MİLLİ SAVUNMA SİYASETİ

Bir milletin bağımsız, hür, güçlü ve müreffeh bir devlet halinde mutlu yaşam sürdürmesi milli bir ülküdür. Her milletin hayatı kendisinin alacağı milli savunma ve güvenlik tedbirlerine bağlıdır.

Dost ve kardeş memleket olan Azerbaycan’ın yıllar önce başına gelenler göstermiştir ki her milletin bağımsızlığını, milli haklarını ve menfaatlerini koruyabilmek için milli savunmada kuvvetli olmaya ve kendi güvenliğini teminat altında bulundurmaya mecburdur. 

Böyle olmadığı takdirde devletin kendi bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumaya yeterli olamayacağını göstermiştir. 

Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin teknik gelişmesi milli savunma araçlarını kendi milli imkanlarıyla dışarıdan bağımsız olarak üretmesi, dışa bağımlığını azaltması neticesinde, 20 yıllık esaret son bularak iki devlet tek milletin güç birliği ile Ermeni zulmü sona erdirilmiş, iki devlet tek millet olarak Karabağ’da zafer kazanılmıştır.

Mili zafere sevinemeyen, Türkiye’nin Azerbaycan’a destek vermesine karşı olan CHP’ li Ünal Çeviköz’ ün “Türkiye, Suriye’den cihatçıları Azerbaycan’a taşıyor” iddiası ve Hükümetin, Suriye ve Irak’a asker göndermek için TBMM’ye getirdiği tezkereye ret oyu veren siyasi anlayış ile 81 il ve 96 ülkeden 333 bin takım ve 1 milyon yarışmacı başvurusuna ulaştık milli teknoloji fuarının milli gurur gününde, Atatürk havalimanını ABD şirkete tahsisi açıklaması yaptıran siyasi anlayışa da Türk milletinin mesafeli durması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumaya yeterli olması, Türk devleti olarak kendi güvenliğini, milli savunma teknolojisinin ve milli savunmasının güçlü olmasıyla mümkündür. 

Bunu gerçekleştirmek millî teknoloji üreten şirketler destek veren milli iradeye sahip siyası güçle mümkündür. Bu mecburiyet 2023 seçimleri öncesi Emperyalist ülkeler tarafından çevremizin sarılmaya çalışıldığı, muhalefetin de dış güçlerin rahatsız olduğu, milli savunmamızdaki gelişmeleri aleyhine yaptığı açıklamalarla da bu günlerde bir kat daha artmıştır.

Bugün Türkiye modern silahlar, araç ve gereçlerle çok ilerlemiş, denizde, havada, karada milli kaynaklarla savunma gücünü sanayi gücünü yüksek ilim ve teknikle ihtiyaçlarını üst seviyelere çıkartması, ürettiği katma değeri yüksek teknolojiyi ihraç eder hale gelmesi de dış güçlerde çok ciddi hazımsızlık oluşturmuş, milli ilerlemeleri durdurmak için tüm emperyalist güçler, mevcut iktidara karşı, muhalefet etrafında kenetlenmişlerdir.

Ülkemiz teknikte ve sanayide ileri gitmiş, milli savunmamızda ülkeleri kıskandıracak kadar ileri seviyelere taşınmış, dünyayı kıskandıracak şekilde Türkiye düşmanı basının manşetlerde yer almaya başlamış ve her gün yeni gelişen teknolojiler üzerine makaleler yer almaya başlamıştır.

Eskiden sözde müttefiklerimizden para ile alamadığımız savunma araçlarını, şimdi para ile satın almak zorunda kalmadan milli ve yerli üretim yapma güç ve kabiliyetine erişme mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz.

Bir milletin bağımsızlığı ve hürriyeti her şeyden üstündür. Devletimizin korunması, vatanımızın bütünlüğünün güvenlik altında bulundurulması, her fedakarlığa değecek bir husustur. Bunun için Türkiye kendi bulunduğu bölgede milli savunma bakımından üstün olmalı ve bu üstünlüğünü her gün daha ileri seviyeler yükseltmeye mecburdur. 

