Cumhurbaşkanı Erdoğan: F-35'leri hala vermediler, bizi oyalıyorlar! Amerika'yla ters yüz olmak istemiyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trabzon'da gençlerle buluşmasında açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: F-35'leri hala vermediler, bizi oyalıyorlar! Amerika'yla ters yüz olmak istemiyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Trabzon'u ziyareti sırasında Akçaabat Halk Kütüphanesinde gençlerle bir araya geldiği programın görüntüleri paylaşıldı.

Erdoğan, bir süredir ziyaret ettikleri illerde gençlerle buluşmaya, onların düşüncelerini ve duygularını bizzat kendilerinden dinlemeye gayret gösterdiğini belirterek il ziyaretlerinin en keyifli, coşkuya sevk eden yanının da bu programlarda gençlerle yaptıkları buluşmalar olduğunu söyledi.

Milletle ve gençlerle hasbihal ederken sıkça eski Türkiye fotoğraflarını dile getirdiklerini, demokrasi ve kalkınmada hangi kayıpları yaşadıklarını anlattığını dile getiren Erdoğan, "Ardından da ülkemizi 20 yılda nereden nereye getirdiğimizi, rakamlarıyla, örnekleri ile bugün bulunduğumuz yerin önemini göstermeye çalışıyoruz. Çünkü şu anda içinizde biliyorum ki ilk defa bu seçimde oy kullanacak gençlerimiz var, öyle mi? Fakat 18 yıl önce veya 10 yıl önce acaba Trabzon neredeydi, ne oldu? İstanbul neredeydi, ne oldu? Türkiye neredeydi, nereye geldi? Bunları bileceğiz ki oyumuzu kullanırken de buna göre kullanalım ve bunu bilmeden oyu sağlıklı bir şekilde kullanabilir miyiz?" diye konuştu.

Görevi devraldıklarındaki Karadeniz Bölgesi'nden ve yaptıkları yatırımlardan örnekler veren Erdoğan, Karadenizlilerin bunları çok iyi bilip tüm arkadaşlarına anlatması gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, bazen kendi yakın arkadaşlarından bile "artık eskiyi anlatmasak mı" serzenişlerini duyduğunu belirterek "Halbuki nereden geldiğimizi bilmezsek nerede durduğumuzu fark edemeyiz. Böyle olunca da nereye gideceğimizi de kestiremeyiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Üstelik biz eski Türkiye'yi anlatmasak bile eski Türkiye zihniyetinin mensupları sık sık ortaya çıkıp kendilerini zaten hatırlatıyor. Kimi zaman eserlerimize ve hizmetlerimize karşı sergiledikleri çirkin yaklaşımlarla bunu yapıyorlar. Kimi zaman insanlarımızın hak ve özgürlüklerine olan, nefretlerini göstererek yine yapıyorlar. Kimi zaman nasırlaşmış kalplerinin, köhneleşmiş zihinlerinin, zehir saçan dillerinin ürünü hakaretleri ile bunu yapıyorlar. İşte geçtiğimiz günlerde tam bir beşinci kol faaliyeti elemanı olarak çalışan gazeteci kılıklı biri çıktı, bize ve bizim şahsımızda milletimize ağır hakaretlerde bulundu. Milletimiz de yargımız da bu kişinin terbiyesizliğini yanına kar bırakmadı, gerekeni yerine getirdi. Fakat asıl önemli olan bu hakaretin sergilendiği programı yöneten kişinin ve tek parti zihniyeti artığı kimi siyasetçilerin hala çıkıp 'ifade özgürlüğü' kılıfıyla yapılan alçaklığı savunmaya kalkmasıdır. Halbuki bize yapılan hakaret, kendilerine söylense dünyayı birbirine katarlar."

Tayyip Erdoğan'a yapılan hakaretin kendisi için önemli olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kardeşiniz, bu ağabeyiniz, bu büyüğünüz neyse bir makamı temsil ediyor. Bu makam Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Bu makamı korumak da benim görevimdir. Cumhurbaşkanlığı makamına bırakın benim sahip çıkmamı, 'cumhur' diye ifade ettiğimiz bu millet sahip çıkacaktır." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Biz bunların cemaziyelevvelini iyi biliriz. Biz bunları, 1960'da ülkenin seçilmiş başbakanını idam sehpasına gönderenleri alkışlamalarından biliriz. Biz bunları, 1970'li yıllarda sapkın ideolojileri uğruna gençlerimizi birbirine kırdırdıkları dönemlerden biliriz." diye konuştu.

