MESCİD-İ AKSA TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜNE VERİLMELİ

Sağlık içinde, huzurla geçireceğimiz nice bayramlara.
 
Birkaç gün önceki bayram yazısı çöpe gitti. İsrail’in Mescid-i Aksa baskını ve katliamı sonrasında şaşırtıcı bir şey oldu. İsrail’in çok güvendiği “Demir Kubbe” denilen savunma sistemi kevgire döndü, deniliyor. Hatta altındaki katmanları da.
 
Filistin tarafından atılan İran menşeili füzelerle, stratejik noktaların vurulduğunu İsrail henüz doğrulamadı. Değişik şeyler duyuyoruz. Temkin gerek. İsrail, Filistin’e ait son toprak parçasını almak için bilerek kendisi gedik açmış olabilir. Göz ardı edilmemeli.
 
Ya da olup biten gerçekten ibaret. İsrail aşırı güveninde vurulmuş olabilir. Hissettiğim “Yahudilerin çok güçlüyüz” propagandasından olabilir.
 
Her iki şıkkı da iyi okumalı. Joe Biden’le “coğrafyamız tekrar kanamaya başladı” demiştim. Şimdiye kadar oyun kuran hep onlar olduğunda, iyimser olmak için erken görüşündeyim.
 
1. Dünya savaşını kendi aralarında başlattıkları halde, bulunduğu halden çıkış arayan Osmanlı’yı yutuvermiştiler Hâlâ Osmanlı bakiyesi topraklarda paylaşım ve vekalet savaşı bitmedi.
 
Elbette kartlar yeniden dağıtılabilir. Bölgemize konuşlanmış şer güç sökülüp atılabilir. Neredeyse bir yüzyıldır akan gözyaşının sonu gelmiştir belki de. 2016 darbe girişimi sonrasında, Türkiye’nin bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği yapısal değişiklikle birlikte, psikolojik üstünlüğü yakaladığı dönemin devam etmesi akılcı stratejiyi gerektiriyor. Gaza gelmek yerine, düşünme vakti.
 
Kendi aşısını, otomobilini üretmeye soyunması, savunma sistemlerini deldiği SİHA’larıyla “bende varım” demesi düşmanlarımızı çoğalttı. İçerden dışarıdan hedef alınıyoruz.
 
Gelinen nokta da İsrail’in Mescid-i Aksa’yı hedef alması ile başlayan yeni durum nereye evrilir, batı hangi refleksi vererek bu işten sıyrılır ya da nasıl cevap verir yine iyi tahlili gerektiriyor.
 
İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın olduğu yer Müslüman bir devletin korumasında olmalı. Mesela Türkiye’nin başkanı olduğu Müslüman Ülkeler birliğince yönetilmeli.
 
İsrail’in keyfiyetine terk edilmemeli.
 
Demek istediğim; “Kim daha çok yumruk attı saymak yerine, Mescid-i Aksa nasıl özgürleşir?” ona odaklanmalı. Müslüman devletler ortak bir karar alarak, BM’ye mi baş vuru başka yola mı girer bekleyip görelim.

YORUM EKLE