İstanbul siyasetini uzun süredir meşgul eden ve kamuoyunun yakından takip ettiği İBB yolsuzluk davasında kritik süreç resmen başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame doğrultusunda, aralarında eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 407 sanığın yargılanmasına bugün Silivri’de başlandı.
Toplam 105 sanığın tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşması, Silivri’deki Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi duruşma salonlarında gerçekleştiriliyor. Mahkeme sürecinin uzun sürmesi beklenirken, duruşmaların Nisan ayının sonuna kadar haftanın dört günü devam etmesi planlanıyor.
Siyasi atmosferin de oldukça hareketli olması beklenen davada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de duruşmayı Silivri’de takip edeceği öğrenildi. CHP’nin ayrıca davayı yakından izlemek amacıyla 81 il başkanını Silivri’ye davet ettiği ve süreç boyunca nöbet sistemi oluşturduğu belirtildi.
Silivri’de Yoğun Güvenlik ve Geniş Katılım
Dava, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülüyor. Mahkeme süreci, Türkiye’nin en büyük cezaevi kampüslerinden biri olan Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülecek.
İlk duruşmada mahkeme heyeti tarafından öncelikle sanıkların kimlik tespitleri yapılacak, ardından iddianamenin özeti okunacak ve daha sonra sanıkların savunmaları alınmaya başlanacak.
Duruşmaların her hafta Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri saat 10.00’da başlaması planlanıyor. Mahkeme salonuna girişlerde sıkı güvenlik önlemleri uygulanacak.
Görevliler tarafından;
Sanıklar
Avukatlar
Müştekiler
Tanıklar
Basın mensupları
İzleyiciler
için özel giriş kartları dağıtılacak. Önce sanıklar ve avukatlar salona alınacak, ardından basın ve izleyicilerin girişine izin verilecek.
Mahkeme heyeti, duruşma öncesi hazırlıkların eksiksiz yapılması için 4 Mart’ta Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü, Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu ve Silivri İlçe Jandarma Komutanlığına resmi yazı göndererek gerekli güvenlik ve organizasyon önlemlerini talep etmişti.
İddianamede Ağır Suçlamalar
Soruşturma kapsamında hazırlanan kapsamlı iddianamede bazı isimler “örgüt yöneticisi” olarak tanımlanıyor.
İddianameye göre örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen isimler şunlar:
Fatih Keleş
Murat Ongun
Adem Soytekin
Hüseyin Gün
Murat Gülibrahimoğlu
Ertan Yıldız
Savcılık, bu isimlerin çeşitli suçlardan oldukça yüksek hapis cezalarıyla cezalandırılmasını talep ediyor.
Talep edilen cezalar ise şöyle:
Fatih Keleş: 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar
Murat Ongun: 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar
Ertan Yıldız: 86 yıldan 251 yıla kadar
Adem Soytekin: 67 yıldan 194 yıla kadar
Murat Gülibrahimoğlu: 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar
Hüseyin Gün: 20 yıldan 40 yıla kadar hapis
İddianamede, örgüt yöneticisi konumunda oldukları öne sürülen bu sanıkların, örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen tüm suçlardan ayrıca sorumlu tutulmaları gerektiği vurgulanıyor.
Ayrıca bazı sanıklar için “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanması da talep ediliyor. Bu kapsamda Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi isteniyor.
Ekrem İmamoğlu İçin 2 Bin 430 Yıla Kadar Hapis Talebi
İddianamede en dikkat çeken bölüm ise Ekrem İmamoğlu hakkında yöneltilen suçlamalar ve talep edilen cezalar oldu.
Savcılık tarafından hazırlanan dosyada, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” iddiası yer alıyor.
İmamoğlu hakkında şu suçlamalar yöneltiliyor:
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak
Kişisel verileri kaydetmek
Kişisel verileri ele geçirmek ve yaymak
Suç delillerini gizlemek
Haberleşmenin engellenmesi
Kamu malına zarar verme
Rüşvet
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
İrtikap
Kamu kurumlarını zarara uğratarak dolandırıcılık
Suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama
İhaleye fesat karıştırma
Çevrenin kasten kirletilmesi
Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet
Bu suçlamalar kapsamında Ekrem İmamoğlu için 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
İmamoğlu’ndan Duruşma Öncesi Dikkat Çeken Video
Duruşma başlamadan saatler önce Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından “Siyasete neden girdim?” başlıklı bir video yayınladı.
Videoda, davaya ve hayat hikayesine değinen İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Bir yıl sonunda duruşma aşamasına geldik. Bir yıldır haksız yere tutsak haldeyiz. Yarın mahkeme salonunda olacağız ve ben savunma yapmayacağım, yargılayacağım. Duruşma öncesi neden siyasete girdiğimi, derdimin millet olduğunu anlatmak istedim.”
İmamoğlu konuşmasında çocukluk yıllarına da değinerek şunları söyledi:
“Bazen insanlar bana şunu soruyor: ‘Sen neden siyasete girdin?’ Aslında bunun cevabı çok uzun bir hikaye değil. Ben zaten hep çalışarak büyüdüm. Siyaset sonradan gelen bir şey. 5–6 yaşındayken sabahları babamla dükkan açtığımı hatırlıyorum. Kapıyı besmeleyle açardık. İçeri sağ ayakla girilirdi. Önce temizlik yapılırdı, sonra sabırla beklerdik.”
İmamoğlu çocukluk döneminde çalışarak büyüdüğünü ifade ederek şöyle devam etti:
“Toprak belledim, fındık topladım, tütün kırdım, pazara çuval taşıdım. Annemin ürettiklerini sattım. Bizim evde kadınlar da çalışırdı. Annem ekonomikti, güçlüydü. Anneannem de, babaannem de öyleydi. Emeğin cinsiyeti olmadığını küçük yaşta gördüm.”
İstanbul’a taşındıkları dönemin zorluklarını anlatan İmamoğlu, gençlik yıllarındaki iş hayatına da değindi:
“İstanbul’a geldiğimiz yıllar kolay değildi. Körfez krizi vardı. Babam yeni bir şehirde iş kurmaya çalışıyordu. Ben üniversite okurken aynı zamanda çalışıyordum. Günde 10–12 toplu taşıma değiştirerek şehri geziyordum. Projeleri anlatıyor, ev satmaya çalışıyordum.”
İmamoğlu siyasete giriş sürecini ise şu sözlerle anlattı:
“Ben bir sabah kalkıp ‘Siyaset yapayım’ demedim. Beylikdüzü’nde yaşıyordum. Şehir büyüyordu ama ruhu yoktu. Plansızlık vardı. İnsanların aidiyet hissedeceği bir kent hayal ettim.”
“Çocuklar Kaygıyla Değil Umutla Büyüyecek”
İmamoğlu konuşmasının sonunda hukukun önemine vurgu yaptı:
“Bugün yaşadıklarımızı herkes görüyor. Üç kuşaktır büyüyen aile şirketimize kayyum atandı. 77 yaşındaki babamın emekli maaşına el konuldu. Eğer hukuk keyfi hale gelirse kim güvende kalır?”
Sözlerini umut mesajıyla tamamlayan İmamoğlu şöyle konuştu:
“Belki zor bir dönemden geçiyoruz ama inanıyorum ki bu ülke yeniden nefes alacak. Çocuklar kaygıyla değil umutla büyüyecek. Benim hikayem, çalışarak büyümüş bir çocuğun yaşadığı yere borcunu ödeme hikayesidir.”
