Koronavirüs mücadelede ne yemeli? Sakın eve sokmayın!

Koronavirüsle mücadele sürerken, yiyeceklerle ilgili de ortaya çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Profesör Doktor Murat Baş, bu konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu

Koronavirüs mücadelede ne yemeli? Sakın eve sokmayın!

İnsanoğlunun koronavirüsle mücadelesi sürüyor. Her geçen gün yeni bir öneri ortaya atılıyor. 

İlaçların yanı sıra yeme içme önerileri de bunların arasında. Ne yapmayı, nasıl beslenmeli? Herkes birbirine bunu soruyor.

Peki uzmanlar ne diyor?

İşte uzmanlardan Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Baş anlatıyor. Bakın neler söylüyor:

- Tek bir besin yiyecek olarak hiçbirşeyi çözmez. Olaya bütüncül bakmak gerekli. 

- Yuvarlak bir tabağı düşünün, tabağın yarısının mutlaka hem öğle hem de akşam yemeğinde sebze ve meyvelerden oluşması gerekiyor. Sebzeleri de kendi içerisinde pişmiş ve çiğ olarak ayırmak gerekiyor çünkü pişirince bir miktar vitamin kaybı meydana geliyor. O nedenle, rengarenk, mümkünse her gün farklı renklerdeki sebzeleri bir araya getirerek sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye geçmemiz gerekiyor. 

- Tabağın 4'te 1'lik kısmında protein kaynaklarımız olmalı. Protein kaynaklarımız da mümkün olduğunca çok daha az miktarda kırmızı et, daha fazla miktarda tavuk ve hindi gibi kümes hayvanı etleri ya da en önemli protein kaynaklarından olan balıktan oluşacak. 

- Nohut, kuru fasulye gibi baklagiller, ceviz, fındık, badem gibi sert kabuklu yemişler, ay ve kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar ile yumurta bu grup içerisinde yer alacak. Tabağın diğer 4'te 1'lik kısmında da tahıl kaynakları olacak. Beyaz makarnadan, beyaz pirinçten, beyaz undan bahsetmiyoruz. Kepeği ayrılmamış tam tahıllardan bahsediyoruz.

- Hepimiz akşam eve gidiyoruz haberleri izliyoruz, sosyal medyayı takip ediyoruz. 'Ne oluyor, ne bitiyor, kaç kişide görüldü?' derken o kaygı, depresyon ve stres bizi daha fazla yemeğe teşvik ediyor. Beraberinde de hatalı beslenme alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Odağımızın farklı noktalara çekilmesi gerekiyor. Aklımıza yemek geldiğinde buzdolabının kapağını açmak yerine belki evin içinde bir tur atmak, hoplayıp zıplamak gibi farklı şeylerle yemeğe olan odağımızın değiştirilmesi gerekiyor. 

- Mutlaka tabağımızın yanında yoğurt, kefir, süt ve ayran gibi süt ve süt ürünlerinin olması gerekiyor. Yağ türü olarak, zeytinyağı baş tacımız ama pahalı. O nedenle, zeytinyağı ağırlıklı olarak yine bir miktar tereyağı da kullanılabilir.

- 30 gram ceviz, fındık, badem yerseniz size sağlık verir ama bunu 100 gram tükettiğinizde yaklaşık 700 kalori enerji alırsınız. Buna da dikkat etmek gerekiyor çünkü vücuttaki yağ miktarı arttıkça bağışıklığın düşeceğini de unutmamak gerekiyor.

- Kelle paça evet Türk mutfak kültüründe olan bir çorba ama kelle paçaya ya da turşu ve turşu suyuna anlam yüklemek doğru değil. Deniyor ki, turşuda, turşu suyunda probiyotik bakteriler var. Evet olabilir ama bir ürüne probiyotik ürün diyebilmemiz için o ürünün bir gramında 1 milyar canlı probiyotik bakteri olması gerekiyor. 

- Her gün turşu yemek beraberinde tuz tüketimini getirir. Tuz tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz etkileyen en önemli etmenlerden biri. Hipertansiyonu, böbrek ve karaciğer sorunu olanlar ile kanser hastaları bu besinlere karşı daha da dikkatli olmalı. O nedenle, hiçbir besine anlam yüklemeyelim. Böyle bir besin yok şu anda dünya üzerinde. 'Süper besin' diye bir kavramdan hiç bahsetmeyelim.

- Açıkta satılan hiçbir ürünün almamak gerekiyor. Bunlar baharat, ceviz, fındık, badem gibi sert kabuklu kuruyemişler olabilir. Bu dönemde açık sütün asla eve girmemesi gerekiyor. Çünkü o süt nereden geldi, kim sağdı, sağarken hapşırdı mı, öksürdü mü bilmiyoruz. Getirdiği kabın sağlıklı bir kap olup olmadığını, virüsün bulaşıp bulaşmadığını bilemiyoruz. Hatta ben olsam evde yoğurt bile yapmam bu dönem içerisinde. Yapılıyorsa da mutlaka pastörize edilmiş bir sütle hazırlanması gerekiyor.

- Vitaminin de mineralin de aşırı kullanımında sıkıntı var. Bu dönemde eğer ki kişiler kullanacaksa en önemli 3 besin ögesi, D vitamini, çinko ve C vitaminidir. Bu üçü bağışıklığı artırmak için yeterli görülüyor ama aşırısı zararlı bunu unutmamak gerekiyor. O nedenle bir sağlık profesyoneline danıştıktan sonra gıda takviyesi kullanımı çok önemli. Bağışıklığın temel noktası bağırsaklar demiştik. Bağırsak sağlığını korumak ve sürdürmek için eczanelerde satılan probiyotik takviyeler de kullanılabilir ama bir sağlık profesyoneline danışılarak bunların yapılması çok önemli.

- Herhangi bir virüse ya da bakteriye karşı etki gösteren ve onları ortadan kaldıran hiçbir yiyeceğin bulunmuyor. 
 

Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2020, 10:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER