Bilim Kurulu'na sert eleştiri: Görevi panik yaratmak mı?

Koronavirüs salgınıyla birlikte hayatımıza giren ve açıklamalarıyla topluma yön veren Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu ile ilgili sert bir geleştiri geldi

Bilim Kurulu'na sert eleştiri: Görevi panik yaratmak mı?

Koronavirüs salgınıyla birlikte milyonlarca kişinin tavsiyelerine kulak verdiği Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu ile ilgili sert bir eleştiri geldi.

Sabah gazetesinin duayen yazarı Hıncal Uluç, "Sağlık Bakanımıza açık mektup" başlıklı bir yazı kaleme aldı bugün.

Uluç'un yazısından öne çıkan bölümler şöyle:

Sayın Koca, korona günlerinin başından beri yaptığınız açıklamalarla, milletimizin kendini iyi hissetmesini, devlete güvenmesini sağladınız. Tüm dünya uzmanlarının ortak görüşüydü, virüsle savaşta en büyük silahın insanın kendini iyi hissetmesi, kendine, devletine ve medyasına güvenmesi..

Siz kendinize düşeni fazlasıyla sağladınız ama, medyamız, her türlüsü ile medyamız, virüsün en büyük silah arkadaşları, korku, endişe ve kafa karışıklığını pompalamak için her şeyi yaptı ve yapıyor..

Hem de sizin "Bilim Kurulu" üyeleriniz doktorları da kullanarak..

Devletin Bilim Kurulu Üyesi, sokaktaki sıradan adam durumuna düşer mi?.

Bunlar düştüler.

Her çağıran televizyona koştular. Her gazeteye durmadan demeç, durmadan söyleşi verdiler. Hem de ne saçma sapan, ne birbirlerine ters şeyler söylediler..
(...)
Bilim Kurulunuz kendi arasında birlik olamazsa, biz kendi aramızda onlara inanıp nasıl birlik oluruz?.
Onların, tarafınızdan açıklanan kararlarına uymayanlara, nasıl kızarız "Ben sokağa çıkarım, maske falan da takmam" dedikleri ve yaptıkları için..

Cumartesi günü, bizim gurubun Takvim gazetesinde manşet..

İzmirde bir iş adamı "Kağıt Para"dan virüs kapmış.

Plazma tedavisi bile yapıldığı halde, ölmüş.

Kardeşi de hastalanmış. Kağıttan kapılmış virüs ve en ileri, en pahalı tedaviye rağmen ölüm.. Ve Sayın Bakan, buraya dikkat..

Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu "Kovid 19 kağıt parada günlerce dayanıyor" demiş. Sizin Bilim Kurulu 
Üyeniz Prof. Dr.Tevfik Özlü de fetva vermiş..
"Para en büyük tehlike.. Virüs paraya temasla vücuda taşınıyor.." Bu ne demektir Sayın Bakan?.

Bilim Kurulu'nun görevi panik yaratmak mı?.

Kağıt para kadar elden ele dolaşan şey var mı?.

Peki o zaman gazeteler.. Kitaplar.. Kese kağıtları..

Paket kağıtları..
Kağıtta virüs yaşasa ve taşınsa, şu ana dek, en az 60 milyonumuz virüs kapmaz mıydık?.
Sadece bu olsa iyi..

Bir de gazetelerin sağlık(!) köşelerinde halkı endişelendirmek için ellerinden geleni yapanlar var.
"Cilt Kanseri belirtileri" yazmış Milliyet'te "Bilim Günlüğü" başlığı altında Prof. Berrin Pehlivan..
Belirtiler saymış.
"Kızarıklık.. Çil.." Normal bir günde tamam.. Ama milletin zaten endişe etmek için bahane aradığı günlerde, yüzde kızarmaya "Kanser olabilir" demek insanı kanser yapar asıl.. Beyin Kanseri..

Yaz başlıyor. Güneş çıktı. Ultraviyole ışınlarında güneşin D vitamini var. D vitamini virüsün ilacı.
D eksikliği hastalığın tedavisini güçleştiriyor. Millet fırsat buldukça kendini güneşe atarken, Prof. Dr. yumurtluyor..
"Dikkat.. Güneş kanser yapar.." Gaz çıkardın bağırsak, öksürdün akciğer, miden bulandı mide, başın ağrıdı beyin kanseri olabilirsin.
Koş doktora..

Ama hastaneler virüsle dolu mecbur kalmadıkça koşma doktora..
Peki ne yapsın bu millet Sayın Bakanım..

Delirsin mi?. Çıldırsın mı?.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER