Kerkük seni yazdım

Kerkük tarihimizde hep zihnimizdedir. Kerkük Vakfı tarafından yayınlanmış, Kemal Beyatlı tarafından yazılmış iki kitaptan biri ‘Kerkük seni yazdım’ Bir diğeri de ‘Kerkük’te zaman’. Her iki kitabı da uçakta giderken ve gelirken okudum. Kerkük’lü bir insanın Türkçesi elbette Türkiye Türkçesinden şive ve ağız olarak farklılık gösteriyor. Ancak yazarın bir Türkçe uzmanı olmadığı da kesin. Kemal Beyatlı yakışıklı bir insan. Buna güvenerek her iki kitabının kapağını da resmini koyarak yapmanın kolaylığını yaşamış. Temmuz 1958 Kerkük doğumlu yazar. İlkorta- liseyi Kerkük’te üniversiteyi Bağdat’ta okuyarak makine mühendisi lisansı aldı. Edebiyatla kendini tanıdığından beri ilgili. İlk şiir kitabı Kanatsız sözcükler Bağdat’ta Osmanlı alfabesiyle yayınlandı. 1987’de Bağdat Yurt Gazetesinin açtığı hikaye yarışmasında sınav adlı hikayeyle üçüncü oldu. 2008 yılında Kaşgarlı Mahmud 1000 yaşında kutlamaları muhtevasında Bir Kerküklü hikayesiyle birincilik kazandı. Aynı hikaye Ankara’da ise mansiyona layık görüldü. Kemal Beyatlı 1991 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye sığındı.

Irak Türkmenleri için Türkiye’de stk’larda faaliyet gösteriyor.2002-2008 yılları arasında Kemal Beyatlı’yı Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı olarak görüyoruz.2011’de Türkmeneli Dernekler Federasyonu başkanı oldu. İstanbul’da özel bir şirkette nafakasını kazanmaktadır. 1984’te Leyla Kutup ile evlendi ve iki erkek çocuk babasıdır. Arapça bilir. Kemal Beyatlı ‘Kerkük seni yazdım’ adlı eserini hatıra roman tarzında, ‘Kerkük’te zaman’ı ise hatıra olarak yazmış. Hatıra romanda Kerkük’te yaşayan soydaşlarımızın her yönetimden çektiklerini anlatıyor. Baas’ı da, Amerikan işgalcileri de, Maliki de Barzani de ve orada söz sahibi olan herkes Irak uslu insanları Türkmenlere eziyet etmeyi iktidarlarının kanıtı olarak kullanmışlar. Türkiye’den giden bir hanım gazetecinin Iraktaki savaş muhabirliğini ve ona rehberlik eden kişinin duygu ve düşüncelerinden olup bitenleri öğreniyoruz.

Orada kesin doğru bir tespit var. Kürtler de Türkmenler de Irak’ın çocukları. Türkler-Türkmenler uslu, iyi huylu, söz dinleyeni eğitim alan evladı. Kürtler de haşarı, kaide-kural tanımaz afacan çocuk. Türkmen’in sükuneti, efendiliği, iyi evlatlığı onun hep vermesine, yapılanları sineye çekmesine sebep olmuş. Kürdün afacanlığı, haylazlığı da ‘aman ne istiyorsa verin, yeter ki canımız sıkmasın’ felsefesiyle haklı-haksız her istediğini elde etmesini tespit ediyor. Türkmenlerin tapu sicillerinin, nüfus sicillerinin her yönetim tarafından yakıldığını, mallarının ellerinden alındığını, kimi yönetimin oraya Arap nüfusu, kimi yönetimlerin de Kürt nüfusu etkili kılmak için aynı usulleri uyguladıklarını anlatıyor roman.

Türkiye’den giden gazeteci kadın roman kahramanından dinledikleri karşısında hayretlere düşüyor ama her yeni şey öğrendiğinde şu cümleyi tekrarlıyor: Bunu sizden başka kim biliyor. Dünya kamuoyuna anlatabiliyor musunuz? Roman kahramanı gazeteci kadına şu cevabı veriyor. Siz Türkiye’den geldiniz, siz bile yeni öğreniyorsunuz. Kime nasıl anlatalım. Ah hep aynı hikaye. Dili yok gönlümün lakin bundan ne kadar bizarım. Kerkük’te zaman kitabını okurken çocukluğumu yeniden yaşadım. Çocukluğumun bir bölümünün geçtiği Gaziantep’te nasıl idiyse hayat, meğer o yıllarda Kerkük’te de aynıymış. Esnafın ahlakı, kaide ve kuralları, emniyet duygusu, bireysel felaketlerin birlikte göğüslenişi, çocukların anne-baba kadar komşuların da oluşu.

Herhangi bir büyüğün verdiği bir emrin anne-baba vermiş gibi itaatle yerine getirilmesi. Yazların sıcaklarında buz imalathanesinden buz alınması, suların soğutulması, gece yatmak için damların yıkanarak serinletilmesi, misafirlik ilişkileri. Tekniğin gelişmesiyle ananevi mesleklerin ortadan silinmesi ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Semercilik, nalbantlık, buzculuk, zahirecilik, tüccar terzilik, köşkerlik, sayacılık ve daha bir yığın meslek, sinemacılık, yazlık sinemanın ortadan kalkışı. Kerkük eşittir Gaziantep. Bu yüzden Kemal Beyatlı dostumu tebrik ediyorum. O şiirlerini, hikayelerini yazmaya, çeşitli fırsatlarla konferanslarını vermeye devam edecek. Ama çocukluğundaki hayatı hep özleyecek.

YORUM EKLE