Suskunluğumuz davamıza saygımızdan

Vefa’nın sadece İstanbul’da bir semt adı olmadığını, nankörlüğün de kedilere has kalmadığını, vefasız dosttan gelecek bir servet yerine, vefalı dosttan bir selam gelmesinin daha iyi olduğunu öğreneli çok oldu. Hayatın her alanında olduğu gibi, siyaset de bize çok şey öğretti; 48 yıllık desteğe verilen vefasızlık ve nankörlüğü mesela…

Ortadoğu Gazetesi
Suskunluğumuz davamıza saygımızdan

Vefa’nın sadece İstanbul’da bir semt adı olmadığını, nankörlüğün de kedilere has kalmadığını, vefasız dosttan gelecek bir servet yerine, vefalı dosttan bir selam gelmesinin daha iyi olduğunu öğreneli çok oldu. Hayatın her alanında olduğu gibi, siyaset de bize çok şey öğretti; 48 yıllık desteğe verilen vefasızlık ve nankörlüğü mesela…

Vefasızlık ve nankörlüğe insani yönden bakınca, bir düşüşün de adı olduğuna inanırsınız. Çünkü kadir kıymet bilmek veya vefa, insanlığın bir kazanımıdır. Nankörlük etmemek de öyle. Hayat kıymet bilenlerle yaşanacak kadar güzel, vefasızlar için israf edilmeyecek kadar da değerlidir.

Milli ve Milliyetçi çizgide 48 yıllık bir desteğin sonunda, bir makama, bir güce veya paraya kavuşturulan insanların, sahip olduklarına göre şekillenen kişiliklerinden öğrendik nankörlüğü…

Aynı şekilde 48 yıl sırtımızda taşıyıp, bir kez dahi “öf” demememize rağmen vefasızların gazetemize karşı alınan haksız tavırlarda gördük nankörlüğü.

Rahmetli Sayın Başbuğ Alparslan Türkeş beyin, 1972 yılında ismini vererek kurdurduğu gazetemizin, o günden bu güne aralıksız milli davaya hizmet ederek bu uğurda haddinden fazla fedakârlık göstererek el üstünde tutuğumuz, hep üst makamlara getirilen, her zaman korunan ve kollanan dava adamı olarak gördüğümüz kişilerin, geçmişten bugüne asla sahip olamayacağı makamlara gelip, güce kavuşan, paraya doyan, lüks içinde yaşayanların, bu imkânları sağlayana karşı tavırlarında gördük nankörlüğü…

Vefasızlık ve nankörlük aslında iki kötü kardeş gibidir. Tersi ise yine iki kardeş gibidir ama iyi iki kardeş…

Milli davamıza birlikte yürüdüğümüz siyasi anlayışımıza zarar gelmesin diye sustuysak, söyleyecek sözümüzün olmadığından değil, bizim davaya olan saygımızdan Başbuğ’dan aldığımız milli ruh anlayışımızdandır. Gazetemize yapılanlara karşılık davaya saygımız olmasaydı, zaman kaybetmeden kendi menfaatlerini, haksız kazanç ve yetim malına el uzatmayı ön planda tutan, dava anlayışından yoksunların, gazetemize karşı yapılan haksızlıklarını ortaya dökmesini elbette bilirdik.

Bunca vefasızlıktan sonra bazılarının artık ederi kalmadı gözümde, kaça deseler hiçe sayarım.

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2020, 11:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER