Avrupa’da sofralardan sanayiye kadar geniş bir kullanım alanı bulan Frenk üzümü, Türkiye’de ise hâlâ hak ettiği ilgiyi göremeyen niş ürünler arasında yer alıyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İngiltere’de hem taze hem de işlenmiş formuyla ciddi bir pazar oluşturan bu meyve, pastacılıktan gurme soslara, kozmetikten ilaç sanayisine kadar uzanan çok yönlü yapısıyla stratejik bir ürün kabul ediliyor. Avrupa’daki market raflarında kilogram fiyatının 20 ila 30 Euro arasında değişmesi de ürünün ekonomik değerini açık biçimde ortaya koyuyor.
Damak tadı farkı talebi belirliyor
Türkiye’nin iklim koşulları Frenk üzümü yetiştiriciliği açısından elverişli olsa da, ürünün iç pazardaki görünürlüğü son derece sınırlı kalıyor. Uzmanlara göre bunun en önemli nedenlerinden biri, Türk mutfağı ile Avrupa mutfağı arasındaki damak tadı farkı. Avrupa’da meyve bazlı ekşi sosların et yemeklerinde kullanılması köklü ve yaygın bir alışkanlık olarak öne çıkarken, Türkiye’de meyvenin ana yemeklerle bir araya geldiği alanların daha dar kalması, bu ürüne yönelik talebi doğal olarak baskılıyor.
Üretim var, yaygın tüketim yok
Türkiye’de Frenk üzümü tamamen yok değil. Ancak üretim, çoğunlukla sınırlı sayıdaki yetiştiricinin hobi amaçlı denemeleri ya da belirli niş pazarlara yönelik küçük çaplı girişimleriyle sınırlı seyrediyor. Bu nedenle semt pazarlarında ürüne rastlamak neredeyse imkânsız hale gelirken, büyük zincir marketlerde ise ancak egzotik meyve reyonlarında ve yüksek fiyat etiketiyle tüketicinin karşısına çıkıyor.
Ürünün az tanınması ve geleneksel tüketim alışkanlıklarına uzak bulunması, Frenk üzümünün Türk hanelerinde düzenli olarak tercih edilen bir meyveye dönüşmesini engelliyor. Serbest piyasanın sunduğu ürün çeşitliliği artarken bile, talebin düşük kalması bu meyvenin yaygınlaşmasının önündeki temel bariyerlerden biri olmaya devam ediyor.
Antioksidan gücü dikkat çekiyor
Gıda mühendisleri ve ziraat uzmanları, Frenk üzümünün yüksek antioksidan içeriği ve güçlü C vitamini değeriyle dikkat çeken bir meyve olduğuna işaret ediyor. Buna rağmen Türkiye’de yerleşmiş “sofralık meyve” anlayışı, ürünün sanayi, sağlık ve gastronomi alanındaki potansiyelinin önüne geçiyor. Oysa katma değeri yüksek tarımsal ürünlere yönelimin arttığı bir dönemde, Frenk üzümü gibi özel ürünler üretici için yeni gelir kapıları açabilecek nitelik taşıyor.
