Koronayak bizi, paranoyak etti

Artık tamamen evdeyiz. 65 yaş üstü insanlarımızın duyarsızlığı, devletin onları korumak için yaptığı uyarılara dikkat etmemeleri cezanın herkese kesilmesine sebep oldu. İyi de oldu. İki yönümüz çok kötü… Bir taraftan cahiliz. Diğer taraftan kaderci. Adam sokağa çıkmış sağlına-virüse aldırmıyor; “Hastalık abartılıyor, bana bir şey olmaz” diyor. “Her şey Allah’tan” deyip işi yaradana bağlıyor. Ama hastalık bulaşması veya birilerine bulaştırması durumunda olacakları asla düşünmüyor anlayamıyor!

Corona’nın bize getirdiği ironik bir durum da var. Hastalığın bulaşması, yayılması ve bulaştırılması ile 65 yaş üzeri herkese sokağa çıkma yasağı getirildi. 65 yaşındakiler bir kenara sağlık çalışanları, polis asker dışındakiler ihtiyaçlar dışındakiler pek evden çıkmazken, cezaevleri boşalıyor. Yani birileri hürriyetlerine kavuşurken, birilerinin de zorunlu olarak hürriyetleri kısıtlanıyor. Halimize güler miyiz? Ağlar mıyız? Bilmiyorum!

65 yaş insanımızın içeri kapanması, bazı bilmediğimiz deneyimleri öğrenmemizin önünü de açtı. Önceki gün 80’lik bir aile dostu komutanımızla görüştüm. Söyledikleri ilginçti; “Evde fazla vakit geçirince hanımla kavgalar arttı. Evin reisi o olduğundan sinirlenince elime viledayı, cam bezini birde süpürgeyi verdi. Şimdi evde vileda kullanma tekniklerini öğreniyorum. Biraz gücüme gidiyor ama yapacak bir şey yok” Durum böyle eve kapanmanın güzel tarafları da var. Kolay sandığımız hanımların ev işlerinin zorluklarını da öğreniyoruz

65 yaş ve üzeri grubuna sokağa çıkma yasağının uygulanması, virüsün kontrol alınması yönünden çok önemli. Bu toplumun tüm kesimine uygulanır mı bilmiyorum. Bir süre için uygulansa iyi olur kanaatindeyim. Ama uygulamanın çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Ancak bazı küçük teferruatlara dikkat etmek lazım; Bu yaş grubundaki bir hastanın hastalanıp hastaneye gitmesi gerektiğinde ne yapacağı? Adamın kapı komşusu ölmüş. cenaze namazı veriliyor. Bu dosta son görev yapılamayacak! Karı koca evde iki kişiler, başka kimseleri yok. Etrafta eş dostta pek yok. Su ekmek veya market ihtiyacı oldu? Bunu nasıl karşılayacaklar? Bunlar hatırlayabildiklerim. Bunlara da bazı çözümler getirilmesi gerekiyor.

Corona virüsü hayatımıza girdi, hayatımız adeta karardı. Koronayaktık şimdi paranoyak olduk. Korkanlar arasında sağlık çalışanları, doktorlar hemşireler, hasta bakıcıları, hastane çalışanları da var. Nasıl olmasınlar ki! Bir hafta önce benim yakinen tanıdığım, ismini vermek istemediğim doktor ekibi, bir profesör yönetiminde, Almanya’dan gelen bir hastayı ameliyat ediyorlar. Hasta kurtuldu. Ama ameliyat ekibi Corona kaptı yoğun bakımda. Bu kadar berbat bir durum yani.

Önceki gün haftalık pazar alışverişi için semt pazarındaydım. Eşimle birlikte, hijyenik kaliteli maskemizi taktık, ellerimize eldivenlerimizi geçirdik. Ayrıca fısfıs kolonyamızı da aldık. Savaşa, mücadeleye gider gibi pazara gittik. Biz çok dikkatli davranıp hazırlıklı gitmiştik. Ama pazardaki, marketteki insanımız aynı durumda değildi. Yüzünde maske olan üç beş kişiden fazla insan yoktu. Öpüşenler, koklaşanlar birbirine sarılanlar. Yani birileri ortalıkta bir virüs salgını yokmuş gibi hareket ediyordu.

Bu görüntü inanın beni çok korkuttu. Bunun anlamı birilerinin hala tehlikenin farkında olmadığı, devletin salgını önlemek için gösterdiği olağanüstü çabayı görmezden geldiğiydi. Özetle dostlar en çok zayiat 65 yaş üzeri insanımızda. Bir aşı bulunana kadar, bu melanet virüsün ilacı bulunana kadar hepimizin dikkatli davranması duyarlı olması lazım. Virüsün şakası yok. Devletimiz gereğini yapıyor. Yapıyor ama herkesin başına bir doktor bir polis dikme şansı da yok. Lütfen olayın ciddiyetine varılsın.