin bu kapsamda milli hava savunma sistemlerine öncelik verdiğini belirtti.
Çelik Kubbe ve milli savunma projeleri öne çıkıyor
Değerlendirmelerde, Türkiye'nin geliştirdiği Çelik Kubbe projesi kapsamında HİSAR, SİPER, GÖKBERK, SUNGUR ve GÜRZ hava savunma sistemlerinin ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmede önemli rol oynadığı ifade edildi. Ayrıca Anadolu LHD, Kızılelma ve diğer savunma sanayi projelerinin de Türkiye'nin caydırıcılık stratejisinin temel unsurları arasında gösterildi.
2028 vurgusu
Uzmanlar, Türkiye'nin hava savunma sistemleri, balistik füze teknolojileri ve insansız hava araçlarına yönelik yatırımlarını sürdürmesinin önemine dikkat çekti. Yapılan değerlendirmelerde, 2028 yılına kadar savunma kapasitesinin daha da güçlendirilmesinin bölgesel caydırıcılık açısından kritik olduğu görüşü dile getirildi.