Türk Coğrafyasında başkalarının iyi niyetine inanarak güven içinde yaşamak mümkün değildir. Türkiye’yi yönetenler geçmiş yıllarda ağır hatalar işlemiş ve Türkiye’nin milli güvenliğini ihmal etmişlerdir. 

Her şeyden evvel kendi milli savunma silah ve teknolojilerimizle, NOTO ve FETÖ’ cü askerlerden, gayri milli düşünen milli gelişmeleri engelleme peşinde olan bürokrasi ve siyasilerden temizlenmiş olarak, kendi silahlı kuvvetlerimize dayanmak mecburiyetindeyiz. 

Emperyalistlerin ülkemizin dört bir yanını çevrelediği, kıskaca almaya, baskı kurmaya çalıştığı bu günlerde, komşularımızın silahlı kuvvetlerinden daha üstün kuvvetlere sahip olmak için Türkiye iradeli ve kararlı değişmez bir milli siyaset izlenmiş, kararlı ve iradeli siyasetin Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılında meyvelerini toplamaya başlamış, bu kararlılık duraksamadan devam edecektir. 

Cumhuriyetimizin 100 yılı hedeflerin planlayan milli bir siyaset, savunma ve sanayide eko sistem oluşturarak, 1950 yıllarda uçak fabrikalarının kapatılarak Traktör fabrikasına dönüştürüldüğü bir siyaset anlayışından, 70 yıl sonra, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını taçlandıracak hamleler yaparak, milli siyaset ve millî iradenin ürünleri olan tam bağımsız ülke politikasıyla; Muharip Uçak, Kızılelma, Akıncı, Hür jet, Gök bey, Atak 2, Anka 3, İMECE’ ve sayamadığımız yüzlerce milli teknolojiyi üreterek milletin hizmete sunan emir almayan, dik duran, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.

Bunlar normal ülkelerde yapılmış olsaydı bu hizmetlere anıtlar dikilir, o ülke ayağa kalkar gazeteler her gün manşetler atar, siyasiler ülke menfaati yönünde gururla dünya basınına açıklamalar yapardı.

Ancak üzücü olan, ülkenin milli bütünlüğünü milli savunma gücünü ve bağımsızlık mücadelesini yok sayarak, sadece Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığından bu hizmetlere inanmayan, “Bunlar uçak değil Ruslar bunları bayanmışlar bize vermişler, doğalgaz yok, fabrika yok, montaj maket vs.” diyenler ve bunu dillendiren gayri milli yalancılara inanan, aynı gemide olduğundan habersiz, ülkesine yabancı kör ve sağır büyük bir kitle var maalesef!

Türkiye için değişmez bir milli siyaset olmalıdır. Türk milleti barışçıl tutumla diğer milletlerin etkisinde kalmadan, verilen yapmacık vaatlere inanmadan, hiçbir ülkeye gebe kalmadan, milli birlik ve beraberliği milli gelişmeleri her şeyin üstünde tutarak iç siyaset kaygılarının üstüne çıkmalıdır.

Milli varlığımızın, bütünlüğümüzün korunması için feragatli, sabırlı, vefakarlıkla ülkenin büyük hamlelere girişimlerini korumalıyız ve sekteye uğratacak gayri milli gelişmelere, tutulamayacak siyasi sözlere de itibar etmemeliyiz.

Türkiye’yi risklere, tehlikelere maruz bırakmadan, bırakmaksızın, bırakmamak şartıyla, milli değerlerimizi, kendi gücüyle, kendi milli kaynaklarıyla ayakta duracak bir hale getirilmesi, her çeşit korkudan baskıdan uzak olarak hür, bağımsız, müstakil yaşam ülküsüyle Milli devlete hep birlikte sahip çıkmalıyız…