Bunları gençlerin bilemeyeceğini aktaran Erdoğan, "Biz bunları, 1980 darbesine çanak tuttukları yıllardan biliriz. Biz bunları, 28 Şubat'ta milletimizin inancına, hak ve özgürlüklerine yapılan saldırılara verdikleri destekten biliriz. Biz bunları geçtiğimiz 20 yıl boyunca her konuda ülkenin ve milletin aleyhine saf tutuşlarından biliriz. Dolayısıyla bugün yaptıkları da bizi pek şaşırtmıyor. Ne devletimize yaptıkları husumet bizi şaşırtıyor. Ne milletimizin inancına, tarihine, kültürüne, değerlerine olan azgınca düşmanlıkları bizi şaşırtıyor. Ne kendi şahsi çıkarları ve ajandaları uğruna ülkemize verdikleri zararlar bizi şaşırtıyor ama siz gençlerimizin bunları çok iyi tanımaları gerekiyor." diye konuştu.

Gençlerin bunları bir kenara yazmalarını ve vakti saati geldiğinde karşılarındakinin kimler olduğunu çok iyi bilmelerini isteyen Erdoğan, "Dikkat edersiniz ki bunlar sadece demokrasi başlığı altındaki konular. Bir de kalkınma meselesi var ki bunların o hususta ülkemize ve milletimize en küçük bir hayırlı bir hizmetleri, kalıcı eserleri, göğüslerini gererek gösterebilecekleri yatırımları zaten yok. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, spordan sosyal desteklere hangi alana bakarsanız bakın gördüğünüz hemen her eser ve hizmetin altında bizim imzamız vardır." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Şenol Güneş Spor Kompleksi'ni kurduklarına ve 42 bin kişilik stadyumu Trabzon'a kazandırdıklarına işaret ederek aynı zamanda üniversite oyunlarıyla ilgili tesisleri, spor salonlarından yüzme havuzlarına kadar yaptıklarını anlattı.

Yaptıkları eserlerle konuştuklarını vurgulayan Erdoğan, "Bu Bay Kemal ne ile konuşuyor? Her şey ortada." dedi.

Daha sonra sözü gençlere bırakan Erdoğan, soruları yanıtladı.

Bir üniversite öğrencisinin KYK yurtlarında kendilerine verilen internet kotasının yetmediğini belirterek bununla ilgili iyileştirme yapılması talebi üzerine Erdoğan, soruyu Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'na yöneltti.

Bakan Kasapoğlu da "Zaten Sayın Cumhurbaşkanı'mıza konuyu arz ettik. İnşallah önümüzdeki dönem itibarıyla internet kotasıyla ilgili artırımı yapıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da "İnşallah en güzel şekliyle internette öğrencilerimizi rahatlatacağız, bugüne kadar olduğu gibi." diye konuştu.

Kar yağışı sonrası İstanbul'daki çalışmalara ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, "Yani İstanbul'da zaten bizden sonrakilere kalan bir şey olmadı ki, ne yaptıysak biz yaptık. Olmayan bir şey vardı, Sarıyer Kahraman'da balık yemek. Çünkü bizim öyle bir derdimiz yoktu. Bizim tek derdimiz vardı, İstanbul'umuzun neresinde bir eksik var, onları süratle gidermek" dedi.

Dertlerinin sadece "İstanbul aşkı" olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz İstanbul'a aşıktık. Acaba bir yerde bir eksik var mı, yok mu? Hep bunları gidermenin gayreti içerisinde olduk ve böyle çalıştık. Böyle bir İstanbul'u devrettik. Ben sadece bir şeyi söyleyeyim, İstanbul'u devraldığım zaman CHP Belediyesi'nden 2,5 milyar dolar borçla devraldım. Benden sonra bir 250 milyar dolar bıraktım ama bu arada bütün yatırımları da hiçbir yerden yok dışarıdan yok şuradan borçlanmadan bütün yatırımları yaptık. Yani o yaklaşık 5 yıla sığan bu yatırımlar içerisinde hepsini öz kaynakla yaptık ve düşünün ki o zaman merkezi yönetim bizim kendi partimiz filan değildi. Merkezden bizim nasibimize ne düşüyorsa onu aldık ama biz finansmanı iyi yönettik, parayı iyi yönettik, yolsuzluklara asla fırsat vermedik ve o çöp dağlarından, o çukurlardan, çamurlardan İstanbul'umuzu kurtardığımız gibi gerek İSKİ gerek İETT bütün bunlarla beraber çok önemli adımlar attık."

Metrobüsün de kendi dönemlerinde yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, "Şu andaki yönetim bir metrobüs daha yapmış değil. Halbuki metrobüs olayı zor bir şey değil. Onun için ayrı bir hattı inşa ediyorsunuz. Bu hatta da lastikli sistem getiriyorsunuz. Çünkü metrobüs dediğimiz olay da malum tamamen lastikli sistem. Körük ve lastik, bunlar var, ya bunu bile yapmaktan bunlar aciz." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, yaptıkları tünellerin de kapatıldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Mesela Sancaktepe'de tünel açıldı. Bir de baktık bu gitmiş tünelleri kapatıyor. Halbuki bu tüneller, dolayısıyla o da adeta metrodur. Bu metro. Üsküdar'dan oraya kadar insanları rahatlatacaktı ama buna bile maalesef fırsat vermediler ve Sancaktepe'de yaşayan insanlar, benim vatandaşlarım bunun acısını çekti ve çekiyor ve hala orayı kapatmanın gayreti içinde. Bunların böyle bir aşkı yok, böyle bir heyecanı yok. Binali Bey de o dönemde ulaştırmaya bakıyordu Marmaray'ı bize zindan ettiler. Mahkemelerle uğraştırdılar bizi ve buna rağmen 5 yılda biz Marmaray'ı bitirdik. Bunlara kalsa böyle bir şey zaten yapamazlar. Nereden denizin altından işte Marmaray."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrasya tünelini, ardından Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü de yaptıklarını dile getirerek "Fakat bu bile CHP'lileri rahatsız etti. 'Adını niye Yavuz Sultan Selim koydunuz?' diyor. Fatih Sultan Mehmet'in adının olduğu yere Yavuz Sultan Selim yakışmaz mı?" dedi.

Bir lise öğrencisinin, "Cumhurbaşkanı olduğunuzda da arkadaşlarınızla, akrabalarınızla şahsi telefonunuzla görüşüyor musunuz? İşleten olabilir, hiç numaranızı değiştirdiniz mi?" sorusu üzerine Erdoğan, "İşletenlerin sayısı arttığı zaman telefonu mecburen değiştiriyoruz. Çünkü artık bakıyoruz ki bu iş aldı başını gidiyor, hemen özel kalemim diyor ki 'Başkanım bunları değiştirmemiz lazım.' Çünkü telefonlar bakıyorsun elden ele dolaştığı gibi bir de sen güzel bir ifade kullandın 'İşletenler oluyor mu?' dedin, maalesef işletenlerin sayısı arttıkça biz de değiştirmek durumunda kalıyoruz. Bunun dışında hamdolsun bütün telefon diplomasisini çok dikkatli, hassas kullanmaya gayret ediyoruz." yanıtını verdi.

Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, bilgisayar ve cep telefonu gibi teknolojik ürünlerle ilgili öğrencilere destek verip vermeyeceklerine, bu konuda vergi indirimi yapılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin sorusuna, lisans öğrencilerinin burs ücretlerinin hükümetleri öncesinde 45 lira olduğunu bu rakamın bugüne kadar yapılanlarla 650'ye yükseltildiği karşılığını verdi.

Lisansüstü ve doktoraya yönelik burs ödemelerinin de asgari ücret rakamlarına tırmandığını dile getiren Erdoğan, "Sevgili kardeşimizin bu talebi bize maliyet olarak ne getirir, ne götürür bunun üzerinde Hazine ve Maliye Bakanlığıyla bir çalışma yapalım, ondan sonra da ona göre bir adım atalım." diye konuştu.

Kendisine soru sormak üzere söz alan bir öğrencinin isminin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söylemesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akrabalık var mı?" sorusunu yöneltti. Öğrencinin Samsunlu olduğunu bildirmesinin ardından Erdoğan, "Yoksa Rize Güneysu'dan mı oraya gittiniz?" ifadesini kullandı.

Babasının, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın babası Ahmet Erdoğan'la aynı ismi taşıdığını söyleyen öğrenci, Erdoğan'ın sorusu üzerine annesinin adının "Nebahat" olduğunu belirtti. Erdoğan ise "İşte orada ayrıldık" dedi. Erdoğan ile öğrenci arasındaki diyalog salondakilerce alkışlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ve Ukrayna arasındaki kriz hatırlatılarak, dış politika stratejisine yönelik değerlendirmelerinin sorumasına karşılık, dış politikada hedefin daha çok düşman üretmek değil, dost kazanmak olduğunu vurguladı.

Hep dost kazanmanın gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Erdoğan, "Rusya ile münasebetler, tarihinden bu yana bizim bu dönemimizdeki kadar hakikaten bir dostluk içerisinde yürümedi ve çok daha da önemlisi ticaret hacmi itibarıyla da çok ciddi ticaret hacmine bu dönemde ulaştık." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, stratejik ürünlerde Rusya ile münasebetlerin iyi bir konuma geldiğinin, doğal gaz konusunda da ilişkilerin ileri derecede olduğunun altını çizdi.

Rusya ile Akkuyu Nükleer Enerji Santralinin yapıldığını hatırlatan Erdoğan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Önümüzdeki yıl içerisinde, belki bu yıla da yetiştirebilirler, önümüzdeki yıl, 2023'te bu nükleer enerji santralini yapıp oradan üretime geçilecek. Biz kendileriyle bu arada ikinci bir adımı daha attık, o görüşmeleri de yaptık. O da 'ikinci bir santrale girer misiniz' diye bunları Sayın Putin ile konuştuk. Bu konuda da 'Bunun üzerinde çalışalım.' dedi. Belki ikinci nükleer enerji santralini yine Rusya'yla yapma durumumuz da söz konusu. Bir defa bizi, nükleer enerji, bunun yanında doğal gaz, birbirimize bağlama noktasında çok önemli. Dış siyasetin bana göre en önemli ayağı da bu."

S400'lerin de Türkiye-Rusya arasında önemli bir adım olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "S400 çok önemli bir taarruzi savunma sistemi." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin S400 almasından başta ABD olmak üzere uluslararası camianın rahatsız olduğunu hatırlattı.

"Bu karar bizim kararımızdır.' dedik, bu kararımızı verdik, Rusya ile anlaştık. Bu, NATO noktasında da herhangi bir olumsuzluk hiç getirmiyor." diyen Erdoğan, NATO üyesi ülkelerin silahlarını almada kendi kararını verdiğini vurguladı.

ABD'nin, parası ödenmesine rağmen Türkiye'ye vermediği ürünlerin bulunduğunu dile getiren Erdoğan, F35 savaş uçağı konusuna da değindi. F35'lere ilişkin ABD'ye 1 milyar 450 milyon dolar ödeme yapıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bize vermeleri gereken F35'lerimizi vermediler, hala oyalıyorlar. Şu anda da kendileriyle Savunma Bakanlığımız bazı görüşmeler yapmak suretiyle 'Bu problemi çözelim.' diyoruz. Çünkü biz Amerika'yla ters yüz olmak istemiyoruz. Çünkü birçok alanda kendileriyle attığımız adımlar var. Bununla ilgili Savunma Bakanlığımız muhatabıyla bu çalışmayı da sürdürüyor. Gerek F16'ların modernizasyonu veya yeni bazı F16'ları bize vermek suretiyle bunu da çözmenin gayreti içerisinde olacağız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu ay Ukrayna'ya gideceğini, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de Türkiye'ye geleceğini hatırlatarak, Rusya-Ukrayna arasındaki krizi değerlendirdi.

Erdoğan, "Bizim bütün derdimiz, Ukrayna ile Rusya arasındaki bu sıkıntının giderilmesi ve bu konuda sürekli konuşulan savaş vesaire falan... Biz Rusya ile Ukrayna arasında böyle bir savaşın olmasını asla arzu etmiyoruz. Bu, bölge için hayra alamet bir gelişme değildir. Bir NATO ülkesi olarak da böyle bir şeyi istemiyoruz, kabullenmiyoruz. NATO Genel Sekreteri Sayın Jens Stoltenberg, zaten açıklamalarıyla bir yerde bizim önümüzü de açmış oluyor. Temennim, bunu da barışla çözmüş oluruz." diye konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarının ardından tekrar söz alan üniversite öğrencisi Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, 4 yaşındayken kendisiyle çektirdiği fotoğrafı gösterdi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde okuduğunu söyledi.

İsmi ve soy isminden dolayı yaşadıklarını da anlatan üniversite öğrencisi Erdoğan, bir halı sahayı maç rezervasyonu için aradığında, adı ve soyadını söylediğinde telefona bakan işletmecinin "Dalga mı geçiyorsun?" diyerek telefonu kapattığını, daha sonra maç yaptığı halı sahada kimliğini gösterdiği işletmecinin kendisiyle fotoğraf çektirdiğini aktardı.

Samsun'da okuyan üniversite öğrencisi Özkan Yıldız ise TEKNOFEST ve mili teknoloji hamlesi nedeniyle Erdoğan'a teşekkür etti. Yıldız, "Kardeşi kardeşe kırdıranların, üniversiteleri birbirine katanların, çocuklara silah verip dağa çıkaranların aksine siz gençlerimizi, çocuklarımızı bilime yönlendirdiniz, Türkiye'ye yeni bir ufuk açtınız. Teşekkür ediyoruz." dedi.

Bunun üzerine Erdoğan, TEKNOFEST'i damadı Selçuk Bayraktar'ın organize ettiğini, Bayraktar'ın Trabzon Sürmeneli, diğer damadı Berat Albayrak'ın ise Çaykaralı olduğunu söyledi.

Erdoğan, TEKNOFEST'in nerede yapılacağına yönelik kendisiyle yapılan istişareleri hatırlatarak, "Bu yılın en favori şehri olsa olsa Karadeniz'de Samsun olur dedik." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl Samsun'da yapılacak TEKNOFEST'in muhteşem bir organizasyon olacağını sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki karla mücadeleyle ilişkin, "Kar fırtınası yaşandığı gün balıkçıya giden bir AK Parti'li belediye başkanı olsaydı, sizin tepkiniz ne olurdu?" sorusunu yanıtlarken, "Şunu çok rahat, gönül huzuru ile söyleyebilirim, bizim bu göreve getirdiğimiz arkadaşlar böyle bir zamanda kalkıp da bir balıkçı restoranına gidip orada kafayı bulmaz." dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zaten biz arkadaşlarımızı seçerken, bu tür görevlere getirirken, buralarda seçiciyiz. Onun derdi ne olacak? Sadece hizmet olacak. Her zaman konuşmalarımızda benim söylediğim bir şey var, 'Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.' diye. Bırakın sadece karı, karın dışında da meydanda yok. Biz ise deprem oluyor, depremde neredeyiz? Arazideyiz. Bingöl depremi oldu, gece yarısı arkadaşlarımla hep beraber biz Bingöl'deydik. Simav depremi oldu, aynı şekilde oradaydık. Van'da bütün oradaki yıkımlar, şunlar, bunlar bitene kadar, ilgili arkadaşlarım, bakanlarımızla hep beraber Van'daydık. Bunlar, bakıyorsun afetler oldu meydanda yok. İstanbul'u sel bastı Beyefendi Bodrum'da. Hayat böyle devam ediyor bunlarda. Burada neyi anlatacaksın? Ama Genel Başkanın bunlara yönelik en ufak bir operasyonu yok. Biz bir defa bu tür insanlarla yürümeyiz. Gereği neyse onu yaparız. Bunlarla ilgili de konuşmak bile bize zül geliyor. Ama artık diyoruz ki 'ya sabır', inşallah 2023-2024'te benim milletim gereğini yapar."

Erdoğan, Ceren Ece Öksüz isimli gencin, Eren Bülbül'ün memleketinden olduğunu belirterek, "Onun hayatını anlatan filmi geçtiğimiz haftalarda, annesiyle birlikte izlediniz. Neler hissettiniz?" sorusu üzerine de "Biz o akşam Binali Bey ile de orada beraberdik. Zaten şehadeti gerçekleştiği zaman, evine ziyarette bulunduk. Gerek bütün kardeşleri gerek annesi onların o tablosunu izlediğimizde gerçekten o duyguyu yaşamamak mümkün değildi. Fakat bu filmi de hakikaten arkadaşlar güzel hazırlamışlar. İyi bir emek ve TRT ile beraber bu işi yaptıkları, özellikle Ferhat Gedik teğmenle beraber orada Eren rolünü paylaşan yavrumuz, hakikaten bu eseri iyi canlandırdılar ve Ferhat Gedik teğmen de iyi bir seçim olmuş." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, filmdeki "Heyamo" türküsünü çok beğendiğini ifade etmesi üzerine, soruyu soran Öksüz, türküyü kendisinin seslendirdiğini açıkladı. Öksüz, Erdoğan'ın çok sevdiğini ve ödüllendirilmesi gerektiğini söylediği türküyü yeniden okudu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mevsim itibarıyla gençlere, antioksidan ve C vitamini açısından zengin olan nar ile portakalı karıştırarak içmeleri tavsiyesinde de bulundu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER