Ramazan pidesinden koronavirüs geçer mi: Bilim Kurulu üyesi Prof.Ateş Kara açıkladı

Bilim Kurulu üyesi Profesör Doktor Ateş Kara, koronavirüsle ilgili önemli açıklamalar yaptı

Ramazan pidesinden koronavirüs geçer mi: Bilim Kurulu üyesi Prof.Ateş Kara açıkladı

Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof.Dr. Ateş Kara, Ramazan ayının ilk gününde fırıncıları uyardı.

Kara, Habertürk Tv'de katıldığı programda çarpıcı açıklamalar yaptı.

Kara'nın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

- Hep birlikte evdeyiz. Ramazan'ın ilk günündeyiz. Güzel bir haberle başladık. İlk defa gün olarak baktığımızda iyileşen hasta sayımız, yeni tanı koyduğumuz hasta sayısından fazla. Toplum içerisinde virüsün yayılımında öyle bir noktaya geldik ki, artık vaka sayımızda belli oranda azalma olduğunu görüyoruz. İyi olan hastanedeki hasta sayımız azalmaya başladı. Büyük grubunu da başarılı tedavi ile evlerine gönderiyoruz. Bu kırılma noktası. 


- Vatandaşlarımızın kurallara sıkı sıkıya uymaları önemli, sağlık çalışanlarımızın da çabaları önemli. Bundan önce bizim vaka sayımız çoktu. Hastaneye yatan vaka sayımız fazlaydı. Bugün yeni koyduğumuz vaka sayısı onlardan daha az anlama geliyor. Biz başarıyla hastalarımızı taburcu edebiliyoruz. 

- Canımız yanıyor, hayatını kaybedenler var. Gönül istiyor ki kimse hayatını kaybetmesin ama kayıplarımızda da azalma var. Türkiye erken ilaç tedavisine başlayan bir ülke oldu. Böyle olunca da hastalarımızın yoğun bakıma gitme ihtimali azalıyor. Bu da bize tedavide erken eve gönderme başarısını sağlıyor. Tedavi edebildiğimiz hastaların sayısı gittikçe yukarı doğru çıktı.

- Pik noktası dediğimiz en tepeye gelip, aşağıya döndüğü noktadır. Şimdi biz artık aşağıya doğru inme noktasına geldik. Son beş gündür de aşağıya inme eğilimi devam ediyor.  Bu şekilde devam edersek önümüzdeki 6 ila 7 günde o pik noktasından aşağıya inişimizi başlatacağız anlamına geliyor.

- Bazı hastanelerimizi sadece Kovid'li hastalara ayıralım demek ilk bakışta mantıklı görünüyor. Vakaların yani şikayeti gelişen, semptomu olan, ateşi, öksürüğü, halsizliği olanlar bunlar bizim ana hastalarımız ama bir de hiç şikayeti, problemi olmayan, Kovitli olduğunu bilmeyen yüzde 30 var. Şikayeti olup da kendisini hasta hissedenler 100 kişi ise öbür tarafta hiçbir şikayeti olmayan 30 kişiyi oluşturuyor. Bizim 30 kişi dediğimiz grup Kovidsiz hastaneye gidebilir mi? Evet. O 30 kişi hastane içerisinde çok kolay bulaşa neden olabilir. Önlemleri çok sıkı almamız lazım. Biz hastanelerde şöyle haraket ediyoruz. Hastanelerin giriş kısmında tiryaj dediğimiz, ayrım noktasında sizin şikayetiniz varsa ya da evinizde Kovid olmuş birisi varsa, bunlardan herhangi birisi varsa o zaman 'sizi bu tarafa alalım' diyoruz. Testiniz sonucuna göre hareket edelim. Ateşiniz yok, şikayetiniz yoksa 'sizi öbür bölüme yönlendirelim' diyoruz. Böyle düşünmek yakalama şartımızı arttırıyor. Bugün bizim her yerde eğer iki kişiysek mutlaka karşımızdakini Kovidli gibi düşünüp önlemimizi alması lazım.

- Kovid aslında yüzde 80'i hastalığın hafif geçiriyor. Bir grup hiç semptomu olmadan geçiriyor. Onlar istedikleri gibi ibadetlerini yerine getirebilirler. Yüzde 10-15'lik gruba geldiğimizde. Bazı hastalarımızın durumu iyi oluyor bazı hastalarımızın düzenli ilaç almaları gerekiyor. Genel tabir söylemek doğru değil. Siz bir hastalığı çok hafif geçirirken bir başka kişi çok ağır geçiriyor olabilir. Oruç tutacakların doktor arkadaşlara danışarak karar vermeleri çok daha doğru olacaktır. Lütfen doktorumuza danışalım ve öyle yapalım. 5-6 günde virüsü atmayı durduracakken belki 10 gün uzatıp etrafımıza bulaştırma riskine yol açabiliriz. En doğru kararı izleyen doktor arkadaşımız verecektir. Genelleme yaparsak hataya yönelebiliriz.

- Artık toplumumuzda vatandaşlarımız gerçek anlamda bireysel izolasyona dikkat ediyor. Toplu alanda sosyal mesafeyi koruyor, maskeyi takıyor. Pide salonlarımız, fırınlarımız çok ciddi destek veriyor. Çok yakınımızdaki böyle bir fırında sitemizin içine kadar gelip, bize o olanağı sağladılar. Bu topraklarda yaşayan insanlar birbirine yardımı çok iyi yapıyorlar. Pide salonunun böyle bir lüksü yok iken sitemize getirerek tek tek Ramazan pidesi getiriyor. Ramazan pidesi benim çocukluğumun olmazsa olmazıydı.

- Virüsün bulaşma şekli damlacık şekliyle, yani aslında solunum yoluyla. Yemek yemeyle, gıdayla bugüne kadar bulaştığını gösteren hiçbir bilimsel bulgu yok. Virüsün özelliği gereği pişme esnasında 60 derecede aktivitesini yitiriyor. Böyle bir şansa sahibiz. Eldivenden ziyade el yıkamaya, el hijyenine dikkat edilmeli. Özellikle pide için arkadaşlarımız su ve sabunla el yıkamalıdırlar. En kötüsünü düşünelim, pideyi aldık evimize getirdik. Mutfağa bıraktık, elimizi, yüzümüzü yıkayınca o risk bitmiş oluyor. Diyelim ki pideyi böldük, yiyoruz, hiçbir sıkıntı ama o anda elimizi yüzümüze götürmeyelim. Yemekten sonra mutlaka elimizi yıkayalım.

- Bizim savunma sistemimiz koronavirüslere karşı çok etkili bir cevap vermiyor. Bazı virüsler vardır, vücud ona bakar, 'bu çok önemli problem değil çok da ciddiye almayayım' diyebiliyor. Koronavirüsü zayıflatıp da verdiğimizde vücudumuzun cevap vermeme oranı yüksek. Prof. Ovalı'nın çabası önemli. Ancak öldürerek verdiğimizde vücudun cevap vermeme olasılığı çok yüksek. Bir olumsuzluk anlamında değil ama bunu aklımızda tutalım. Koronavirüslerin özellikle yeni koronavirüsün hayvanlarda tam olarak nasıl seyrettiğini bilmiyoruz. Hayvan deneyini nasıl yapacağımızı, çıkacak sonucun insanlar için geçerli olup olmayacağını bilmiyoruz. Sayın Ovalı onu deneyecek ama denediğinde sonuç alamama ihtimali yüksek. Güzel bir nokta, iyi haber ama çok ciddi anlamda kısıtlayıcılığı var.

- Aşılarda sadece etkili olmasına bakmıyoruz. İstediğimiz en önemli şeylerden biri etkili olsun aynı zamanda güvenilir olsun. Siz A aşısını da yapsanız, B'yi, C'yi de yapsanız bunların hepsi için güvenlik süresi lazım. Bunların hiçbirisinde 6 ila 8 aydan önce sonuç vermesi mümkün değil.

- Plazma ile bir silah vermeye çalışıyoruz. Hastalığı iyileşenlerin kanlarından elde ettiğimiz plazmalardan. Burada silahı ve silahı kullanabilecek askeri vermeye çalışıyoruz. Ama bunlar zor işler. Uygulamaların bireysel, kişiye özgü olması gereken işler. Bugünden yarına sonuç alınabileceğini düşünmüyorum. Öncelikle aramızdaki mesafeyi korumuya uzunca bir süre devam edeceğiz. 1 metre kuralı devam edecek. 

- Maskeyi ne zaman bırakacağız? Dikkat ederseniz ilk dönemlerde 'maske kullanın' dememiştik, çünkü vaka sayısı azdı. Vaka sayısı belli seviyeye gelince, asemptomatikler de belli seviyeye gelince maskeyi önerdik. O nedenle Ankara için farklı, İstanbul için farklı, benim güzel kasabam Niksar için farklı olacak. Buna bölge bölge karar vermemiz gerekecek.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER