ÖNCE KENDİNİ YÖNETMEK

Siyasetin bir sanat olduğu bin yıllardır söylenegelir. Genel kabul görmüş bir hipotezdir. İnsan yönetmek yönetim sanatının zirvesidir. Mobil vasıtaların yönetilmesi, kurum ve kuruluşların yönetilmesi, puroje ve tasarıların yönetilmesi, savaş alanlarında harekeat yönetilmesi de yönetim sanatına dahildir. Ama yönetimin en zoru insanlarla yapılan çalışmaları dolayısıyla insanları yönetmektir. İnsan yönetmenin ilk basamağı kişinin bizzat kendisini yönetmesidir. İkinci adımda da fıtrat gereği aile kurarak çoğalan insanın ailesini yönetmesidir. İnsanları, toplumları, kurum ve kuruluşları yönetme konusunda felsefeler geliştirilmiş, yöntemler belirlenmiştir. Ama insanın bizzat kendisini yönetmesi, ailesini yönetmesi konusunda felsefeler, görüşler vaaz edilmemiştir. Din ve ahlak daha çok kişinin ve ailenin yönetilmesi konusunda görüş sahibidir.
*
Din ve ahlak herkesin ihtiyacı olmasına rağmen herkes tarafından kutsanan, kabul edilen erkler değildir. Aslına bakılırsa din ve ahlakı hayatının merkezine yerleştiren insanlar da din ve ahlak kurallarıyla, değerleriyle sık sık ters düşerler. Bu ters düşüş kişiyi ahlaksız ve dinsiz sıfatıyla andırmaz. Ama itirazlar hep şu şekildedir: Güya Müslüman, Hıristiyan, Musevi, dindar ama yaptıklarına bakar mısın. Çevresinde ahlaklı bilinir ama şu yaptıklarına bak yenilip yutulmaz. Bu eleştirilere rağmen o kişiler yine de dinsiz ve ahlaksız sıfatıyla sıfatlanmazlar.
Aslına bakılırsa kişinin kendini yönetmesi ayrı, ailesini yönetmesi ayrı zorluklarla doludur. Ruh ve davranış bilimi bilmeden, toplum bilimi bilmeden, insanı ve aileyi bilmeden insanın kendisini ve ailesini yönetmesi mümkün değildir. Fakat hiç kimse bu konulara kafa yormazken genel insan toplumunu, yönetmeye taliptir.
*
Herkesin bizzat kendisini ya da ailesini yönetmesinin rakibi yoktur. Başkaları buna talip olamaz. Bu alanda bir çekişme-didişme olmazken kimse bu alanda yönetime yanaşmaz. Genel insan topluluğunu yönetmek için ise belli kalıplarla çerçevelenmiş görüş sahipleri ideaları çerçevesinde toplumları yönetmek için yarışır, çekişir, hileler geliştirir gerekirse toplumları savaşlara sokarlar, bölerler. Seçim ve sandık bu alanda icat edilmiştir. Sandıkla gelen sandıkla gitmeli diye de bir altın kural konulmuştur. Ama kimileri bitmez-tükenmez sandık oyunlarıyla sandığa atılan oy sayısını aşan sayıda oy çıkartmayı becerirler. Bu marifet herkes tarafından görülünce tek yol kalır. O yol ise iktidar sahiplerince menfur ilan edilmiştir. Ama dünyanın her yerinde o menfur ilan edilen yola başvurulur.
*
İnsanın kendisini iyi ya da kötü yönetmesinin sonuçları en çok ve en başta kendisini ilgilendirir. Kişinin ailesini iyi ya da kötü yönetmesi çok çok aile bireylerini ileriye ya da geriye taşır. Ama insan toplumlarını yönetmek nesilleri, çağlar ötesini zarara giriftar eder. Böyle bakılınca tarihte yer almış, rol almış hiçbir yöneticinin, genel insan topluluğu yöneticilerinin yatacak yeri olmayabilir zannına düşülür.

YORUM EKLE