Manifestoya manifesto

AK PARTI Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açık, anlaşılır bir dille manifestosunu açıkladı. 31 Mart seçimlerinden sonra küçük de olsa ‘mola’ veren Sayın Erdoğan, herkesi dinledikten sonra AK Parti kampında hem seçimleri değerlendirdi, hem de 2023 hedefi doğrultusunda hiçbir sapma yapılmayacağını vurguladı

HER ne kadar ‘kızgın demir’ örneği vererek ‘Türkiye ittifakı’ önerisini getirmiş olsa da son siyasi gelişmeler ışığında düşüncelerinde kararlılık gösterdi.

Tek tek bütün rakiplerine cevap verdi. Konuşmasının uzun bir bölümünü CHP’ye ayırdı. Şüphesiz HDP ve PKK vurgulaması, bu konuşmalarında eksik kalmayacaktı. Parti ile terör örgütünün dirsek temasını açık ve net şekilde bir kez daha ortaya koydu.

Seçim döneminde, Ankara, İstanbul ve Antalya başta olmak üzere, HDP’nin aday göstermeyerek zımnen CHP’ye verdiği desteği de yineledi.

Çubuk olayları konusundaki düşüncesi biliniyordu. Detaylı bir açıklama yapmasa da dolaylı yollardan tavrı belliydi. Ama dün Çubuk’ta resmen tahrik edici bir durum sergilendiğini ifade etti.

Ateş düştüğü yeri yakar

Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını herkes kendisine göre yorumlayacaktır. Buradan nasibini alan siyasi rakipleri de cevap vereceklerdir. Bu konuşmanın yorumunu yapamayız. Yorumlasak bile bireysel bağlayıcı olur. Ancak bir tespit yapmak gerekirse, şehit cenazelerinde duyarlı davranmak gerektiğinin altını çizmek isterim.

O da cenazeye katılıp katılmama konusunda aileye danışılması kadar doğal bir şey olamaz. Arzulamayabilir, hatta hiçbir siyasinin katılmasını istemeyebilir. Ateş düştüğü yeri yakar. Gencecik fidan gibi evladını kaybeden ailenin psikolojik durumu her türlü durumun üstündedir.

Yıllardır alışılagelmiş bir gelenektir şehit cenazelerine katılmak. AK Parti iktidara yeni başladığında cami avlularında kendilerine yönelik protesto söylemleri vardı. Detaylı bir çalışma yapıldı ve bu eylemcilerin her şehit cenazesinde bulundukları ve bir ekip çalışması içinde oldukları saptandı. Bunun da önlemi alındı.

Çubuk farklı bir konum teşkil ediyor. Yoğun bir Cumhur ittifakı kitlesine sahip. Bu demek değildir ki linç girişimi yapılsın, taşlı, sopalı eyleme neden olsun ve ortaya böyle bir manzara çıksın.

Sayın Erdoğan, Çubuk yorumunu kendi doğruları çerçevesinde yaparak düşüncesini de anlatmış oldu.

Yüzde 44.4’lük başarı

AK Parti’nin Kızılcahamam kampında belediye başkanları tek tek dinlendi. Kazanamayan adaylar da... Sonuç olarak 31 Mart seçimlerinde AK Parti’nin yüzde 44.4’lük bir başarısı olduğu ifade edildi. Büyükşehirlerin başkanlıkları kazanılmamış da olsa, belediye meclis üyelikleri, başkanvekillikleri ve komisyon başkanlıkları kapsamında ittifakın güçlü olduğu anlatıldı.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın dünkü konuşmasında en can alıcı nokta encümen heyetinin oluşmasıyla ilgili olanıydı. Beş seçilmiş, beş atanmış encümenin, belediye başkanı da katılarak oluşması eleştirildi. Bugüne kadar uygulanan sistemin yanlış olduğu ve değişmesi gerektiği tezi ortaya çıktı. Seçilmiş ve atanmışların birlikteliğinde hak ve eşitlik oluşamayacağı belirtildi.

Bir yasa değişikliği mi yoksa başka bir çözüm mü, bekliyoruz.

Dış politikaya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, düşüncelerinde hiçbir sapma gösterilmeyeceğini bir kez daha vurguladı. ABD ile ilişkiler, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi oyalaması, füze ve F35 uçaklarının doğurduğu sorunlar, komşu ülkeler ile olan ilişkilerimiz, özellikle terör ve Ermenistan kapsamlı konuların detayına kadar indi.

Sert cevaplar gelecek

Saadet Partisi’ne ve AK Parti treninden inenlere önemli göndermeler yapan Erdoğan, aslında her manifestoya kendi manifestosuyla karşılık vermiş oldu.

Hafta içinde TBMM Genel Kurulu’nda ve grup toplantılarında gündem de belirlenmiş oldu. Bu konuşmaya sert cevaplar gelecek ve 31 Mart seçimleri itibari ile sonlanmasını beklediğimiz karşılıklı atışmalar daha sert bir dille sürdürülecek.

Bu çerçevede hafta başından itibaren Ankara siyaseti beklenin de ötesinde ısınacak, kızgın demir biraz daha alev alacak gibi görünüyor. Aslında Sayın Erdoğan bu açık ve net söylemiyle, olası İstanbul seçiminin iptali karşısında iddiası ve ısrarcılığını da sergilemiş oldu.