IŞIKTAN DEĞİL, KARANLIKTAN KORKUN

Işıktan niye rahatsız oluyoruz ki!
Işık güvenlik demektir.
Işık AYDINLIK demektir.
VE o ışıklar yandıkça ülke güvenlik birimleri nöbette demektir.
Çünkü kötü insanlar karanlıkta harekete geçer.
Karanlıkta pusuya yatar kahpece vurur.
Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım bu ışıktan niye,
Rahatsız oluyor onu da bilmiyorum!
Bu ışık oyununun kendisini atayan Abdullah Gül ile ne kadar ilişkisi var
Ona da bir şey diyemem.
O yönetenlerin sorunu.
Benim bildirmek istediğim Türkiye’de ışığın önemi.
Genelkurmay Başkanlığının ışıkları yanar.
Ama bu ışıklar darbe yapmak veya kötü işler yapmak için değildir.
Türkiye Cumhuriyeti bulunduğu karanlık coğrafyada,
O ışıkları yakmak zorundadır.
Çünkü Genelkurmay devletin askerinin yönetildiği yerdir.
Sayın Engin Yıldırım sıcak yatağında uyumaya daldığında,
Askerimiz, polisimiz karanlıkta, dağda, bayırda görevdedir.
Onların koordine edilmesi lazım.
Onların karar veremeyecekleri bir durumda yönlendirilmesi l lazım.
Bu durum devletimizin BEKASI için hayatı önemdedir.
Şöyle etrafımıza bir bakalım.
Düşmanlarımız pusuda,

Yunan palikaryası, ABD, Fransa, Araplar,
Ermeni Asala artıkları,
Suriye’de terörist unsurlar, Esat, Deaş, PYD, YPG, PKK,
Akdeniz’i saymak bile istemiyorum.
Bunun Libya’sı var.
Karadeniz’i var.
Böyle bir ortamda Genelkurmay uyabilir mi?
Bizim güvenliğimiz için o ışıklar tabii ki yanacak.
Sadece genelkurmay mı?
Değil tabii.
İl Emniyet müdürlüklerinde gece nöbetçi emniyet müdürlükleri vardır.
Onların ışıkları akşam 18.00’den sabaha kadar yanar.
Ve tüm asayiş birimleri ile irtibat halindedir.
Karakollarımızın ışığı da sabaha kadar yanar.
Hastanelerimizin de öyle.
MİT’in ışıkları da gece gündüz yanar.
Çünkü o ışıkların sönmemesi gerektiğini orada çalışanlar çok iyi bilir.
Bir tek Engin Yıldırım’ın bilemediği belli.
Trafik polisinin ışıkları da yanar.
Gece gündüz vatandaşın emniyeti için.
Asayiş birimlerinin,
Terör birimlerinin,
Korucu timlerinin yönetim merkezlerinin,
Hava, kara, deniz, jandarma unsurlarının yönetim birimlerinin,
Işıkları yanmak zorundadır.
O ışıklar yandıkça biz de kendimizi,
Vatanımızda, şehrimizde, ilçemizde, köyümüzda, yatağımızda huzurlu hissedeceğiz.

Işık bir tek son nefeste biraz korkutucudur.
Ölenlerin son nefeslerinde” Bir ışık görüyorum,
O ışığa doğru yürüyorum ve kendimi çok huzurlu hissediyorum “diyorlar.
O gidilen ışık nasıl bir ışık bilmiyorum!
Zamanı geldiğinde o ışığın nereye vardığını hepimiz göreceğiz,
Belki bir an görüp sonsuza kadar karanlığa gömüleceğiz.
Ancak başkanvekiline tavsiyem ışıkları beyninde ki
Karanlık hedeflere, anlamlara yöneltmemesi.
Çünkü ışık sönerse, o da karanlıkta kalır biz de.

YORUM EKLE